FASIL I: Nîşâbur'un Attârı: Eczacılıktan Gönül Tabipliğine

12. yüzyılın büyük mutasavvıf şairi Ferîdüddin Attâr (k.s.), Horasan'ın ilim ve kültür başkenti Nîşâbur'da dünyaya gelmiştir. Asıl mesleği 'attâr'lık (tabiplik, aktarlık ve şifalı bitkiler uzmanlığı) olan hazret, zengin bir dükkânda hastalara deva dağıtırken kapısına gelen bir dervişin bakışıyla derinden sarsılmıştır.

Derviş ona dükkânındaki malları işaret ederek: 'Sen bu kadar ağır yüklerle nasıl öleceksin ve Hakk'a nasıl varacaksın?' diye sormuş, ardından hırkasını başının altına koyup 'Allah' diyerek ruhunu teslim etmiştir. Bu ibretli sahne karşısında dünyevi bağlarını bir anda çözen Attâr, dükkânını fakirlere dağıtmış, Şeyh Mecdüddîn-i Bağdâdî'nin dergâhına sığınarak nefsini aşk potasında eritmiştir.

FASIL II: Mantıku't-Tayr: Kuşların Sultanı Sîmurg'u Arayış Destanı

Attâr'ın dünya edebiyatının ve tasavvuf irfanının zirvelerinden biri olan Mantıku't-Tayr (Kuş Dili) eseri; Kur'an'da Hz. Süleyman'a (a.s) öğretildiği beyan edilen 'kuş dili' remzi üzerine kuruludur (Neml Sûresi, 16. Âyet). Kâinattaki bütün kuşlar (insan ruhları), bir araya gelerek kendilerine bir sultan seçmek isterler.

Kılavuz kuş olan Hüd-hüd (kalp basireti), onlara Kaf Dağı'nın ardında yaşayan ve güzelliğine sınır olmayan muazzam bir sultan olduğunu, adının Sîmurg (Otuz Kuş) olduğunu haber verir. Kuşlar büyük bir şevkle yola çıkarlar; ancak önlerinde aşılması imkânsız gibi görünen yedi çetin vadi bulunmaktadır.

FASIL III: Seyr ü Sülûkun Yedi Vadisi (Heft Vâdî)

Attâr, insanın nefs-i emmâreden hakikat-i zâtiyyeye ulaşması için geçmesi gereken yedi manevi makamı şu vadilerle sembolize eder:

  1. 1. Vâdî-i Tâlep (İstek Vadisi): Sâlikin dünyevi arzulardan sıyrılarak yalnız Hakk'ı arama şevkine düştüğü başlangıç makamıdır. Burada sabır, açlık ve gayret gerekir.
  2. 2. Vâdî-i Işk (Aşk Vadisi): Aklın sustuğu, mantığın yandığı ve kalbin ilahi ateşle tutuştuğu vadidir. Burada sâlik canını ve malını ateşe atmaktan çekinmez.
  3. 3. Vâdî-i Mârifet (Bilgi Vadisi): Kuru zihinsel malumatın değil, kalbe doğrudan inen keşf ve ilahi nurların makamıdır. Herkes kendi kabı ve istidadı nispetinde hakikati görür.
  4. 4. Vâdî-i İstiğnâ (Gözü Tokluk Vadisi): Dünyanın ve kâinatın zerre kadar değerinin kalmadığı, kulun yalnız Allah ile yetindiği zenginlik mertebesidir.
  5. 5. Vâdî-i Tevhîd (Birlik Vadisi): Kesretin (çokluğun) yok olduğu, her şeyde tek bir Zât'ın tecellîlerinin müşahede edildiği vahdet makamıdır.
  6. 6. Vâdî-i Hayret (Şaşkınlık Vadisi): Aklın ve havassın tamamen iflas ettiği, sâlikin: 'Biliyor muyum bilmiyor muyum, var mıyım yok muyum?' diyerek ilahi azamet karşısında donakaldığı makamdır.
  7. 7. Vâdî-i Fenâ ve Bekâ (Yokluk ve Ebediyet Vadisi): Kişisel benliğin (ene) tamamen silindiği, kulun Hak ile bâkî olduğu fenâfillâh sırrıdır.
[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: Otuz Kuşun Aynadaki Sırrı: 'Sen Sîmurg'sun!'

Binlerce kuşla başlayan bu zorlu seferde kimi bülbül gülün aşkıyla, kimi papağan süsüyle, kimi kaz suyuyla oyalanıp yolda kalmış; yedi vadiyi ancak otuz kuş (Farsça: Sî murg) aşabilmiştir. Kaf Dağı'ndaki yüce dergâha vardıklarında sultanın kapısı açılmış ve önlerine parlak bir ayna konulmuştur.

Otuz kuş aynaya baktıklarında ne görseler beğenirsiniz? Aynada gördükleri şey yine kendi suretleridir! Sultan Sîmurg, o otuz kuşun vahdette birleşmiş hakikatinden başka bir şey değildir. Bu muazzam sahne, tasavvuftaki Enel-Hak ve Vahdet-i Vücûd sırrının en zarif edebi tefsiridir: 'Hakk'ı uzaklarda arama; nefsin perdelerini yırttığında hakikatin kendi kalbinde olduğunu göreceksin.'

FASIL V: Tezkiretü'l-Evliyâ ve Attâr'ın Mirası

Attâr'ın nesir türündeki başyapıtı Tezkiretü'l-Evliyâ; Hasan-ı Basrî'den Cüneyd-i Bağdâdî'ye, Bâyezîd-i Bistâmî'den Hallâc-ı Mansûr'a kadar 96 büyük arifin hayatını, ahlakını ve kerametlerini anlatan bir irfan mektebidir. Hz. Mevlânâ onun hakkında: 'Attâr ruh idi, Senâî iki gözü; biz ise Attâr ile Senâî'nin ardından geldik' diyerek hürmetini ifade etmiştir.