FASIL I: Şemsüddin es-Semerkandî ve 13. Yüzyıl Semerkant İlim Mektebi
7. yüzyılın ikinci yarısı ile 8. yüzyılın başlarında (Hicrî) Mâverâünnehir bölgesinin en parlak ilim merkezlerinden biri olan Semerkant'ta yetişen Şemsüddin Muhammed b. Eşref es-Semerkandî (ö. 702/1303 civarı), İslâm düşünce tarihinde matematik, geometri, astronomi, kelâm ve münazara mantığını (âdâbü'l-bahs) aynı şahsiyette zirveye ulaştırmış müstesna bir ansiklopedist âlimdir.
Semerkandî'nin yaşadığı dönem, Moğol istilasının ardından İslâm dünyasında ilimlerin yeniden teşekkül ettiği, Nasîrüddîn-i Tûsî'nin Merâga Rasathanesi'nde başlattığı riyâziye ve felekiyyât rönesansının Mâverâünnehir ve Horasan havzalarında derin kökler saldığı bir dönüşüm asrıdır. Semerkandî, hem felsefî kelâm sahasında (es-Sahâifü'l-İlâhiyye) hem de riyâziye ve hendese sahasında kaleme aldığı metinlerle Osmanlı medrese müfredatının ana damarlarını belirlemiştir.
Onun hendese alanındaki en büyük şaheseri olan Eşkâlü't-Te'sîs, İskenderiyeli Öklid'in (Euclides) meşhur Stoikheia (Elemanlar / Usûlü'l-Hendese) adlı eserinin ilk kitabında yer alan 35 temel önermeyi (teoremi) ele alıp hem mantıkî dizilimini kusursuzlaştıran hem de paralellik aksiyomu üzerine müstakil felsefî-hendesî tahliller geliştiren anıtsal bir risaledir.
FASIL II: Eşkâlü't-Te'sîs Risâlesi ve 35 Temel Hendese Teoremi
Semerkandî, Eşkâlü't-Te'sîs (Kurucu Şekiller / Geometrinin Temel Teoremleri) adlı eserinde, Öklid geometrisinin tüm yapısını taşıyan omurgayı 35 teoremde toplamıştır. Müellifin gayesi, hacimli ve karmaşık Öklid şerhlerinden ziyade, talebenin ve araştırmacının aklını doğrudan hendesî ispatın zaruretine ve mantıkî silsilesine ulaştırmaktır.
Eser şu ana hendesî safhaları ihtiva eder:
- Nokta, Çizgi ve Düzlem Tanımları: Boyutsuz noktanın ontolojik varlığı, eni olmayan uzunluk olarak doğru çizgisi ve yüzeylerin hudutları.
- Üçgenlerin Eşliği ve Benzerliği: Kenar-açı-kenar, açı-kenar-açı ve kenar-kenar-kenar denklikleri üzerinden iki boyutlu uzayın ölçülebilirliği.
- İkizkenar ve Eşkenar Hendesesi: Açıların simetrisi ve diklik aksiyomunun tesis edilmesi.
- Paralel Doğrular ve İç Ters Açılar: İki paralel doğrunun bir kesenle yaptığı iç ters ve yöndeş açıların eşitliği ispatı.
- Pisagor Teoreminin Hendesî İspatı (Gelin Teoremi): Bir dik üçgende hipotenüs üzerine kurulan karenin, dik kenarlar üzerine kurulan karelerin toplamına denk oluşunun 47. Öklid önermesi doğrultusunda zihnen tecessüm ettirilmesi.
Eser o denli rağbet görmüştür ki, Semerkant Rasathanesi'nin müdürü Kādîzâde-i Rûmî tarafından şerhedilmiş (Tuhfetü'r-Reîs fî Şerhi Eşkâli't-Te'sîs) ve Osmanlı İmparatorluğu'nda Fâtih Sultan Mehmed döneminden itibaren medreselerin hendese alanındaki yegâne başucu ders kitabı olmuştur.
FASIL III: Beşinci Postulat Çıkmazı: Paralellik Aksiyomunun Felsefî İspatı
Geometri tarihinin 2000 yıllık en büyük felsefî ve matematiksel muamması, Öklid'in 5. Postulatı olarak bilinen Paralellik Aksiyomudur: 'Bir doğruya dışındaki bir noktadan yalnızca bir tek paralel doğru çizilebilir' veya 'İki doğru bir üçüncü doğru tarafından kesildiğinde, bir taraftaki iç açıların toplamı iki dik açıdan küçükse, bu iki doğru o yönde sonsuza uzatıldığında kesişirler.'
İslâm hendese mektebi, İbnü'l-Heysem, Ömer Hayyâm ve Nasîrüddîn-i Tûsî ile birlikte bu aksiyomun kendi başına apaçık (müteârif / axiomatic) bir doğru olmadığını, bilakis daha temel prensiplerden ispatlanması gereken bir teorem olduğunu savunmuştur. Şemsüddin es-Semerkandî, Eşkâlü't-Te'sîs'te bu kadim meseleye kendi özgün hendesî ispat denemesiyle katılmıştır.
