Şemseddin el-Makdisî: Ahsenü't-Tekāsîm fî Ma'rifeti'l-Ekālîm, Beşerî Coğrafya ve Şehirler Sosyolojisi Külliyâtı
Kudüslü Büyük Seyyah ve Coğrafyacının Gözüyle İslâm Dünyasının 14 İklimi, Şehirlerin Topografyası, Bölgesel Diyalektler, Ticaret Yolları ve Medeniyet Antropolojisi Üzerine 10 Fasıllık Büyük Monografi.
FASIL I: Kudüs'ün Çocuğu Şemseddin el-Makdisî: Seyyah, Fakih ve Gözlemci Portresi
İslâm coğrafya yazıcılığının en parlak ve özgün dehalarından biri olan Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed b. Ahmed el-Makdisî (el-Beşşârî) (945-990 civarı), Kudüs'te doğmuş, mimar bir ailenin evladı olarak yetişmiştir. Kudüs'ün taşını, mescidlerini ve suyunu tanıyarak büyüyen Makdisî, genç yaşta fıkıh, hadis ve edebiyat tahsil ettikten sonra hayatını İslâm coğrafyasını karış karış dolaşmaya adamıştır. Endülüs ve Mağrib'in en batı sınırları müstesna, Abbâsî hilafetinin hüküm sürdüğü bütün coğrafyayı -Mısır, Şam, Cezîre, Irak, Huzistan, Fars, Kirman, Sicistan, Horasan ve Mâverâünnehir- bizzat gezmiş, her beldenin havasını solumuş, halkıyla oturup kalkmıştır.
FASIL II: Ahsenü't-Tekāsîm'in Metodolojisi: Otopsi (Bizzat Görme), Tahkik ve Katılımcı Gözlem
Makdisî'nin 985 yılında tamamladığı eseri Ahsenü't-Tekāsîm fî Ma'rifeti'l-Ekālîm (İklimlerin Bilinmesinde Taksimatların En Güzeli), modern antropolojide 'katılımcı gözlem' denilen yöntemi bin yıl önce tatbik eden bir şaheserdir. Müellif masa başında yazılmış rivayetleri peşinen reddeder. Eserin mukaddimesinde şöyle der: 'Ben bu kitapta zikrettiğim yerlerin çoğunu bizzat ayaklarımla çiğnedim, görmediğim yerleri ise ancak güvenilir ve akıllı tüccarlardan sorup tahkik ederek yazdım.' Makdisî gittiği her yerde fıkıh meclislerine katılmış, bazen kâtiplik, bazen kadılık, bazen tüccarlık yapmış, hamamlarında yıkanmış, hapishanelerine girmiş ve tecrübî bilginin namusunu korumuştur.
FASIL III: Memleketü'l-İslâm Tasavvuru: İslâm Dünyasının 14 İklim Kuşağına Taksimi
Grek ve İslâm astronomi geleneğindeki geometrik ve matematiksel 'yedi paralel iklim' anlayışını Makdisî beşerî zemine indirir. O, dünyayı soyut enlem çizgileriyle değil, ortak kültür, lisan, din ve idare birlikteliği taşıyan organik havzalar olarak tanzim eder. İslâm dünyasını (Memleketü'l-İslâm) 14 büyük iklim dairesine ayırır. Bunların altısını 'Arap İklimleri' (Cezîretü'l-Arab, Irak, Akûr/Cezîre, Şam, Mısır, Mağrib), sekizini ise 'Acem İklimleri' (Fars, Kirman, Sicistan, Sind, Cibâl, Huzistan, Deylem, Horasan ve Mâverâünnehir) olarak tasnif eder. Bu taksimat, siyasi ve beşerî coğrafyanın ilk kâmil atlasıdır.
FASIL IV: Şehirler Morfolojisi: Mısır, Şam, Irak, Mağrib ve Horasan Şehirlerinin İç Mimarisi
Makdisî bir mimar torunu ve evladı olarak şehirlerin mekânsal dokusunu, kale surlarını, su şebekelerini, ulu camilerini ve pazar nizamını emsalsiz bir dikkatle tasvir eder. Her şehrin merkezindeki Câmi-i Kebîr ile etrafındaki suk (çarşı) hiyerarşisini, mahallelerin etnik ve mezhebî ayrışmalarını anlatır. Bağdat'ın yuvarlak şehir planından Kahire'nin yeni kurulan Fâtımî saraylarına, Şam'ın Emeviyye Camii'nin mozaiklerinden Merv ve Nîşâbur'un kütüphanelerine kadar her mekân onun kaleminde canlanır. Şehirlerin havasının ve suyunun halkın sıhhatine etkisini bir hekim dikkatiyle not eder.
