Zembilli Ali Cemâlî Efendi’nin Nesebi, Tahsili ve Zembil İle Fetvâ Usûlü
Osmanlı Devleti’nin yükselme devrinde adalet ve fıkhın timsali olan Ali b. Ahmed el-Cemâlî (v. 932/1526), neseben Hz. Ali’ye (r.a.) ve Peygamber Efendimiz’e dayanan köklü bir seyyid ailesine mensuptur. Karaman/Aksaray menşeli olan ailesinin ilmî şöhretinden dolayı 'Cemâlî' nisbesiyle anılmış; ancak Osmanlı halkı onu ebediyen 'Zembilli Ali Efendi' olarak bağrına basmıştır.
Zembilli lakabı, onun benzersiz bir tevazu ve halka yakınlık örneği olan fetvâ usûlünden neş'et etmiştir. Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim devirlerinde müderrislik, kadılık ve nihayet yirmi yılı aşkın bir süre Şeyhülislâmlık makamında bulunan Ali Efendi; evinin penceresinden bir sepet (zembil) sarkıtır, halk derdini ve fıkhî suallerini bu sepete koyardı. Zembilli Ali Efendi sualleri inceler, fetvasını yazar ve sepeti tekrar aşağı sarkıtarak zengin-fakir, âmir-memur ayrımı yapmaksızın halkın müşkillerini çözerdi.
«Müftünün kapısı saray kapısı gibi bekçilerle örtülü olamaz; mazlumun feryadına sepette dahi olsa yetişmek boynumuzun borcudur.» — Zembilli Ali Efendi
Bu usûl, Osmanlı Devleti’nde ilim ehlinin bürokratik kibirden nasıl arındığını ve adaletin halkın ayağına kadar nasıl ulaştırıldığını gösteren ebedî bir zarafet abidesidir.