FASIL I: Sûr Borusunun Mahiyeti, Geometrisi ve Melekûtî Boyutları
İslam melekût kozmolojisinde Sûr; Arş-ı A'zam'ın sağ sütununu taşıyan yüce melek Hz. İsrâfîl'in (a.s.) dudaklarına dayalı tuttuğu, kâinattaki bütün titreşim dalga boylarını, frekans modülasyonlarını ve boyutsal geçişleri kontrol eden azametli kozmik enstrümandır. Hadis-i şeriflerde (Tirmizî, Ebû Dâvûd) Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'İsrâfîl boynuz şeklindeki Sûr'u ağzına almış, alnını eğmiş, kulağını kabartmış bir vaziyette 'Üfle!' emrini beklemektedir.'
Fahreddin Râzî'nin Mefâtîhu'l-Gayb ve İmam Süyûtî'nin El-Habâik fî Ahbâri'l-Melâik eserlerinde zikredildiği üzere; Sûr, gökler ve yer genişliğinde bir nûr borusudur. Üzerinde kâinattaki bütün yaratılmış ruhların sayısınca delik ve rezonans kanalı bulunur. Bu kanallar, her bir varlığın zâtî titreşim frekansına (öz frekansına) ayarlanmıştır. Maddenin atom altı kuantum sicimleri (strings), bu melekûtî titreşim ağı üzerinde varlığını sürdürür.
FASIL II: Nefha-i Sa'ak: Kozmik Rezonans Felaketi ve Atomik Bağların Çözülmesi
Zümer Sûresi 68. âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: 'Sûr'a üflenir; böylece Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi çarpılıp cansız yere serilir (sa'aka)...'
Bu ilk üfleme Nefha-i Sa'ak (Yıkılış ve Çarpılma Üflemesi) olarak adlandırılır. Akustik ve kuantum dalga mekaniği açısından incelendiğinde; her bir atom çekirdeğini ve elektron yörüngesini bir arada tutan güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve elektromanyetizma, Sûr'dan yayılan ezici ve yıkıcı rezonans frekansıyla karşılaştığında kendi doğal salınım sınırını aşar. Tıpkı yüksek perdeden bir ses frekansının kristal bir kadehi rezonansa sokarak un ufak etmesi gibi; Sûr'un ilk sedası kâinattaki bütün madde kalıplarını parçalar.
Dağlar atılmış renkli yün gibi havaya savrulur (Kâria 5), yıldızlar dökülür (İnfitâr 2), denizler kaynatılır (Tekvîr 6) ve zaman-mekân dokusu büzülerek ortadan kalkar. Bu dehşetli anda melekler dahi bayılarak secdeye kapanır; Cenâb-ı Hakk'ın dilediği mukarreb melekler dışında canlı hiçbir varlık kalmaz.
FASIL III: İki Nefha Arasındaki Kırk Yıllık Gayb Sükûneti ve Mülkün Sahibi
Sahih-i Müslim ve Buhârî'de Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilen hadis-i şerifte: 'İki üfleme arasında kırk vardır' buyrulmuştur. Raviler 'Kırk gün mü, kırk ay mı, kırk yıl mı?' diye sorduklarında Ebû Hüreyre: 'Kesin bir şey söylemekten çekinirim' demiştir. Ulema ve tasavvuf mektebi, bu kırk periyodun zamanın izafi olduğu melekûtî bir 'Kırk Berzah Yılı' olduğunu ifade eder.
Bu sükûnet evresinde bütün kâinat 'Lâ Mekân' sırrına bürünür. Varlık aynaları kapanmış, kesret (çokluk) vahdet denizinde erimiştir. Cenâb-ı Hak mutlak kibriyâ ve azametiyle nida buyurur: 'Li-meni'l-mülkü'l-yevm?' (Bugün mülk kimindir? - Mü'min Sûresi 16. Âyet). Hiçbir varlık cevap veremez; yine Zât-ı Zülcelâl Kendi Zâtına cevap verir: 'Lillâhi'l-Vâhidi'l-Kahhâr' (Mutlak galip ve tek olan Allah'ındır!).
FASIL IV: Nefha-i Ba's: Diriliş Frekansı, Yağmur ve Moleküler Rekonstrüksiyon
Kırk yıllık gayb sükûnetinin ardından Cenâb-ı Hak Arş-ı A'zam'ın altındaki Mâu'l-Hayat (Hayat Suyu) hazinesinden yeryüzüne erkek menisi kıvamında özel bir diriliş yağmuru yağdırır. Bu yağmurla toprak altında çürümüş bütün cesetlerin tohumu mesabesindeki 'Acbü'z-Zeneb' (kuyruk sokumu kemiği çekirdeği) yeşermeye başlar.
Ardından Zümer Sûresi 68. âyetin devamında bildirilen ikinci üfleme gerçekleşir: 'Sonra Sûr'a bir daha üflenir; bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakınıp duruyorlar!' Bu ikinci ses Nefha-i Ba's (Diriliş ve Yayılma Üflemesi) adını alır. İsrâfîl'in (a.s.) ikinci nefhası yıkıcı değil; yapıcı, cezbedici ve mıknatısiyet yüklü bir frekanstır. Sûr'un üzerindeki deliklerden arı oğulu gibi çıkan sayısız ruhanî şua, toprak altında yeniden inşa edilen kendi öz bedenlerini bulur ve beden kalıpları anında canlanarak mahşer meydanına doğru koşmaya başlar.
FASIL V: İsrâfîl'in (a.s.) Melekûtî Makamı ve Arş Rezonansının İrfani Şerhi
İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât-ı Mekkiyye 371. bâbında açıkladığı üzere İsrâfîl (a.s.), ilahi tecellînin 'el-Bâis' (Ölüleri Dirilten), 'el-Muhyî' (Hayat Veren) ve 'es-Semî' (Her Şeyi İşiten) isimlerinin mazharıdır. İsrâfîl'in Sûr'u, zahirde kıyamet borusu iken bâtında hakikat âşıklarının kalplerine üflenen feyz nefhasıdır.
Gaflet uykusundaki bir nefis, kâmil bir mürşidin veya ihlaslı bir zikrin nefhasıyla uyandığında manevi bir kıyamet yaşar; nefs-i emmâresi ölür (Nefha-i Sa'ak) ve kalbi ebedi marifetullah nuruyla dirilir (Nefha-i Ba's). Bu sebeple arifler: 'Mûtû kable en temûtû' (Ölmeden önce ölünüz) sırrını Sûr-ı İsrâfîl'in manevi tecellîsi olarak idrak etmişlerdir.