FASIL I: Ninova Kavmi ve Yûnus Peygamber'in Tebliği
Hicretin ve peygamberlik silsilesinin en ibretli sayfalarından biri Dicle nehri kıyısındaki kadim Ninova şehrinde yaşanmıştır. Hz. Yûnus (a.s.), putperestlik ve zulüm içinde yüzen 100.000'i aşkın Ninova halkına tevhidi tebliğ etmekle vazifelendirilmiştir. Yıllar süren sabırlı davete rağmen kavmi inatla şirke sarılmış ve peygamberlerini alaya almıştır.
Hz. Yûnus (a.s.), kavminin iman etmeyeceğinden ümidini keserek, Cenâb-ı Hakk'tan kesin bir izin ve emir beklemeksizin öfkeyle şehri terk etmiştir. Bu hadise Enbiyâ Sûresi 87. âyette şöyle beyan edilir: 'Zünnûn'u da hatırla! Hani o, kavmine öfkelenerek gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı (hesaba çekmeyeceğimizi) sanmıştı.' Bu sabırsızlık, nefs-i emmâre seviyesinde bir günah değil; 'Hasenâtü'l-ebrâr seyyiâtü'l-mukarrebîn' (İyilerin sevapları, Hakk'a yakın olanların kusuru sayılır) kaidesince kâmil bir peygamberin ilahi izni beklemedeki zellesidir.
FASIL II: Gemiden Atılış ve Büyük Balığın Karnındaki Halvet
Şehri terk eden Hz. Yûnus, Akdeniz sahiline inerek dolu bir gemiye binmiştir. Ancak açık denizde aniden korkunç bir fırtına kopmuş, dalgalar gemiyi yutacak hale gelmiştir. Gemidekiler kadim inançları gereği: 'Aramızda efendisinden kaçmış bir köle veya günahkâr biri var; kura çekelim, kime çıkarsa onu denize atalım ki gemi kurtulsun' dediler. Sâffât Sûresi 141. âyette bildirildiği üzere: 'Kura çektiler de yenilenlerden (kurada adı çıkanlardan) oldu.'
Gemiciler Yûnus'un nurlu ve salih bir zat olduğunu görerek kurayı defalarca tekrarlamışlar; fakat her defasında kura Hz. Yûnus'a çıkmıştır. Yûnus (a.s.), ilahi imtihanı idrak ederek kendisini denizin azgın dalgalarına bırakmıştır. O anda Cenâb-ı Hak büyük bir balığa (Hût) vahyederek: 'Onu yut; ancak kemiklerini kırma, etini parçalama! Çünkü o senin rızkın değil, karnın ona bir mesciddir' buyurmuştur.
FASIL III: Enbiyâ 87: Zünnûn Tesbihâtı ve İsm-i Âzam
Balığın karnına giren Hz. Yûnus, öldüğünü sanmış; ancak uzuvlarını hareket ettirip nefes alabildiğini görünce secdeye kapanarak: 'Yâ Rabbi! Sana daha önce hiçbir kulun secde etmediği bir mekanda secde ediyorum' demiştir. O derinlikte denizin dalgalarının ve deniz mahlukatının Cenâb-ı Hakk'ı tesbih ettiğini işitmiş ve tarihin en tesirli tövbe ve tevhid nidasını feryat etmiştir:
لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
'Senden başka hiçbir ilah yoktur! Sen bütün noksanlıklardan münezzehsin. Şüphesiz ben nefsime zulmedenlerden oldum!' (Enbiyâ, 21/87)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bu dua hakkında şöyle buyurmuştur: 'Zünnûn'un (Yûnus'un) balığın karnında yaptığı duadır. Bir Müslüman bu duayı herhangi bir dert, sıkıntı veya bela anında okursa, Allah Teâlâ onun duasını muhakkak kabul buyurur.'
FASIL IV: Fusûsü'l-Hikem'de Nefsî Hikmet ve Üç Karanlık Sırrı
Şeyhü'l-Ekber İbnü'l-Arabî, Fusûsü'l-Hikem'in 'Hikmet-i Nefsiyye fî Kelimeti Yûnusiyye' faslında bu hadiseyi derin bir tasavvufi analize tabi tutar. İbn Arabî'ye göre Hz. Yûnus'un içine düştüğü Üç Karanlık (Zulumât-ı Selâse) şunlardır:
- Gecenin Karanlığı: Maddi âlemin, cehaletin ve basiretsizliğin perdesidir.
- Denizin Karanlığı: Beşeri duyguların, vehimlerin ve dünya arzularının dalgalarıdır.
- Balığın Karnının Karanlığı: Nefs-i emmârenin insan ruhunu yutan dar kafesidir.
İnsan da bu dünyada kendi nefsinin balığı tarafından yutulmuş durumdadır. Bu karanlıktan kurtulmanın yegâne yolu; mutlak tevhidi ikrar edip kendi nefsanî iddialarından sıyrılarak ('İnnî küntü mine'z-zâlimîn' diyerek) ilahi tenzihe sığınmaktır.
FASIL V: Yaktîn Ağacı, İyileşme ve 100.000 Kişilik Ninova Mucizesi
Cenâb-ı Hak, Yûnus'un samimi tesbihatını kabul buyurarak balığa emretti ve balık onu ıssız bir sahil kıyısına bıraktı. Sâffât Sûresi 145-146. âyetlerde bildirildiği üzere, Hz. Yûnus halsiz, tüyü yolunmuş bir kuş yavrusu gibi çıplak ve dermansızdı. Allah Teâlâ onun üzerine gölge yapması ve sineklerden koruması için geniş yapraklı bir Yaktîn (Kabak) ağacı bitirdi.
Hz. Yûnus kuvvet bulup iyileştikten sonra yeniden Ninova'ya gönderildi. O şehirden ayrıldıktan sonra gökyüzünü kaplayan kara azap bulutlarını gören Ninova halkı, peygamberlerinin uyarısının hak olduğunu anlayarak ağlayıp inlemiş, dağlara çıkarak topluca tevbe etmiştir. Cenâb-ı Hak Yûnus Sûresi 98. âyette bildirildiği üzere onların tövbesini kabul etmiş ve tarihte azap üzerlerine gelmişken imana gelip affedilen tek kavim Ninova halkı olmuştur.