FASIL I: Mihne'den Doğan Horasan Güneşi

Hicri 357 (Miladi 967) yılında Türkmenistan sınırındaki Mihne kasabasında doğan Şeyh Ebû Saîd Fazlullâh b. Ebi'l-Hayr el-Meyhenî (k.s.), Horasan tasavvuf ekolünün en parlak kutuplarından biridir. Gençliğinde Merv ve Serahs medreselerinde tefsir, hadis ve edebiyat tahsil etmiş; ancak kâğıtlardaki ilim kalbini doyurmayınca Şeyh Ebü'l-Fazl Hasan es-Serahsî ve Ebü'l-Abbas el-Kassâb'ın terbiyesinde ağır riyazetlere girmiştir.

FASIL II: Esrâru't-Tevhîd: Benliği Aradan Çıkarma Sanatı

Torunu Muhammed b. Münevver tarafından kaleme alınan Esrâru't-Tevhîd fî Makâmâti'ş-Şeyh Ebî Saîd, onun hayatını ve irfanını anlatan bir tasavvuf klasiğidir. Ebû Saîd'e tasavvufun ne olduğunu sorduklarında şu veciz cevabı vermiştir:

'Tasavvuf; kafandaki hayal ve iddiaları terk etmen, elindekini cömertçe dağıtman ve başına gelen musibetlere asla şikayet etmemendir.'

Ona göre hakiki tevhid; kulun 'ben' demeyi terk etmesi ve fiillerin hakiki failinin Allah olduğunu zevken idrak etmesidir.

FASIL III: İlk Hankâh (Dergâh) Nizamı ve 10 Maddelik Hizmet Ahlakı

İslam tarihinde dergâh ve tekke teşkilatının kurallarını ilk defa sistemleştiren arif Ebû Saîd'dir. Dervişlerin tembellik değil; halka hizmet, nezaket, misafirperverlik ve fedakârlık içinde yaşamalarını şart koşmuş, dergâhına gelen herkesi (inancına bakılmaksızın) cömertçe doyurmuştur.

[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: İbn Sînâ ile Tarihi Mülakat

Devrin en büyük filozofu İbn Sînâ ile Ebû Saîd üç gün boyunca bir halvette baş başa görüşmüşlerdir. Görüşmenin ardından talebeleri İbn Sînâ'ya şeyhi sorduklarında: 'Benim aklî delillerle bildiğim hakikatleri, o bizzat kalp gözüyle görüyor' demiştir. Ebû Saîd'e İbn Sînâ'yı sorduklarında ise: 'Benim basiretle gördüğüm hakikatleri, o aklî burhanlarla biliyor' cevabını vermiştir.