Zemahşerî: Esâsü'l-Belâga, Mecâz Felsefesi, Leksikografi ve Arap Retoriği Külliyâtı
Cârullah (Allah'ın Komşusu) Allâme Zemahşerî'nin Kaleminden Hakikat ile Mecâz Ayrımı, Alfabetik Kök Dizilimi, Belâgat Şaheseri ve Dil Semantiği Üzerine 10 Fasıllık Büyük Monografi.
FASIL I: Hârizm'den Harem-i Şerîf'e: Cârullah Mahmud b. Ömer ez-Zemahşerî'nin İlmî Portresi
İslâm lisan ve tefsir ilimlerinin zirve şahsiyetlerinden biri olan Ebü'l-Kāsım Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî (1075-1144), Orta Asya'nın ilim havzası Hârizm'in Zemahşer kasabasında dünyaya gelmiştir. Bir ayağı kesik olduğu için hayatı boyunca tahta ayakla yürüyen müellif, bedeni handikapını azim, zekâ ve tavizsiz bir ilmî gayretle aşmıştır. İlim tahsili için Buhara, Horasan, Bağdat ve nihayetinde Mekke-i Mükerreme'ye gitmiş, Kâbe-i Muazzama'nın civarında uzun yıllar mücavir olarak kaldığı için 'Cârullah' (Allah'ın Komşusu) lakabıyla anılmıştır. Nahiv, sarf, lügat, aruz, edebiyat, kelâm ve tefsir sahalarında yazdığı onlarca eserle Doğu ve Batı medreselerinin tartışmasız otoritesi olmuştur.
FASIL II: Esâsü'l-Belâga'nın Devrimci Metodolojisi: Tarihte İlk Kez Modern Harf Sırasına Göre Alfabetik Kök Tanzimi
Zemahşerî'nin sözlükçülük tarihindeki en büyük inkılabı, Esâsü'l-Belâga (Belâgatın Esası) adlı lügatidir. Kendisinden önceki Halîl b. Ahmed'in Kitâbü'l-Ayn'ı mahreç (fonetik) sırasına göre, Cevherî'nin Sıhâh'ı ise kelimelerin son harflerine (kafiye sistemine) göre tanzim edilmişti. Zemahşerî, tarihte ilk defa bugün modern sözlüklerde kullandığımız sistemi icat etmiş; kelime köklerini birinci harfinden başlayarak elif'ten yâ'ya kadar alfabetik sırayla (el-mu'cemü'l-elifbâî) dizmiştir. Bu metodolojik sıçrama, aranan kelimenin ve mecazlarının saniyeler içinde bulunmasını sağlayarak ilim dünyasında muazzam bir kolaylık ve hız devrimi yaratmıştır.
FASIL III: Hakikat ve Mecâz Ayrımı: Sözlükçülükte 'Hakîkatuhû' ve 'Ve min Mecâzihî' Düalizmi
Esâsü'l-Belâga'yı klasik bir lügat olmanın ötesine taşıyıp felsefî bir şaheser kılan asıl unsur, kelimelerin 'hakiki' ve 'mecâzî' anlamlarını iki ayrı kompartımanda ele almasıdır. Zemahşerî her madde başında önce kelimenin dildeki asıl, vaz'î ve somut anlamını ('Hakîkatühû...') açıklar. Ardından o kökten türetilen bütün istiare, kinaye ve mecazları ('Ve min mecâzihî...') sıralar. Bu ayrım, bir dilin somuttan soyuta, maddeden manaya nasıl tekâmül ettiğini gösteren benzersiz bir semantik haritadır.
FASIL IV: İstiare, Kinaye ve Teşbihin Kelime Köklerinde Keşfi
Zemahşerî'nin mecâz nazariyesine göre insan zihni, tabiatta gördüğü fiziksel fiilleri ruh ve ahlâk sahasına aktararak dili zenginleştirir. Örneğin 'keteme' (gizlemek) kökünün hakiki anlamı bir şeyi örtmek iken, mecazen 'sırrı saklamak' veya 'öfkeyi yutmak' anlamında nasıl kullanıldığını; 'tayyara' (uçmak) kökünün hakikatte kuşların kanat çırpması iken mecazen 'akıl baştan uçtu' veya 'öfke parladı' ifadelerine nasıl dönüştüğünü enfes edebî misallerle sergiler. Bu yönüyle Esâsü'l-Belâga, kelimelerin canlı birer organizma gibi nasıl genişlediğini gösteren bir retorik laboratuvarıdır.
