FASIL I: Tarihsel Arka Plan ve Veda Haccı'nın İlahi Kronolojisi

Hicretin 10. yılında (Miladi 632) gerçekleşen Veda Haccı (Haccetü'l-Vedâ); İslam davetinin kemâle erdiği, risalet vazifesinin tamamlandığı ve yüz yirmi bini aşkın sahabi huzurunda bütün insanlığa hitap eden ilk yazılı evrensel insan hakları manifestosunun irad edildiği benzersiz bir tarihtir. Bu kutlu günde Mâide Sûresi 3. âyet-i kerîmesi inzal buyrulmuştur: 'Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçip razı oldum.'

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Zilhicce ayının 9. günü Cuma günü zeval vaktinde Arafat Vadisi'nde Kasvâ isimli devesinin üzerinde durarak ashâbına hitap etmiştir. Sesi gür olan Rabia b. Ümeyye b. Halef, her cümleyi vadide yankılanacak şekilde tekrarlamış ve hitap dalga dalga yüz binlerce yüreğe ulaşmıştır. Bu hutbe tek bir konuşma değil; Arafat, Mina ve Kurban Bayramı'nın ikinci günü irad edilen tamamlayıcı beyanatların bir bütünüdür.

Cahiliye çağının zifiri karanlığında, kan davalarının, kadınların köleleştirilmesinin, kabile asabiyetinin ve faizle ezilen kitlelerin inlediği bir coğrafyada; Veda Hutbesi adalet, eşitlik, merhamet ve masuniyet güneşini doğurmuştur.

FASIL II: Veda Hutbesi'nin Tam ve Eksiksiz Metni (Arafat ve Mina Hitapları)

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım diler, O'na istiğfar eder ve O'na tövbe ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz; O'nun saptırdığına da kimse hidayet veremez. Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.

Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz Mekke nasıl mübarek bir şehir ise; canlarınız, mallarınız ve namuslarınız da öylece mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.

Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak hesaba çekileceksiniz. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, sözlerimi kendisinden daha iyi anlayıp muhafaza edecek birine ulaştırmış olur.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine iade etsin! Biliniz ki faizin her türlüsü kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lakin borcunuzun aslını ödemeniz gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Kaldırdığım ilk faiz, amcam Abbas b. Abdülmuttalib'in faizidir; onun faiz alacaklarının tamamı silinmiştir.

Ashabım! Cahiliye devrindeki kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, amcamzâdem Abdülmuttalib'in torunu (veya yeğenim Rebîa b. Hâris'in oğlu) İyâs'ın kan davasıdır.

Ey insanlar! Şeytan, şu topraklarınızda kendisine tapılmaktan ebediyen ümidini kesmiştir. Fakat küçük gördüğünüz amellerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir ve dininizi zedeler. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız; onların namuslarını Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, aile mahremiyetini korumalarıdır. Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, meşru dairesinde her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. Kadınlara şefkatle muamele ediniz.

Ey insanlar! Müminler ancak kardeştirler. Bir müminin malı, kendi gönül rızası olmadıkça bir diğerine helal olmaz. Sakın kendinize zulmetmeyiniz!

Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem ise topraktandır. Allah katında en üstün olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır (takvaca en ileri olanınızdır). Arabın Aceme (Arap olmayana), Acemin Araba, beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur!

Ey insanlar! Size öyle bir emanet bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu asla şaşırmazsınız. O emanet, Allah'ın Kitabı (Kur'an-ı Kerim) ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar; ne diyeceksiniz?"

(Bütün ashab-ı kiram tek bir ağızdan vadide yankılanan bir sesle:
'Allah'ın elçiliğini tebliğ ettiğine, vazifeni hakkıyla yerine getirdiğine ve bize en samimi nasihatte bulunduğuna şahitlik ederiz!' dediler.)

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) mübarek şehadet parmağını göğe doğru kaldırdı, sonra insanlara doğru çevirerek üç defa şöyle buyurdu:
'Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!'"

