FASIL I: Taşköprizâde İsâmeddîn Ahmed Efendi'nin (1495-1561) Hayatı ve İlmî Şahsiyeti
Taşköprizâde'nin babası Hayreddin Halil Efendi, Fatih Sultan Mehmed devrinin meşhur âlimi Hızır Bey'in talebesi olup II. Bayezid devrinin seçkin kazaskerlerindendir. Taşköprizâde böyle bir ilmî muhitte büyümüş; Amasya, İstanbul ve Edirne medreselerinde dönemin büyük hocalarından tefsir, hadis ve mantık okumuştur.
Özellikle Molla Fenârî, Seyyid Şerîf Cürcânî ve Sadeddin Teftâzânî mektebinin Osmanlı medreselerindeki temsilcisi olmuştur. Taşköprizâde'nin ilmî metodunda göze çarpan en belirgin vasıf; tahlillerindeki dakiklik, kavramları etimolojik ve mantıkî köklerine kadar ayrıştırma kabiliyeti ve ulema arasındaki ihtilaflarda gösterdiği müsamahadır. 1561 yılında vefat ettiğinde geride elliden fazla telif ve şerh bırakmış, cenazesine devrin padişahı Kanunî Sultan Süleyman bizzat taziyelerini iletmiştir.
Osmanlı Devleti'nin altın çağı olan 16. yüzyılda yaşamış en büyük ansiklopedist ve müverrih İsâmeddîn Ahmed b. Mustafâ b. Halîl Taşköprizâde (901-968 / 1495-1561), köklü bir ulema ailesine mensuptur. Taşköprü'de doğmuş, Bursa ve İstanbul'un en seçkin medreselerinde müderrislik yapmış, Edirne ve İstanbul kadılıklarında bulunmuştur. Ömrünün son yıllarında gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen, fevkalade hafızası ve ihlası sayesinde talebelerine eserlerini yazdırmaya devam etmiştir. Taşköprizâde, sadece bir medrese fakihi değil; kelam, mantık, tıp, tasavvuf, lügat ve tarih sahasında üç yüzden fazla ilmin sınırlarını haritalandıran eşsiz bir epistemoloji dâhisidir.FASIL II: Miftâhu's-Sa'âde ve Misbâhu's-Siyâde: İlim ve Saadetin Ontolojik Bağı
Miftâhu's-Sa'âde, İslam felsefesinde 'İlimlerin Gayesi Nedir?' sualine verilmiş en kapsamlı cevaptır. Taşköprizâde'ye göre dünyevî makamlar, servet ve şöhret fanidir; insanın bu dünyadan ahirete götürebileceği yegâne ebedi sermaye 'Nefsin Marifetullâh ile Nurlanması'dır. Bilgi, ruha giydirilen nurani bir elbisedir.
Taşköprizâde, eserin başında ilimleri tahsil ederken niyetin halis olması gerektiğini şart koşar. Eğer bir kimse ilmi cedel yapmak, insanlara üstünlük taslamak veya dünyalık elde etmek için öğrenirse, o ilim onun aleyhine bir azap vesilesi olur. Hakiki ilim, insanı tevazuya, kalbî sükûna ve halka hizmete sevk eden ilimdir.
Taşköprizâde'nin en meşhur Arapça şaheseri Miftâhu's-Sa'âde ve Misbâhu's-Siyâde fî Mevzû'âti'l-Ulûm (Mutluluğun Anahtarı ve Hükümranlığın Kandili), İslam düşünce tarihindeki ilimler tasnifi geleneğinin (Fârâbî'nin İhsâü'l-Ulûm'u, İbn Sînâ'nın Aksâmü'l-Ulûm'u, Gazzâlî'nin Risâletü'l-Ledünniyye'si) zirve noktasıdır. Taşköprizâde'nin oğlu Kemâleddin Mehmed Çelebi tarafından Türkçeye Mevzûâtü'l-Ulûm adıyla genişletilerek tercüme edilen bu eser, insanın nihai gayesi olan 'ebedi saadet' (sa'âdet-i ebediyye) ile ilim tahsili arasındaki bağı şöyle temellendirir:«İnsan nefsi, hakiki bilgiye ve ilahi marifete ulaşmak için yaratılmıştır. İlimler, insanın kör nefsini tezkiye eden, aklını kâinatın sırlarına açan ve onu Hakk'ın rızasına ulaştıran basamaklardır. Her bir ilim dalı, Varlık Ağacı'nın (Şecere-i Vücûd) bir dalına nazar eder.»
