İlm-i Tevellüdât: Madenler, Bitkiler ve Canlıların Kozmik Tekvîni
FASIL I: Mevâlîd-i Selâse (Üç Doğum) Felsefesi
Kadim İslâm tabiat felsefesinde (İbn Sînâ, Bîrûnî, İhvân-ı Safâ) yeryüzündeki mevcudat Mevâlîd-i Selâse (üç doğmuşlar) olarak sınıflandırılır: Cemâdât (Madenler ve Taşlar), Nebâtât (Bitkiler) ve Hayvânât (Canlılar). Bu üç mertebe, dört anasırın (Toprak, Su, Hava, Ateş) yedi seyyare (Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn) feleklerinin tesiriyle birleşmesinden vücut bulur. Cemadatta kemale eren varlık bitkiye, bitkide kemale eren hayvana, hayvanda kemale eren ise akıl ve ruh libasını giyerek İnsan mertebesine yükselir.
FASIL II: Madenlerin Ruhanî Havasları ve Şifa Hususiyetleri
Bîrûnî'nin Kitâbü'l-Cemâhir fî Ma'rifeti'l-Cevâhir adlı şaheserinde beyan ettiği gibi, yakut, zümrüt, akik, fîrûze ve lü'lü (inci) gibi kıymetli taşlar sadece süs eşyası değildir; kozmik ışınları kırarak taşıyıcısının aurasını güçlendiren manyetik odak noktalarıdır. Akik taşı kalbi ferahlatır ve vesveseyi defeder; Fîrûze nazara karşı manevi kalkan oluşturur; Yakut ise irade ve cesaret enerjisini takviye eder.
FASIL III: Tevellüdâtın Zirvesi: İnsân-ı Kâmil
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî'sinde veciz bir üslupla ifade ettiği varlık yolculuğu, cemadattan insana uzanan seyr-i sülûktur: 'Cemad idim öldüm, nebat oldum; nebat idim öldüm, hayvan zuhur ettim; hayvaniyeti terk edip insan oldum...' Bu tekâmül biyolojik bir tesadüf değil, Nûr-ı Muhammedî'nin kesret libaslarından arınarak aslî vatanı olan Vahdet huzuruna rücû etmesidir.