FASIL I: Lokman Hekim'in Tarihsel ve Tasavvufi Kimliği

Kur'an-ı Kerim'in 31. sûresine adını veren Hz. Lokman (a.s.); müfessirlerin ve mutasavvıfların ittifakıyla, Cenâb-ı Hakk'ın doğrudan 'hikmet' pınarından kana kana içirdiği yüce bir zâttır. Lokman Sûresi 12. âyette: 'Andolsun biz Lokman'a: 'Allah'a şükret' diyerek hikmet verdik. Kim şükrederse ancak kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye lâyıktır' buyrulur.

Hikmet; eşyanın ve kâinatın hakikatini kavramak, sebepleri müsebbibü'l-esbâb olan Hakk'a bağlamak ve ilmi amel ile kemâle erdirmektir. Lokman (a.s.), hem beden tababetinin hem de gönül tababetinin pîridir. Davud (a.s.) zamanında yaşamış, onunla sohbet etmiş ve İsrailoğulları arasında kadılık ve muallimlik yapmıştır.

FASIL II: Hardal Tanesi Metaforu ve Kozmik Bilgi Ağı (Kuantum Mikro-Kozmos)

Lokman Sûresi 16. âyet-i kerîmede Lokman Hekim'in oğluna hitabı, kâinatın atom altı düzeydeki ilahi kaydını gözler önüne serer: 'Yavrucuğum! Yaptığın iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa, bir kayanın içinde yahut göklerde veya yerin dibinde bulunsa bile, Allah onu adalet meydanına getirir. Çünkü Allah Lâtîf'tir (en ince sırlara nüfuz edendir), Habîr'dir (her şeyden haberdardır).'

Bu âyet, modern kuantum bilgi teorisinin ve holografik evren anlayışının Kur'anî ifadesidir. Evrende hiçbir zerrenin enerjisi kaybolmaz; en karanlık kayanın içindeki bir atomun titreşimi dahi ilahi bilgi alanında (Levh-i Mahfuz) anbean mevcuttur. Lokman (a.s.), oğluna ahlakı öğretirken onu kozmik bir murakabe ve takva bilincine yükseltmektedir.

FASIL III: Şirkin Büyük Zulüm Oluşu ve On Büyük Terbiye Düsturu

Lokman (a.s.), oğluna verdiği nasihatlerin en başına tevhidi koymuştur: 'Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma; zira şirk gerçekten büyük bir zulümdür' (Lokman 13). Zulüm, bir şeyi hak ettiği yerin dışına koymaktır. Kâinatın yegâne yaratıcısını bırakıp aciz fanilere veya nefse tapınmak en dehşetli sapmadır.

Sûrede sıralanan diğer altın düsturlar şunlardır:

  • Namazı Dosdoğru Kılmak: Kulun ilahi huzurda mi'râcını gerçekleştirmesi.
  • İyiliği Emredip Kötülükten Men Etmek: İçtimai sorumluluk ve ahlakı yayma gayreti.
  • Başa Gelen Musibetlere Sabretmek: İradeyi çelikleştiren azim ve tevekkül.
  • İnsanlara Kibirle Yüz Çevirmemek: Gururu ve enâniyeti ayaklar altına almak.
  • Yeryüzünde Böbürlenerek Yürümemek: Topraktan yaratıldığını ve toprağa döneceğini unutmamak.
  • Yürüyüşte Tabii Olmak ve Sesi Alçaltmak: Vakar, sükûnet ve edep ölçüleri.
[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: Tabiat Eczanesi, Bitkilerin Dili ve Tıbb-ı Kadîm Sırları

Kadim Doğu tababetinde Lokman Hekim; kırda, dağda gezerken nebatatın lisân-ı hal ile kendisiyle konuştuğu, hangi otun hangi uzva, hangi mizaç dengesizliğine şifa olduğunu keşf-i şuhûdî ile bildiği rivayet edilen büyük bir tabiptir. Bu sır, tabiatın cansız bir madde yığını değil; ilahi esmânın canlı ve şifalı bir eczanesi olduğunu idrak etmektir.

FASIL V: Gönül Tıbbı: Kalbi Dirilten Dört Esas

Lokman Hekim'e soruldu: 'İnsanların en hayırlısı kimdir?' Buyurdu ki: 'Kalbi arınmış, dili doğru, eli cömert ve başkalarının ayıplarını örtendir.' Bedenin sağlığı kalbin istikametine bağlıdır. Kalbinde kibir, haset, kin ve riya olan kimsenin bedenine hiçbir merhem kâr etmez.