İlm-i Vakf ve Sükût: Harflerin Sessizliği, Kalbî Murâkabe ve Sırr-ı Sükûn
FASIL I: Kur'an'da Vakf (Durak) İşaretlerinin İrfanî Boyutu
Kur'an tilavetinde kelimelerin arasında durmayı ve nefes almayı düzenleyen İlm-i Vakf ve'l-İbtidâ (Mîm, Tâ, Cîm, Zâ, Sâd durakları), zâhiren bir kıraat disiplini iken bâtınen mânânın kalbe nüfuz etmesi için lüzumlu tefekkür molalarıdır. Durulması gereken yerde geçmek mânâyı tahrif ettiği gibi; sâlikin de kalbî seferinde durup tefekkür etmesi gereken ilahî ikazları atlaması manevi körlüğe sebep olur.
FASIL II: 'Sükût İkrardan Gelir': Tasavvufta Sükût ve Sır Saklama
Hâce Abdullah el-Ensârî'nin Menâzilü's-Sâirîn eserinde sükût makamı, sâlikin dilini mâlâyânîden, kalbini ise Hakk'tan gayrı düşüncelerden korumasıdır. 'Lisan sükûtu avamın, kalp sükûtu havassın, sır sükûtu ise ehassü'l-havassın edebidir.' Arifler sırları ifşa etmez; zira tecelli-i Zât kelimelerin dar kalıplarına sığmaz.
FASIL III: Murâkabe-i Tâmme ve Sessizlik Odasında Vuslat
Gürültü ve kesretle dolu modern dünyada ruhun en büyük ilacı Sükût Murâkabesidir. Dil susunca zihin dinlemeye başlar; zihin susunca kalp uyanır; kalp susunca ise ezelî hitap duyulur: 'Elestü bi-Rabbikum' (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?). Hakiki irfan, laf kalabalığında değil; ilahî huzurun huşû dolu sessizliğinde bulunur.