FASIL I: Samarra Valiliğinden Bağdat Dergâhına Uyanış
Hicri 247 (Miladi 861) yılında Samarra'da doğan Dülef b. Ca'fer Ebû Bekir eş-Şiblî (k.s.), sarayda yüksek mevki sahibi zengin bir vali iken katıldığı bir mecliste ilahi aşk cezbesine tutulmuş; makamını, zenginliğini ve süslü kaftanlarını terk ederek Seyyidü't-Tâife Cüneyd-i Bağdâdî'nin kapısına derviş olmaya gelmiştir.
FASIL II: Cüneyd'in İmtihanları: Kükürt Satıcılığı ve Dilencilik
Cüneyd-i Bağdâdî onun içindeki kibir tortularını yok etmek için ona sokaklarda tuz ve kükürt sattırmış, ardından Bağdat pazarında bir yıl boyunca dilendirmiştir. Şiblî bir yıl sonra bir dirhem bile toplayamayınca Cüneyd: 'Gördün mü Şiblî? Halkın gözünde senin zerre kadar değerin yokmuş! Artık hiçbir kula bel bağlama, yalnız Allah'a yönel!' diyerek onu halvet odasına almıştır.
FASIL III: Hallâc-ı Mansûr'un Şehadeti ve Kırmızı Gül Sırrı
Hallâc-ı Mansûr dâr ağacına çekilirken halk üzerine taşlar fırlatıyordu. Şiblî ise dostunun halini ve ilahi sırrını bildiği için ona hafifçe kırmızı bir gül fırlattı. Hallâc, atılan taşlara inlemediği halde Şiblî'nin gülü isabet edince derin bir ah çekti. Sebebini sorduklarında tarihe geçen şu cevabı verdi: 'Taş atanlar beni bilmiyorlar, mazurdurlar. Fakat dostum Şiblî benim sırlarımı bildiği halde gül atarak beni kınadı; beni yaralayan taşlar değil, dostun gülüdür!'
FASIL IV: Gözlerine Tuz Basan Âşık: Uykuyu Kovma Riyazeti
Geceleri seher vaktinde uykuya mağlup olmamak için göz kapaklarına sürme çubuğuyla tuz süren Şiblî: 'Allah'ı zikretmek varken gaflet uykusuna dalan göze tuz yakışır!' demiştir. Vefatına yakın bütün amel defterini ilahi af deryasına havale ederek aşkla can vermiştir.