Tâceddin Ahmedî'nin Hayatı, Tahsili ve Germiyan'dan Osmanlı Sarayı'na Yolculuğu
Tâceddin İbrâhim b. Hızır Ahmedî (735-815 / 1334-1412 civarı), 14. yüzyıl Anadolu Türk edebiyatı ve düşünce tarihinin en velûd, en bilgili ve ansiklopedik şair-düşünürüdür. Kütahya veya Amasya civarında doğduğu tahmin edilen Ahmedî, gençliğinde ilim tahsili için Memlûk Mısır'ına (Kahire) gitmiş; burada Şeyh Ekmelüddin el-Bâbertî'nin meclisinde Molla Fenârî ve Hacı Paşa (Celâleddin Hızır) ile ders arkadaşı olmuştur. Mısır'da fıkıh, kelâm, mantık, tıp, hey'et (astronomi) ve hendese ilimlerinde derinleşmiştir.
Anadolu'ya döndükten sonra önce Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın sarayında nedimlik ve tabiplik yapmış, ardından Germiyan topraklarının Osmanlı'ya katılmasıyla Yıldırım Bâyezid'in ve Ankara Savaşı'ndan sonra Edirne'de hükümdarlık yapan oğlu Emîr Süleyman'ın en yakın musahibi ve saray hekimi olmuştur. Ahmedî, ömrünün son yıllarını Amasya'da Çelebi Mehmed'in şehzadelik divanında tamamlamıştır.
«İlimsiz şiir, temelsiz duvara benzer; rüzgâr esse yıkılır gider. Şair odur ki her beytinde bir hikmet denizi, her sözünde bir felek sırrı gizleye. Biz bu İskendernâme'yi cihana bir ayna kıldık; ta ki akıl sahipleri kâinatın ahvalini ve mülkün zevalini onda temâşâ eyleyeler.» — Tâceddin Ahmedî
Ahmedî'nin 8.754 beyitlik devasa mesnevisi İskendernâme, yalnızca epik bir fütuhat destanı değil; kâinatın yaratılışından Osmanlı hanedanına kadar bütün insanlık bilgisini manzum olarak kuşatan bir ilm-i külliyat şaheseridir.