Semerkandî, paralel doğruların birbirinden daima eşit uzaklıkta (mütesâviyetü'l-bu'd) kalacağını varsayan bir yardımcı önerme kurmuş; kesişmeyen doğruların sonsuzdaki davranışını tahlil etmiştir. Her ne kadar bu ispat, 19. yüzyılda Lobaçevski ve Riemann tarafından keşfedilecek olan 'Öklid-dışı geometriler' (hiperbolik ve eliptik uzaylar) ışığında örtük bir paralellik varsayımına dayansa da, İslâm hendesecilerinin uzay kavramını sorgulamaktaki derin mantıkî cüretini gözler önüne sermektedir.
FASIL IV: Âdâbü'l-Bahs ve Mantık ile Geometri Arasındaki Zaruri Rabıta
Semerkandî yalnızca bir geometrici değil, İslâm ilimler tasnifinde tartışma, diyalektik ve delillendirme metodolojisini bağımsız bir disiplin haline getiren Âdâbü'l-Bahs ve'l-Münâzara ilminin kurucusudur. er-Risâletü's-Semerkandiyye adlı eseri, medreselerde münazara mantığının kanunu kabul edilmiştir.
Semerkandî'ye göre hendese ile mantık birbirinden ayrılamaz iki ikiz kardeştir:
'Mantık zihnin kavramlar ve hükümler arasındaki sapmasını önleyen bir terazi ise; hendese, o terazinin haricî mekânda, çizgiler ve açılar sûretinde somutlaşmış halidir. Hendese bilmeyen bir mantıkçı mücerret kalır; mantık bilmeyen bir geometrici ise körü körüne şekil çizer.'
Semerkandî, bir hendese önermesinin ispatında şu dört mantıkî basamağı şart koşar: Dava (iddia edilen teorem), Misâl (geometrik şeklin harflerle tayini), Amel (yardımcı çizgilerin inşası) ve Burhan (kıyas-ı muktayin ile neticeye varış).
FASIL V: Kozmolojik ve Hendesî Varlık Mertebeleri
Semerkandî'nin es-Sahâifü'l-İlâhiyye adlı kelâm şaheserinde hendesî kavramlar metafizik bir boyut kazanır. Kâinatın yaratılışı, cisimlerin cevher ve arazları, noktanın ve çizginin haricî varlığı meselesi İslâm atomculuğu (kelâmî cüz-i lâ yetecezzâ) ile felsefî süreklilik (ittisâl) nazariyeleri arasında tartılır.
| Hendesî Unsur | Hendesî Tanım | Metafizik & Kelâmî Karşılık |
|---|---|---|
| Nokta (Nukta) | Parçası ve boyutu olmayan mebde | Vahdetin haricî mekândaki ilk işareti; bölünmeyen cüz |
| Çizgi (Hatt) | Eni olmayan tek boyutlu uzunluk | Zamanın ve seyrin sürekliliği; kesintisiz cereyân |
| Yüzey (Basît) | Uzunluk ve genişliğe sahip iki boyut | Suretlerin tecellî sahası; levha-i mahfuz misali ayna |
| Cisim (Mücessem) | Üç boyutlu (uzunluk, en, derinlik) varlık | Mülk ve şehâdet âleminin kesif maddesi; imtihan sahası |
Semerkandî, Allah Teâlâ'nın kâinatı yaratırken bir nizam ve hendese koyduğunu, göklerin kürevî, yörüngelerin dairesel olmasının hikmetsiz olmadığını savunur.
FASIL VI: Osmanlı Medreselerinde Semerkandî Geleneği
Osmanlı ilim zihniyetinin teşekkülünde Semerkandî'nin müstesna bir yeri vardır. Fâtih Sultan Mehmed, Sahn-ı Semân medreselerini kurduğunda riyâziye müfredatının merkezine Semerkandî'nin Eşkâlü't-Te'sîs'ini koydurmuştur.
Kādîzâde-i Rûmî'nin bu esere yazdığı şerh, Osmanlı hendese tahsilinin alfebesi olmuştur. Bir talebe bu şerhi okuyup kadı, müderris veya mühendis olamazdı. Mimar Sinan'ın Süleymaniye ve Selimiye'de hayata geçirdiği statik harikalar ve kubbe dengeleri, doğrudan Eşkâlü't-Te'sîs tedrisatından geçen hendese zihninin taşa bürünmüş tecellîsidir.
FASIL VII: Netice: Hendeseden Tevhide Açılan Kapı
Şemsüddin es-Semerkandî'nin mirası, İslâm medeniyetinde aklî ilimler ile naklî ilimlerin, geometri ile kelâmın asla çatışmadığını, bilakis birbirini tamamlayan iki hakikat cephesi olduğunu ispat eder.
Noktadan başlayan çizgi nasıl bir düzlem meydana getirip hacim kazanarak kâinatı dolduruyorsa; zihindeki mücerret tevhid idraki de hendese mizanıyla maddî âlemde adalet, nizam ve bediî güzellik olarak tecelli eder.
🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ
Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın: