Yetmiş Bin Nûr ve Zulmet Perdesi Hadîs-i Şerîfi'nin İrfânî Tahlili
İslâm tefekküründe tenzih ve teşbih dengesinin en yüksek zirvesini teşkil eden bu hadîs-i nebevî, Yüce Allâh'ın Zâtı ile mahlûkatı arasında var olan ontolojik perdeleri beyan eder. Başka rivayetlerde "Allâh'ın nûrdan ve zulmetten yetmiş bin (yahut yedi yüz) perdesi vardır" şeklinde vârid olan ifade, kesret âleminin Vahdet nûruna karşı nasıl bir derece derece kademelenme ile korunduğunu açıklar.
Büyük arifler beyan ederler ki; buradaki "hicâb" (perde), hâşâ Cenâb-ı Hakk'ı örten bir engel değil; bilakis mahlûkatın zaafından ötürü ilâhî tecellînin sonsuz şiddetine tahammül edememesinden kaynaklanan bir "zuhur perdesi"dir. Güneşin ışığına doğrudan bakamayan gözün önüne çekilen filtreler misali, kâinattaki melekûtî nûr perdeleri de kâinatın varlığını devam ettirebilmesi için melekût memurları tarafından muhafaza edilen rahmet kalkanlarıdır.