FASIL III: İnsan Hakları Şerhi: Can, Mal ve Namus Masuniyeti

Veda Hutbesi'nin ilk maddesi; modern anayasa hukukunun temelini teşkil eden 'yaşama hakkı', 'mülkiyet hakkı' ve 'kişilik haklarının masuniyeti'dir. Peygamber Efendimiz, bu üç dokunulmazlığı Mekke şehri, Zilhicce ayı ve Cuma gününün mukaddesliği ile mühürlemiştir. Bu mukayese, bir insanın canına veya haysiyetine kastetmenin, Kâbe'yi yıkmak kadar dehşetli bir günah olduğunu ilan eder.

Hiçbir fert, sınıf, kabile veya devlet; meşru bir mahkeme ve ilahi bir hak olmaksızın bir insanın canına kıyamaz, malına el koyamaz veya ırzını lekeleyemez. Bu ilke, devlet terörüne ve zorbalığa karşı çekilmiş en büyük manevi barikattır.

[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: İktisadi Adalet Şerhi: Faizin ve Sömürünün Kökten İptali

Hutbede faizin bütün türevleriyle lağvedilmesi, sermayenin azınlık elinde toplanarak kitleleri faiz kölesi haline getiren vahşi kapitalist çarkı kırmıştır. 'Borcunuzun aslını alınız, ne zulmediniz ne zulme uğrayınız' prensibi; emeği kutsal saymış, paradan para kazanarak toplumu felç eden asalak gelirleri haram kılmıştır.

Peygamberimiz'in (s.a.v.) bu yasağı amcası Hz. Abbas'ın devasa faiz alacaklarından başlatması, hukukun üstünlüğünün ve kanun önünde eşitliğin tarihteki en muhteşem tatbikatıdır. Hüküm, önce kendi ailesinde ve yakınlarında icra edilmiştir.

FASIL V: Sosyolojik Eşitlik Şerhi: Irkçılığın ve Kabile Asabiyetinin İptali

'Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur' fermanı; biyolojik determinizmi ve ırk üstünlüğü iddialarını kökünden kazımıştır. İnsanlık tek bir atadan (Âdem) ve tek bir maddeden (toprak) neşet etmiştir. Toprak tevazudur, mahviyettir, dönüştürücüdür.

Üstünlük ölçüsü yalnızca Takvadır (Hucurât Sûresi, 13. Âyet). Takva ise; insanın Allah'a olan derin sorumluluk şuuru, vicdan temizliği, adaleti ve insanlığa olan faydasıdır. Ten rengi, soy kütüğü, zenginlik veya coğrafya insanı değerli kılmaz.

FASIL VI: Kadın Hakları ve Emanet Ahlakı

Cahiliye toplumunda kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, kadının mirastan pay alamadığı ve eşya muamelesi gördüğü bir çağda; kadının 'Allah'ın emaneti' olarak tebcil edilmesi devrim niteliğinde bir ahlaki zıplamadır. Emanet, sahibine hesap vermek üzere korunması gereken mukaddes değerdir.

Evlilik bağı, iki hür ruhun Allah adına verdikleri ahitle kurulur. Karşılıklı sevgi, meveddet, nafaka hakkı ve şefkat, ailenin temel sütunları kılınmıştır.

FASIL VII: Bâtınî ve Tasavvufi İşaretler: İki Büyük Emanet

Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) bıraktığı Kur'an ve Sünnet emaneti; zahirde şeriatın ahkâmını, bâtında ise Hakk'a vuslatın tarîkat ve hakikat yollarını gösterir. Kur'an, mutlak hakikatin ilahi kelâmıdır; Sünnet ise bu kelâmın yaşayan insandaki (İnsân-ı Kâmil) canlı ahlakıdır.

Veda Hutbesi'ni okuyan bir mümin, her cümlesinde ruhunun melekût âlemine yükseldiğini, nefis putlarının bir bir yıkıldığını ve tevhid nurunun kalbinde parıldadığını müşahede eder.