Taşköprizâde İsâmeddîn Ahmed Efendi'nin (901-968 / 1495-1561) telif ettiği Miftâhu's-Sa'âde ve Misbâhu's-Siyâde fî Mevzû'âti'l-Ulûm (ve Türkçe tercümesi Mevzûâtü'l-Ulûm), İslâm medeniyetinin ulaştığı ansiklopedik birikimin en kâmil sentezidir.
Eser, beş yüzü aşkın ilim dalını, bu ilimlerin tariflerini, gayelerini, temel meselelerini ve her sahada yazılmış klasik şaheserleri tahlil eder. Taşköprizâde'ye göre ilim tahsil etmenin nihâî gayesi 'Saâdet-i Ebediyye'ye ulaşmaktır. İlim, insanın zihnini cehaletin karanlığından arındırıp eşyanın hakikatini kavramasını ve bu vukufiyetle Hâlık-ı Zülcelâl'e kurbiyet (yakınlık) kesbetmesini temin eden mukaddes bir ışıktır.
FASIL III: Dört Varlık Mertebesi ve İlimlerin Epistemolojik Kökeni
Dört varlık mertebesi (Hattî, Lafzî, Zihnî, Aynî) arasındaki hiyerarşi, Taşköprizâde'nin semiyotik ve ontoloji nazariyesini özetler. Ona göre en dıştaki kabuk 'Hattî Varlık'tır; harfler silinebilir. Lafzî varlık havada kaybolan sestir. Zihnî varlık akıldaki manadır. Nihayet 'Aynî Varlık' ise Allah Teâlâ'nın kudretiyle vücut bulan hakiki mevcudattır.
Bu sebeple Taşköprizâde der ki: «Yazı lisanın hizmetçisidir; lisan zihnin tercümanıdır; zihin ise dış dünyadaki ilahi sanatın aynasıdır. İlim tahsil eden kimse, kabuktan öze doğru yolculuk yapar; harflerin şeklinden lafzın fesahatine, oradan aklın mantığına, en nihayetinde de kâinattaki İlahî Sanatkâr'ın (es-Sâni') Zât ve Sıfatlarının tecellîsine vasıl olur.»
Taşköprizâde, ilimler tasnifini kurarken varlığın dört temel mertebesini (Merâtib-i Vücûd) esas alır. Ona göre bir hakikat şu dört düzeyde var olur:| Varlık Mertebesi | Ontolojik Mahiyeti | Tekabül Eden İlimler Zümresi |
|---|---|---|
| 1. el-Vücûdü'l-Hattî (Yazıdaki Varlık) | Mânânın harf, hat ve sembollerle kâğıt üzerinde cisimleşmesi. | Hattâtlık, kitabet, imlâ, yazı aletleri ve kâğıt ilimleri. |
| 2. el-Vücûdü'l-Lafzî (Dildeki Varlık) | Zihindeki mânânın ses tellerinden çıkan kelimelerle ifade edilmesi. | Sarf, nahiv, lügat, iştikak, me'ânî, beyân, bedî' ve aruz ilimleri. |
| 3. el-Vücûdü'z-Zihnî (Akıldaki Varlık) | Kavramların ve önermelerin zihindeki mücerred suretleri. | Mantık, cedel, münazara adabı ve felsefi kavram tahlilleri. |
| 4. el-Vücûdü'l-Aynî (Dış Dünyadaki Varlık) | Nesnelerin ve hakikatlerin bizzat hariçte, maddede veya melekûtta mevcudiyeti. | Tabiat ilimleri (fizik, kimya, tıp), riyaziyat (geometri, astronomi) ve ilahiyat (kelam, tasavvuf). |
FASIL IV: Mevzûâtü'l-Ulûm'da İlimlerin 7 Ana Şeceresi
- Devha-i Evvel (Yazı İlimleri): Kalem cinsleri, mürekkep yapımı, şifreli yazılar (kriptoloji), vefk ve tılsım hatları.
- Devha-i Sâniye (Lisan ve Edebiyat İlimleri): Arap dilinin 12 dalı, belâgat, şiir ve edebi tenkit.
