"Yeryüzü, Cenâb-ı Hakk'ın âyetlerinin serildiği açık bir kitaptır. Şehirler, dağlar, nehirler ve çöller ise o kitabın satırlarıdır. Coğrafyayı bilmeyen bir fakih hükümleri nerede tatbik edeceğini bilemez; tarihi bilmeyen bir edip kelimelerin vatanını anlayamaz. Mu'cemü'l-Büldân, fanî şehirlerin ruhanî hafızasını ebedîleştirmek için kaleme alınmıştır." — Şihâbüddîn Yâkūt el-Hamevî er-Rûmî
Fasıl I: Hama'dan Harezm ve Merv'e: Yâkūt el-Hamevî'nin Esaretten İlme Uzanan Rıhlesi
Hicrî VI. asrın son çeyreği ile VII. asrın başları, İslâm medeniyetinin doğusunda hem en göz kamaştırıcı kütüphanelerin zirvede olduğu hem de ufukta Moğol kasırgasının yaklaştığı trajik bir geçiş dönemidir. 574 (1179) veya 575 (1180) yılında Anadolu'da (Rum diyarında) doğan ve çocuk yaşta esir düşerek Bağdat'ta Hama asıllı tüccar Asker b. Ebî Nasr el-Hamevî'ye satılan Yâkūt b. Abdillâh el-Hamevî (رومي الأصل / الرومي), İslâm dünyasının yetiştirdiği en evrensel coğrafyacı ve ansiklopedisttir.
Efendisi Asker el-Hamevî, Yâkūt'un zekâsını fark ederek onu azat etmiş ve ticaret kervanlarının başına geçirmiştir. Umman, Kiş adası, Suriye, Filistin, Mısır, Tebriz, Horasan, Harezm ve bilhassa devrin ilim pınarı Merv şehrini karış karış gezen Yâkūt, ticareti bir kenara bırakıp ömrünü kütüphanelerdeki yazmaları toplamaya ve yeryüzünün hafızasını kaydetmeye vakfetmiştir.
Fasıl II: Mu'cemü'l-Büldân'ın Telif Gayesi, Alfabetik Metodu ve Ansiklopedik Derinliği
Yâkūt'u tarihe altın harflerle yazdıran anıt eseri Mu'cemü'l-Büldân (معجم البلدان - Şehirler ve Ülkeler Sözlüğü), İslâm coğrafyacılığında alfabetik sözlük tarzında yazılmış ilk ve en hacimli dünya ansiklopedisidir. Eserin telif sebebi, Yâkūt'un bir mecliste duyduğu bir yer isminin imlâsı ve telaffuzu üzerindeki ihtilaftır. Yâkūt, sadece şehir isimlerini değil, o yerlerin coğrafî koordinatlarını, fethini, yetiştirdiği âlimleri, şairleri, nehirlerini, dağlarını ve efsanelerini kaydetmeye karar vermiştir.
Eser, alfabetik sıraya göre binlerce maddeyi içerir. Her maddenin başında yer isminin doğru harekelenişi, etimolojisi, hangi iklim kuşağında yer aldığı, boylam ve enlem dereceleri, astronomik konumu ve ardından o beldede yaşanmış tarihî vak'alar aktarılır.
Fasıl III: İslâm Kozmolojisinde Yeryüzü, Meridyenler, Paraleller ve Göksel Felekler
Mu'cemü'l-Büldân'ın giriş kısmı (Mukaddime), müstakil bir kozmoloji ve astronomik coğrafya risalesidir. Yâkūt burada Batlamyus, Hârizmî, Bîrûnî ve İbn Hurdâzbih'in nazariyelerini mezceder.
Yeryüzünün kürevîliği (yuvarlaklığı), ekvator çizgisi (Hatt-ı İstivâ), kuzey ve güney yarımküreler, denizlerin karalarla oranı ve feleklerin yer küre üzerindeki manyetik tesirleri astronomik matematik kurallarıyla temellendirilir. Yâkūt'a göre yeryüzü, semâvî feleklerin hareketleriyle sürekli irtibat halinde olan canlı bir bedendir.
Fasıl IV: Yedi İklim Teorisi (el-Ekālîmü's-Seb'a) ve Kozmik Denge
Kadim İslâm ve Helenistik coğrafya felsefesinin temeli olan Yedi İklim Nazariyesi, Mu'cemü'l-Büldân'da ayrıntılı haritalarla tahlil edilir. Ekvatordan kuzey kutup dairesine kadar meskûn dünya (Ma'mûre), güneş ışınlarının geliş açısına göre yedi kuşağa ayrılmıştır:
| İklim | Bölge ve Kuşak | Gezegen Rezonansı | İklim Özelliği |
|---|---|---|---|
| 1. İklim | Yemen, Seylan, Güney Hindistan | Zuhal (Satürn) | Aşırı Sıcak & Nemli |
| 2. İklim | Hicaz, Habeşistan, Umman | Müşteri (Jüpiter) | Sıcak & Kuru |
| 3. İklim | Mısır, İskenderiye, Şam, Fars | Merih (Mars) | Mutedil Sıcak |
| 4. İklim (Mutedil) | Irak (Bağdat), Şam, Horasan, Anadolu | Şems (Güneş) | En Mutedil Merkez / Nübüvvet Kuşağı |
| 5. İklim | Endülüs, Rumeli, Mâverâünnehir | Zühre (Venüs) | Mutedil Serin |
| 6. İklim | Hazarlar, Kıpçak Bozkırları, Slavlar | Utârid (Merkür) | Soğuk & Rüzgarlı |
| 7. İklim | Kuzey Kutup Sınırları, Ye'cûc-Me'cûc seddi | Kamer (Ay) | Aşırı Soğuk & Buzul |
Fasıl V: İklimlerin İnsan Karakteri, Biyoloji ve Mizaçlar Üzerindeki Tesiri
Yâkūt, Hipokrat ve İbn Sînâ'nın tıp felsefesini coğrafyaya tatbik etmiştir. Dördüncü iklim kuşağının (Güneş iklimi) en mutedil kuşak olduğunu, aşırı sıcağın bedeni kuruttuğunu, aşırı soğuğun ise nem ve balgamı artırarak zihnî melekeleri uyuşturduğunu belirtir.