FASIL V: Dil, Lehçe ve Etnografya: Arapça ve Farsçanın Yerel Ağızları, Kabileler ve Gelenekler
Ahsenü't-Tekāsîm, dilbilim ve diyalektoloji tarihi açısından paha biçilmez bir hazinedir. Makdisî, Arapçanın Kureyş fasihliğinden uzaklaşan bölgesel şivelerini (örneğin Yemen, Mısır veya Şam ağızlarını) tek tek kaydeder. Aynı şekilde Farsçanın Derî, Pehlevî ve Hârizm lehçeleri arasındaki ses ve lügat farklarını mukayese eder. Halkın giyim kuşamını, düğün ve matem âdetlerini, yemek kültürünü, misafirperverlik veya cimrilik derecelerini sosyolojik bir tarafsızlıkla sergiler.
FASIL VI: Ticarî Ağlar, Pazar Yerleri, Madenler ve Ziraî Zenginliklerin Haritası
Makdisî aynı zamanda usta bir iktisat coğrafyacısıdır. Hangi bölgenin ne ürettiğini, neyi ihraç edip neyi ithal ettiğini, para birimlerini (dinar ve dirhemlerin ayarlarını), ağırlık ve ölçü sistemlerini (rıtıl, kile, men) titizlikle tablolaştırır. Mısır'ın keteni ve şekeri, İsfahan'ın ipeği, Fars'ın gül suyu, Horasan'ın kürkleri ve Hârizm'in kervan yolları eserde canlı bir ticaret rehberi gibi işlenir. İpek Yolu ve Baharat Yolu güzergâhlarındaki menzilleri, konaklama ücretlerini ve tüccarların maruz kaldığı gümrük vergilerini aktarır.
FASIL VII: Mezhepler, Dini Gruplar ve İtikadî Coğrafya: Şiî, Sünnî, Mu'tezilî ve Gayrimüslim Cemaatler
Döneminin mezhebî çalkantılarını en yakından müşahede eden Makdisî, İslâm coğrafyasının itikadî haritasını çıkarır. Kendisi Hanefî fıkhına mensup olmakla birlikte Şâfiî mezhebini de derinlemesine tahsil etmiştir. Şiî Büveyhîler, Fâtımîler, Karmatîler, Hanbelîler, Mu'tezile ve Eş'arîler arasındaki teolojik çekişmelerin hangi şehirlerde yoğunlaştığını kaydeder. Yahudi ve Hristiyan cemaatlerin nüfusunu, manastırlarını, cizye vergilerini ve müslüman idareyle ilişkilerini sosyolojik bir gerçeklikle aktarır.
FASIL VIII: Su Kaynakları, İklim Değişimleri ve Ekolojik Denge Analizleri
İslâm medeniyetinin 'su medeniyeti' olduğunun bilincinde olan Makdisî; Nil'in taşma mevsimlerini, Fırat ve Dicle'nin sulama kanallarını, çöl bölgelerindeki kehriz ve kânat sistemlerini derinlemesine inceler. Şehirlerin temiz su kaynaklarına erişimini medeniyetin birinci şartı sayar. Rüzgârların yönlerini, çöl fırtınalarını, tuz göllerini ve iklim kuraklıklarının tarıma etkilerini ekolojik bir perspektifle tahlil eder.
FASIL IX: Makdisî'nin İlmî Şahsiyeti: Öncülleri Belhî, İbn Havkal ve İstahrî ile Mukayesesi
Makdisî kendisinden önce gelen Belhî coğrafya mektebinin (Ebû Zeyd el-Belhî, İstahrî ve İbn Havkal) harita ve metinlerini incelemiş, fakat onların eksiklerini ve hatalarını cesurca tenkit etmiştir. İstahrî'nin haritalarındaki orantısızlıkları düzeltmiş, İbn Havkal'ın siyasi taassubundan arınmış bir tarafsızlık sergilemiştir. Makdisî'nin metni kuru bir menzil listesi değil; renkli haritalarla desteklenmiş, şiirle, hikmetle ve nüktelerle süslenmiş bir edebî başyapıttır.
FASIL X: Coğrafyanın Hikmeti: Mekân ile İnsan Ruhu Arasındaki Derin Tefekkür Bağı
Ahsenü't-Tekāsîm'in nihai gayesi, yeryüzünün fıtrî ahengini temaşa ederek Hâlık'ın kudretini idrak etmektir. Makdisî için her dağ bir ibret levhası, her nehir bir ilâhî rahmet akıntısı, her şehir ise insanın dünya sahnesindeki imtihan yurdudur. Makdisî'nin coğrafyası, modern dünyada kaybolan mekân kutsiyetini yeniden hatırlatan, toprağı sadece bir tüketim nesnesi değil, üzerinde adaletle yürünmesi gereken ilâhî bir emanet olarak gören evrensel bir hikmet mirasıdır.