Sultân Veled'in Hayatı, Şahsiyeti ve Mevlânâ'nın Mirasını Kurumsallaştıran Dehası
Anadolu irfanının ve tasavvuf medeniyetinin teşekkülünde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî kadar hayatî bir role sahip olan oğlu Bahâüddîn Muhammed Sultân Veled, hem bir aşk şairi hem de bir tarikat mimarıdır. Karaman'da doğan ve adını dedesi Bahâeddin Veled'den alan Sultân Veled, Mevlânâ'nın dizinin dibinde yetişmiş; Şems-i Tebrîzî, Selâhaddîn-i Zerkûb ve Çelebi Hüsâmeddîn'in manevî terbiyesinden geçmiştir.
Mevlânâ'nın vefatından sonra Çelebi Hüsâmeddîn'in hilâfetini sadakatle desteklemiş, onun vefatıyla birlikte 1284 yılında Mevlevî postuna oturmuştur. Sultân Veled olmasaydı, Mevlânâ'nın cezbe ve aşk dolu ferdî mirası tarihin tozlu sayfalarında kaybolabilir; Konya'dan Şam'a, Kahire'den İstanbul'a ve Balkanlar'a uzanan 700 yıllık devasa bir Mevlevîlik medeniyeti vücuda gelemeyebilirdi.
«Oğlum Bahâeddin! Sen bana yaratılışta ve ahlâkta insanların en çok benzeyenisin. Benim bâtınım sendin, zâhirim sen oldun; benim sırrımın kâtibi ve hâmisi sensin.» — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Sultân Veled, hem manzum eserleriyle Mesnevî geleneğini sürdürmüş hem de Mevlevî mukabelesini, sikke ve tennure nizamını, matbah terbiyesini kurumsallaştırmıştır.