Mutedil iklimlerde yaşayan insanların ahlâken daha dengeli, ilim ve sanata daha istidatlı, dillerinin daha zengin olduğunu gözlemlerle açıklar. Peygamberlerin ekseriyetle mutedil kuşaklarda zuhur etmesi de bu kozmik ve fıtrî dengenin bir tezahürüdür.
Fasıl VI: Mukaddes Şehirlerin Jeofelsefesi: Mekke, Medine, Kudüs
Mu'cemü'l-Büldân'da İslâm'ın üç haram ve mukaddes beldesi —Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere ve Kudüs-i Şerîf— geniş monografiler halinde ele alınır:
- Mekke (Ümmü'l-Kurâ): Yeryüzünün göbeği, Kâbe'nin hizasındaki Beyt-i Ma'mûr ile semâvî feleklerin kesişim noktasıdır. Harem sınırlarının manevi ve fiziksel haritası çizilir.
- Medine (Tâbe / Yesrib): Nübüvvet nurunun yerleştiği, Ravza-i Mutahhara'nın Cennet bahçesi vasfını taşıdığı saadet yurdudur.
- Kudüs (Beytü'l-Makdis): Enbiyânın miracı, kıblegâhı ve melekût kapısıdır. Mescid-i Aksâ, Kubbetü's-Sahre ve çevresindeki peygamber makamları tek tek kaydedilir.
Fasıl VII: Ticaret Yolları, Denizcilik ve Madenler Coğrafyası
Yâkūt, eski bir tüccar olması hasebiyle kervan yollarını, menzilleri, konaklama yerlerini ve su kuyularını bizzat ölçerek kaydetmiştir. İpek Yolu ve Baharat Yolu'nun güzergâhları; Hint Okyanusu, Basra Körfezi ve Akdeniz'in deniz rotaları, limanları ve fırtına mevsimleri eserde yer alır.
Ayrıca maden yatakları (Nişabur'un firuzesi, Bedahşan'ın lâ'li, Babil'in zifti, Kıbrıs'ın bakırı) ve tarım havzaları incelenerek İslâm dünyasının ekonomik ve jeopolitik haritası eksiksiz çıkarılmıştır.
Fasıl VIII: Merv Kütüphaneleri ve Moğol Felaketi Öncesi Kurtarılan Hazine
Yâkūt el-Hamevî'nin hayatındaki en kritik dönüm noktası, Merv şehrinde geçirdiği üç yıldır. O dönemde Merv'de on büyük vakıf kütüphanesi bulunmaktaydı (Azîziye, Kemâliye vb.). Yâkūt bu kütüphanelerde daha önce hiçbir âlimin bir arada göremediği binlerce nâdide yazmayı okumuş, istinsah etmiş ve Mu'cemü'l-Büldân'ın ana gövdesini burada oluşturmuştur.
616 (1219) yılında Cengiz Han ordularının Harezm'i yakıp yıktığı haberini alınca, Yâkūt canını ve notlarını zorlukla kurtararak batıya kaçmıştır. Kısa süre sonra Moğollar Merv'i zaptedip o muhteşem kütüphaneleri kül etmişlerdir. Eğer Yâkūt el-Hamevî o kütüphanelerdeki bilgileri Mu'cemü'l-Büldân ve Mu'cemü'l-Üdebâ'sına kaydetmemiş olsaydı, İslâm medeniyetinin yüzlerce yıllık birikimi tarihten tamamen silinmiş olacaktı.
Fasıl IX: 'Mu'cemü'l-Üdebâ': Edebiyat ve Kültür Biyografisi
Yâkūt sadece coğrafyacı değil, aynı zamanda devasa bir biyografi yazarıdır. Mu'cemü'l-Üdebâ (İrşâdü'l-Erîb ilâ Ma'rifeti'l-Edîb) adlı eseri, dilciler, nahivciler, şairler, tarihçiler ve kâtipler hakkında yazılmış en zengin ansiklopedidir.
Coğrafya ile biyografiyi birleştiren Yâkūt, mekân ile insan arasındaki ontolojik bağı kurmuştur: "Hangi toprağın hangi dehayı doğurduğunu bilmeyen, o dehânın kelimelerini anlayamaz."
Fasıl X: Yâkūt el-Hamevî'nin Dünya Coğrafya Mirasına Katkısı
Yâkūt el-Hamevî 626 (1229) yılında Haleb'de vefat ettiğinde, arkasında Doğu ve Batı dünyasını yüzyıllarca besleyecek bir yeryüzü hafızası bırakmıştır. Ondan sonra gelen Kazvînî, Ebü'l-Fidâ ve İbn Battûta doğrudan onun adımlarını takip etmişlerdir.
Batı'da Ferdinand Wüstenfeld tarafından XIX. yüzyılda 6 cilt halinde Leipzig'de neşredilen Mu'cemü'l-Büldân, oryantalistlerin ve tarihçilerin İslâm dünyasını keşfetmelerindeki en vazgeçilmez pusula olmuştur. Yâkūt, esir bir köle olarak başladığı hayatını yeryüzünün ebedî kâtibi olarak tamamlamıştır.