FASIL I: Tasavvufta Tayy-i Mekân ve Tayy-i Zaman Hakikati
İslam tasavvuf terminolojisinde Tayy-i Mekân (mekânı dürmek); bir velinin veya yüksek ruhanî mertebeye ulaşmış sâlikin, fiziksel mesafe kurallarını aşarak göz açıp kapayıncaya kadar binlerce kilometrelik mesafeyi kat etmesi veya aynı anda birden fazla mekânda zuhur edebilmesidir. Tayy-i Zaman ise; zaman kayıtlarının daralması veya genişlemesi neticesinde, birkaç saniye içinde yıllarca sürecek bir tecrübenin yaşanması veya asırları bir anda müşahede etme halidir.
İmam Şa'rânî'nin et-Tabakâtü'l-Kübrâ eserinde ve İbnü'l-Arabî'nin risalelerinde nakledildiği üzere; veliler Tayy-i Mekân yaparken fiziksel bedenleriyle havada uçmazlar; bilakis mekân onların adımları altında dürülebilir veya bedenlerinin madde yoğunluğu latifleşerek ışık ve kuantum dalgasına dönüşür.
FASIL II: Kuantum Dolanıklığı, Solucan Delikleri ve Einstein-Rosen Köprüsü
Modern teorik fizik, klasik Newton mekaniğinin mutlak uzay-zaman anlayışını çoktan aşmıştır. Einstein'ın genel görelilik kuramında öngörülen ve astrofizikte Solucan Delikleri (Wormholes / Einstein-Rosen Köprüsü) olarak adlandırılan uzay-zaman bükülmeleri; iki uzak noktanın uzayın katlanmasıyla birbirine temas etmesi teorisidir.
Kuantum mekaniğindeki Kuantum Dolanıklığı (Quantum Entanglement) ise; aralarında ışık yılları mesafe bulunan iki parçacığın tek bir parçacık gibi davranarak sıfır zaman gecikmesiyle (anlık) haberleşebildiğini ve durum değiştirebildiğini ispatlamıştır. İnsan bilinci, beynin mikrotübüllerindeki kuantum süreçleri (Penrose-Hameroff Orch-OR teorisi) üzerinden evrenin bütünüyle dolanık haldedir. Bilinç saf ilahi nura bağlandığında, madde ve mekân kayıtları çözülerek anlık intikal mümkün hale gelir.
FASIL III: Âsaf b. Berhiyâ ve Belkıs'ın Tahtının Anlık Nakli (Neml Sûresi 40. Âyet)
Neml Sûresi 38-40. âyet-i kerîmelerde Hz. Süleyman'ın (a.s.) meclisinde vuku bulan tarihi hadise, madde-enerji dönüşümü ve Tayy-i Mekân'ın Kur'an'daki en kesin delilidir:
'Süleyman: 'Ey ileri gelenler! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?' dedi. Cinlerden bir İfrit: 'Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm; benim buna gücüm yeter ve ben güvenilir biriyim' dedi. Yanında kitaptan bir ilim bulunan zât ise (Âsaf b. Berhiyâ): 'Sen gözünü açıp kapamadan önce ben onu sana getiririm' dedi. Süleyman, tahtı yanıbaşında kurulu görünce: 'Bu, Rabbimin lütfundandır...' dedi.'
Buradaki 'kitaptan bir ilim' tabiri; İsm-i Âzam sırrına, harflerin sayısal rezonansına ve varlığın atomik yapısını çözüp yeniden inşa etme kudretine işaret eder. Âsaf b. Berhiyâ, Yemen'deki devasa tahtı Yemen'den Kudüs'e havadan uçurmamış; tahtın atomik bilgisini bulunduğu yerde enerjiye dönüştürmüş ve Kudüs meclisinde anında yeniden maddeleştirmiştir (Kuantum Işınlanması - Quantum Teleportation).
FASIL IV: İsrâ Hadisesi: Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya Işık Hızı Yolculuk
İsrâ Sûresi 1. âyette: 'Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Harâm'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah'ın şânı ne yücedir!' buyrulur.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bindiği Burak; Arapça 'Berk' (şimşek, ışık, elektromanyetik ışıma) kökünden gelir. Burak'ın her adımı, gözünün gördüğü en son ufka basmaktadır. Bu tasvir, ışık hızıyla hareket eden fotonik bir intikalin remzidir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), mekân perdesini aralayarak fiziksel ve ruhanî kemâlâtıyla kâinatın koordinatlarını aşmıştır.
FASIL V: Tayy-i Mekân Riyazetleri ve İtikadî Korunma Esasları
Tasavvuf büyükleri, Tayy-i Mekân gibi olağanüstü hallerin (kerametlerin) bir hedef olmadığını, bilakis yolda karşılaşılan bir 'çocuk oyuncağı' mesabesinde olduğunu belirtmişlerdir. Asıl hedef keramet değil, İstikamettir (şeriat ve sünnet üzere daimi kulluktur).
Bu hallere talip olan kimse riyaya, şöhrete ve kibre kapılırsa derhal istidraca (helake götüren sahte keşiflere) düşer. Müminin gayesi bedeni gezdirmek değil; kalbi nefsin karanlıklarından çıkarıp ilahi huzurun vuslatına erdirmektir.