Âmid'den Bağdat Müstansıriyye Medresesi'ne: Zeynüddin el-Âmidî'nin Hayatı
İslam medeniyeti, sadece engelleri aşan değil, engelleri insanlık için çığır açıcı icatlara dönüştüren emsalsiz kahramanlarla doludur. Bu kutlu zincirin en parlak halkalarından biri, Diyarbakır (Âmid) kökenli olup Bağdat'ta yaşayan Zeynüddin Ali b. Ahmed b. Yûsuf el-Âmidîdir (ö. 712 / 1312).
Henüz küçük bir çocukken geçirdiği bir hastalık sebebiyle görme yetisini tamamen kaybeden Zeynüddin, bu durumu ilim yolunda bir engel olarak görmeyi reddetmiştir. Dönemin İslam dünyasının en prestijli üniversitesi olan Bağdat Müstansıriyye Medresesi'nde fıkıh, hadis, nahiv (Arap grameri) ve lügat ilimlerinde icazet alarak devrinin en büyük Hanbelî fakihlerinden biri olmuştur.
«Gözün görmemesi, kalbin ve aklın perdeli olmasından evladır. Allah bir kapıyı kapatırsa, kulun gayretiyle bin kapıyı aralar.» — Zeynüddin el-Âmidî
Âmidî, geçimini kimseden yardım almadan, kendi emeğiyle sağlamak üzere Bağdat'ın meşhur Sahhaflar Çarşısı'nda kitap ticaretine ve sahafiyye mesleğine atılmıştır.