Şükrullâh'ın Hayatı, İlim Muhiti ve Diplomatik Misyonları
Osmanlı Devleti'nin teşekkül ve cihanşümul imparatorluk safhasına intikal ettiği 15. asrın en mühim âlim, edip ve diplomatlarından biri Şükrullâh bin Şihâbeddîn Ahmed el-İstanbûlî (1388-1464)'dir. Aslen Şirvan bölgesinden gelip Anadolu'ya yerleşen ilmiye mensubu bir ailenin evladı olan Şükrullâh, gençlik yıllarını Amasya, Bursa ve Edirne gibi Osmanlı ilim merkezlerinde tahsil ile geçirmiştir.
Şükrullâh Efendi, Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde sarayda hürmet görmüş, bilhassa II. Murad devrinde 1449 yılında Karakoyunlu hükümdarı Mirza Cihanşah nezdine fevkalade elçi olarak gönderilmiştir. Bu diplomatik seyahat esnasında Tebriz ve Sultâniye gibi kadim Doğu kültür havzalarını bizzat müşahede etmiş, Oğuz boy teşkilatına ve Türkmen an'anelerine dair nâdide yazmaları bizzat tetkik etme imkânı bulmuştur.
«Tarih, geçmişin kuru bir masalı değildir; o, Hakk'ın kâinattaki sünnetullahını ve beşeriyetin kemâl yolculuğunu gösteren bir ibret aynasıdır. Peygamberlerin sîreti ile hükümdarların adaletini bilmeyen devlet reisi, memleketi körü körüne uçuruma sürükler.» — Şükrullâh bin Şihâbeddîn
Fatih Sultan Mehmed devrinde İstanbul'un fethine şahitlik eden Şükrullâh, ömrünün son demlerini İstanbul'da Şeyh Vefâ ve Akşemseddin muhitinde geçirmiş, vefatında Şeyh Vefâ Camii hazîresine sırlanmıştır.