FASIL V: Kur'an Âyetleri ve Hadîs-i Şerîflerin Belâgat Zemininde Semantik Tahlili
Zemahşerî'nin nihai gayesi, Kur'ân-ı Kerîm'in erişilmez edebî i'câzını ve nebevî hadislerin fesâhatini idrak etmektir. Esâsü'l-Belâga'daki her kelime kökü, mutlaka Kur'an âyetleri ve sahih hadislerle örneklendirilir. Zemahşerî, Kur'an'daki 'Allah'ın eli', 'Arş'a istivâ', 'gözlerimizin önünde akıp giden gemi' gibi müteşâbih ifadelerin Arapların günlük konuşmasındaki mecaz ve kinaye gelenekleriyle nasıl örtüştüğünü göstererek lafızcı (antropomorfist) sapmaları dil felsefesiyle çürütür.
FASIL VI: Klasik Arap Şiirinden (Câhiliye ve İslâmî Dönem) Şahit Getirme (İstişhâd) Geleneği
Sözlüğün diğer zenginliği, Câhiliye dönemi Muallakāt şairlerinden (İmrü'l-Kays, Züheyr, Antere) Emevî ve Abbâsî devri fasih ediplerine kadar yüzlerce beyitle yapılan istişhâddır (şahit gösterme). Zemahşerî bedevîlerin çöldeki saf telaffuzlarını ve tabirlerini titizlikle korur. Bir kelimenin çöl rüzgârında, deve kervanında veya savaş meydanında kazandığı ilk canlı anlamı şiirler aynasında okuyucuya hissettirir.
FASIL VII: el-Keşşâf Tefsiri ile Esâsü'l-Belâga Arasındaki Organik İ'câz Bağı
Esâsü'l-Belâga, Zemahşerî'nin tefsir tarihindeki en büyük eseri olan el-Keşşâf 'an Hakāiki Gavâmizi't-Tenzîl'in edebî ve leksikolojik mutfağıdır. Keşşâf tefsirinde sergilediği eşsiz belâgat analizleri (Me'ânî ve Beyân ilimlerinin âyetlere tatbiki), Esâsü'l-Belâga'da inşa ettiği semantik altyapıya dayanır. Tefsirinde bir âyetin inceliğini izah ederken sunduğu estetik zevk, kelimelerin mecazî damarlarını bu sözlükte tek tek teşhis etmiş olmasından kaynaklanır.
FASIL VIII: Dil ve Düşünce İlişkisi: Kelimelerin Canlı Birer Varlık Olarak Hayatı
Zemahşerî'nin dil felsefesinde kelimeler cansız işaretler değil; bir medeniyetin zihnini, ahlâkını, korkularını ve ümitlerini taşıyan canlı varlıklardır. O, bir kelimenin toplumun kültürel tekâmülüyle nasıl yeni anlamlar kazandığını, kaba anlamlardan rafine estetik ifadelere nasıl evrildiğini gösterir. Bu yaklaşım, modern semantik ve etimoloji bilimlerinin ulaştığı ilkeleri yüzyıllar evvel İslâm lisan ilimlerine kazandırmıştır.
FASIL IX: Sonraki Sözlükçülere (Fîrûzâbâdî, İbn Manzûr, Mütercim Âsım) Etkileri ve Leksikografik Mirası
Esâsü'l-Belâga, kendisinden sonra gelen bütün İslâm leksikografisini derinden sarsmış ve yönlendirmiştir. İbn Manzûr Lisânü'l-Arab'ı derlerken, Fîrûzâbâdî Kāmûsü'l-Muhît'i kaleme alırken, Osmanlı allâmesi Mütercim Âsım Efendi bu eserleri şerh ederken dâima Zemahşerî'nin mecaz tespitlerini hürmetle iktibas etmişlerdir. Eser, yalnız bir lügat değil, İslâm medreselerinde kâtiplerin ve edip şairlerin ellerinden düşürmediği bir edebî üslûp rehberi olmuştur.
FASIL X: Kelâmın Zirvesi: İslâm Medeniyetinde Dil İlimlerinin Metafizik Gayesi
Zemahşerî'nin mirası bize dilin ilâhî bir âyet olduğunu fısıldar. 'Rahmân, Kur'an'ı öğretti, insanı yarattı ve ona beyânı (kendini ve hakikati ifade etmeyi) talim etti' fehvasınca, lisan insanın hilafet sırrıdır. Esâsü'l-Belâga'daki her hakikat ve mecaz tahlili, insanın fâni kelimeler vasıtasıyla ebedî Kelâmullah'ın sonsuz güzelliğine doğru kanatlanma çabasıdır. Zemahşerî, harflerin ve mecazların sarayında hakikate açılan pencereler inşa etmiştir.