- Devha-i Sâlise (Mantık ve Felsefi Mukaddimeler): Kıyas, burhan, mantıkî deliller ve mugalata türleri.
- Devha-i Râbia (Hikmet-i Tabiiyye / Doğa Bilimleri): Madenler (ilm-i maâdin), bitkiler (ilm-i nebâtât), zooloji (ilm-i hayevân), tıp, baytarlık, optik (ilm-i menâzır) ve simya.
- Devha-i Hâmise (Hikmet-i Riyâziyye / Matematik Bilimleri): Hendese, hisap (aritmetik), hey'et (astronomi), musiki ve mekanik (ilm-i hiyel).
- Devha-i Sâdise (Hikmet-i İlâhiyye / Metafizik ve Kelam): Varlık ontolojisi, sıfât-ı ilahiyye, nübüvvet ve me'âd (ahiret halleri).
- Devha-i Sâbia (Şer'î ve Bâtınî İlimler): Kıraat, tefsir, hadis, fıkıh usûlü, fetva ve tasavvuf (seyr u sülûk, ahlak-ı hamîde).
FASIL V: eş-Şekāiku'n-Nu'mâniyye: Osmanlı Âlim ve Evliyâsının İlk Biyografik Anıtı
eş-Şekāiku'n-Nu'mâniyye'nin telif edilmesi, Osmanlı Devleti'nin sadece kılıçla değil, muazzam bir ilim ve irfan mimarisiyle kurulduğunu ispatlamıştır. Eserde sadece kadılar ve müderrisler değil; Hacı Bayrâm-ı Velî, Emîr Buhârî, Somuncu Baba, Akşemseddin ve Molla Gürânî gibi maneviyat sultanları da aynı hürmetle tahlil edilmiştir.
Taşköprizâde'nin bu eseri o kadar büyük bir tesir uyandırmıştır ki, vefatından sonra Âlî Mustafa Efendi, Nev'îzâde Atâî ve Şeyhî Mehmed Efendi gibi müverrihler tarafından asırlar boyunca 'Zeyl' (ekleme ve devam ciltleri) yazılarak 19. yüzyıla kadar Osmanlı ulema tarihi kesintisiz bir külliyat haline getirilmiştir.
Taşköprizâde'nin diğer ölümsüz eseri eş-Şekāiku'n-Nu'mâniyye fî Ulemâi'd-Devleti'l-Osmâniyye (Osmanlı Devleti Âlimleri Hakkında Gelincik Çiçekleri), Osmanlı ulema ve meşâyih tarihinin ilk sistemli biyografik ansiklopedisidir. Eser, Osman Gazi'den Kanunî Sultan Süleyman devrine kadar on padişah dönemine göre tanzim edilmiş; 522 büyük âlim, şeyhülislam, mutasavvıf, hekim ve şairin hayatını, eserlerini, menkıbelerini ve vefat tarihlerini tarafsız bir üslupla kaydetmiştir. Bu eser olmasaydı, Osmanlı medeniyetinin kurucu zihin dünyası karanlıkta kalacaktı.FASIL VI: Taşköprizâde'nin Havas, Simya ve Tılsım İlimlerine Bakışı
- Vefk ve Esrâr-ı Hurûf: Sayıların ve harflerin ilahî isimlerle olan kozmik rezonansını kabul eder; bunu kötüye kullanmadan, şirke bulaşmadan meşru niyetlerle tatbik etmenin caiz olduğunu belirtir.
- Sihir ve Büyü: Şeytanî varlıklarla temas kurarak insanlara zarar veren uygulamaları kesin olarak haram ve küfür kabul eder.
- Simya (Kimyâ-yı Tâbiiyye): Metallerin dönüşümünü teorik olarak mümkün görmekle birlikte, sahtekârların elinde ifsad aracı haline geldiğini ifade eder.
FASIL VII: Ahlak, Nefis Tezkiyesi ve Devlet Nizamı
- Tehzîb-i Ahlâk (Bireysel Terbiye): Nefsin şehvet, gazap ve vehim kuvvetlerinin akıl ve şeriat kontrolüne alınması.
- Tedbîr-i Menzil (Aile ve Ev İdaresi): Hane halkının sevgi, intizam ve helal rızıkla yönetilmesi.
- Siyâset-i Medîne (Devlet İdaresi): Sultanın adaleti, liyakatli vezirlerin istihdamı ve mazlumların korunması.