FASIL I: Kaf Dağı Mitolojisi ve Tasavvufî Hakikati
Kadim Şark kozmolojisinde ve tasavvufi edebiyatta Kaf Dağı; yeryüzünü çepeçevre kuşatan, zümrütten yaratıldığı ve gökyüzünün mavisinin onun parıltısından yansıdığı rivayet edilen mukaddes bir sınır dağıdır. Ferîdüddîn-i Attâr'ın Mantıku't-Tayr (Kuşların Dili) eserinde otuz kuşun (Sîmurg) nefis vadilerini aşarak ulaştığı menzil Kaf Dağı'dır.
Muhyiddîn İbnü'l-Arabî ve Şeyh-i İşrâk Sühreverdî'ye göre Kaf Dağı; somut fiziksel coğrafyada değil, fiziksel mülk alemi ile ruhanî melekût alemi arasındaki berzahta yer alan 'Arz-ı Hakikat'in (Hakikat Arzı) sınırıdır.
FASIL II: Arz-ı Melekût ve İmajinal Boyut (Mundus Imaginalis)
Fransız filozof ve İslamiyatçı Henry Corbin'in 'Mundus Imaginalis' (Âlem-i Misâl / İmajinal Boyut) olarak tercüme ettiği bu boyut; soyut fikirlerin somutlaştığı, somut cisimlerin ise latifleştiği bir ara âlemdir. Burası bir fantezi veya vehim değil; fiziksel evrenden daha gerçek ve daha nurlu ontolojik bir düzlemdir. Keşifler, rüyalar ve tayy-i mekân bu boyutta vuku bulur.
FASIL III: Doğu ve Batı Şehirleri: Câberkâ ve Câbelsâ
Tasavvuf yazmalarında Âlem-i Misâl'de binlerce nurlu şehrin bulunduğu zikredilir. Bu şehirlerin en meşhurları Doğu'da Câberkâ ve Batı'da Câbelsâ'dır. Bu şehirlerin sakinleri melekûtî varlıklardır; günah bilmezler, yeryüzünün fesatlarından uzaktırlar ve sürekli tesbihle meşguldürler.
Kâmil veliler ve seyr u sülûkta basireti açılan arifler, cismani kalıptan sıyrılarak (Tayy-i Mekân ile) bu melekûtî şehirleri temaşa ederler.