FASIL I: Zülkifl İsminin Bâtınî Anlamı, Etimolojisi ve 'Kifl' (İki Kat Nasip) Sırrı

Kur'an-ı Kerim'de Enbiyâ Sûresi'nin 85 ve 86. âyet-i kerîmelerinde ve Sâd Sûresi'nin 48. âyetinde zikredilen Hz. Zülkifl (a.s.), İslam irfan geleneğinde ve peygamberler tarihinde 'hikmet-i kifliyye' mazharı olarak bilinir. Arap dilinde 'kifl' kelimesi; bir şeyin dengi, benzeri, iki katı pay veya mükâfat, nasip ve aynı zamanda bir kimsenin sorumluluğunu üzerine alıp ona kefil olmak manalarına gelir. Müfessirlerin ve tasavvuf otoritelerinin ittifakıyla ona 'Zülkifl' (Kefalet ve İki Kat Nasip Sahibi) denilmesinin hikmeti; kavminin dünyevi ve uhrevi mesuliyetini omuzlaması, peygamberlik hilafetini devralırken verdiği sözlere mutlak bir sadakatle bağlı kalması ve nefsani hiçbir zaafa düşmeden ilahi adaleti ikame etmesidir.

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'nin Fusûsü'l-Hikem adlı eserinde açıklandığı üzere; Hz. Zülkifl'in mertebesi, 'kifleyn' sırrıdır. Cenâb-ı Hak, Hadîd Sûresi 28. âyette: 'Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve O'nun elçisine inanın ki, size rahmetinden iki pay (kifleyn) versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nûr yaratsın ve sizi bağışlasın' buyurmaktadır. Hz. Zülkifl, hem zahirde halkın hukukunu koruyan adil bir hâkim, hem de bâtında gecesini secdede, gündüzünü oruçta geçiren bir fenâfillâh eri olarak iki kat ilahi rahmete ve tecellîye mazhar kılınmıştır.

Onun asıl adının Bişr olduğu, babasının ise Hz. Eyyûb (a.s.) olduğu rivayet edilir. Babası Hz. Eyyûb'un meşhur sabır mektebinde yetişmiş, belalara rıza gösterme ahlakını henüz çocuk yaşta ocağında tahsil etmiştir. Bu sebeple Zülkifl (a.s.), Kur'an'da daima sabır ehli peygamberlerle (İsmâîl ve İdrîs a.s.) birlikte anılmıştır.

FASIL II: İlyas ve Elyesa' Sonrası Manevi Hilafet İmtihanı

Tarihî rivayetlere göre Hz. Elyesa' (a.s.) yaşlanıp vefatı yaklaştığında yerine geçecek halifeyi seçmek istemiş ve kavmini toplayarak şu üç şartı koşmuştur: 'Kim gündüzleri daima oruç tutar, geceleri hiç uyumadan ibadet eder ve hüküm verirken asla öfkelenmeyip sabrederse, yerime o geçecektir.' Meclisteki hiç kimse bu ağır şartları kabul etmeye cesaret edemezken, genç yaştaki Hz. Zülkifl ayağa kalkmış ve: 'Ben bu şartları kabul ediyorum' demiştir.

Hz. Elyesa' meclisi üç gün üst üste tekrarlamış ve her defasında sadece Hz. Zülkifl söz vermiştir. Bunun üzerine hilafet ve nübüvvet emaneti ona tevdi edilmiştir. Bu hadise, manevi emanetlerin iddialarla değil; nefse karşı verilen kesin sözlerle ve irade disipliniyle kazanıldığını gösterir.

FASIL III: İblis'in Hileleri, Öğle Uykusu (Kaylûle) İmtihanı ve Hilm Zırhı

İblis, Hz. Zülkifl'in sabır ve hilm ahdini bozmak, onu öfkelendirerek yalan çıkarmak için bütün hilelerini devreye sokmuştur. Zülkifl (a.s.) geceleri ibadetle geçirir, gündüzleri halkın davalarına bakar, oruç tutar ve sadece öğle vaktinde kısa bir süre kaylûle (öğle uykusu) ile dinlenirdi. İblis, onun bu en hassas dinlenme vaktini hedef seçerek yaşlı, yoksul ve zulme uğramış bir köylü kılığına girip kapısını çalmıştır.

Hz. Zülkifl kapıyı açmış, yaşlı adamın uzun ve karmaşık şikayetini saatlerce sabırla dinlemiş ve ikindi vaktinde mahkemeye gelmesini söylemiştir. Ancak yaşlı adam ikindide mahkemeye gelmemiş; Zülkifl (a.s.) ertesi gün yine öğle uykusuna yatacağı sırada kapıyı çalarak aynı bahaneleri sıralamıştır. Üçüncü gün Zülkifl (a.s.) kapısının kilitlenmesini ve kimsenin içeri alınmamasını emretmiştir. Fakat İblis duvarın yarığından sızarak içeri girmiş ve odanın ortasında belirmiştir.

Hz. Zülkifl kapının kilitli olduğunu görüp: 'Sen buraya nereden girdin?' diye sormuş; karşısındakinin şeytan olduğunu anladığında dahi sesini yükseltmemiş, kaşlarını çatmamış ve öfkeye mağlup olmamıştır. İblis itiraf etmek zorunda kalarak: 'Ben İblis'im! Seni öfkelendirip ahdinden döndürmek için her yolu denedim, fakat senin hilm ve sabır zırhını aşamadım' demiştir. Enbiyâ Sûresi 85-86. âyetlerde Cenâb-ı Hak onun bu muazzam sebatını: 'İsmâîl'i, İdrîs'i ve Zülkifl'i de an. Onların hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize kabul ettik. Şüphesiz onlar sâlihlerdendi' buyurarak ebedileştirmiştir.

[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: Fusûsü'l-Hikem'de Kiflî Hikmet: İki Aynanın Birleşmesi

Tasavvuf felsefesinde Zülkiflî hikmet; celâl ile cemâlin, zahir ile bâtının iki kutbunu nefsinde meczetmektir. O, dünyevi hükümdarlık ve hâkimlik makamındayken celâl tecellîsini adaletle icra etmiş; halvethanesinde ise cemâl tecellîsiyle eriyerek zâtî ubûdiyyete ermiştir. Bu denge, 'halvet der encümen' (halkın içinde Hak ile beraber olmak) prensibinin en kadim Nebevi köküdür.

Kulun kendi kalbine ve ahlakına 'kefil' olması, nefsani arzuların saldırıları karşısında hilm kalesine sığınması, Zülkifl (a.s.) meşrebinden nasip almanın anahtarıdır. Öfke ateşini söndüren hilm suyu, kalbi melekût nurlarının inişine hazır hale getirir.

FASIL V: Modern Beşeriyete Zülkiflî Reçete: Ahde Vefa ve Sabır Eğitimi

Verilen sözlerin kolayca unutulduğu, çıkarlar uğruna emanetlerin çiğnendiği, tahammülsüzlük ve öfkenin cemiyetleri sardığı günümüz dünyasında; Hz. Zülkifl'in hayatı bir ahlak abidesidir. Bir işi üstlenirken sorumluluğunun bilincinde olmak, en ağır şartlarda dahi şikayet etmemek ve nefsani kışkırtmalara karşı vakar ve hilm ile durabilmek, ruhu kemâle erdiren en yüce erdemdir.