Muhammed eş-Şehristânî ve el-Milel ve'n-Nihal: Dinler Tarihi, Hermetizm ve Kadîm Mezhepler
FASIL I: Mukayeseli Dinler Tarihinin Kurucusu: Şehristânî
Ortaçağ İslâm medeniyetinin en parlak kelâmcısı, filozofu ve dinler tarihçisi Ebû'l-Feth Muhammed b. Abdilkerîm eş-Şehristânî (v. 548/1153), kaleme aldığı Kitâbü'l-Milel ve'n-Nihal adlı şaheseriyle modern dinler tarihçiliğinin ve mukayeseli inançlar sosyolojisinin kurucusu kabul edilir.
Şehristânî'nin eserini çağdaşlarından ayıran en çarpıcı vasıf, ele aldığı din ve mezhepleri peşin hükümle karalamak yerine, her bir inanç sistemini kendi mensuplarının lisanı, mantığı ve kutsal metinleriyle objektif ve tasvirî (deskriptif) bir metotla takdim etmesidir. Müellif mukaddimesinde şöyle der: "Her fırkanın görüşünü, onların delillerini tahrif etmeksizin ve hasmane bir dille reddetmeksizin, kendi kelimeleriyle aktarmak bu kitabın ahdidir."
FASIL II: İki Büyük Kategori: Ehlü'l-Diyânât ve Ehlü'l-Ehvâ
Şehristânî, yeryüzündeki bütün inanç ve düşünce sistemlerini iki ana havzaya ayırır:
- Ehlü'l-Diyânât ve'l-Milel (Vahiy ve Din Sahipleri): Semavi bir kitaba, peygambere ve vahiy geleneğine dayanan inançlar: Müslümanlar, Ehl-i Kitap (Yahudiler, Hristiyanlar) ve Şüphe-i Kitap sahipleri (Mecûsîler, Maniheistler).
- Ehlü'l-Ehvâ ve'n-Nihal (Felsefe ve Hevâ Mensupları): Aklî spekülasyonlara, tabiat gözlemlerine ve ferdî re'ylere dayanan felsefî sistemler: Dehrîler (materyalistler), Tabiatçılar, Grek Filozofları (Thales, Pisagor, Sokrates, Eflâtun, Aristo), Hint Dinleri (Brahmanlar, Budistler) ve Sâbiîler.
FASIL III: Sâbiîler, Hermetizm ve İdrîsî Hikmet Havzası
Şehristânî'nin eserindeki en kıymetli ve nadide bölümlerden biri, Sâbiîler (Harranîler) ve onların benimsediği Hermetik felsefe üzerine yaptığı derinlemesine tahlillerdir:
Şehristânî, Sâbiîleri iki fırkaya ayırır: Ashâbü'r-Rûhâniyyât (Soyut ruhanî varlıklara ve akıllara yönelenler) ve Ashâbü'l-Heyâkil (Gezegenleri ve felekleri ruhanîlerin tılsımlı bedenleri kabul edenler). Bu düşüncenin köklerinin Hz. İdrîs'e (Hermes Trismegistus / Hermesü'l-Herâmise) dayandığını; ancak zamanla tevhid çizgisinden saparak göksel heyâkili (gezegen mabedlerini) aracı putlara dönüştürdüklerini belgeleriyle izah eder.
FASIL IV: Antik Grek ve Şark Felsefelerinin Tahlili
Şehristânî, Thales'ten Pisagor'a, Empedokles'ten Eflâtun'a kadar kadim Grek düşünürlerini İslâm kelâmının ve tevhid irfanının diliyle yorumlar. Pisagor'un sayı mistisizmini, evrenin bir musiki ve hendese ahengiyle yaratıldığını ve Empedokles'in Sevgi ve Nefret (Cezbe ve Def') prensibini nübüvvet nurunun kadim yankıları olarak değerlendirir.
Aynı zamanda Hint kıtasındaki Brahmanların akılcılığını ve nübüvveti inkâr iddialarını felsefî bir dille çürüterek, aklın vahye olan muhtaçlığını epistemolojik delillerle temellendirir.
FASIL V: İslâm Fırkalarının Tasnifi ve İ'tidâl Çizgisi
Şehristânî, İslâm içerisindeki 73 fırka hadisini esas alarak itikadî ekolleri dört ana mihverde inceler: Kaderiyye/Mu'tezile, Sıfâtiyye (Eş'arî ve Mâtürîdî), Hâriciyye ve Şîa. Her fırkanın çıkış noktasını, hilafet tartışmalarını, büyük günah meselesini ve ilâhî sıfatlar anlayışını tarafsızlıkla sergiler.
Kendisinin İsmâilî-Bâtınî felsefeye olan vukûfiyeti ve el-Musâra'a adlı eserinde İbn Sînâ ile girdiği metafizik münazara, Şehristânî'yi yalnızca bir nakilci değil, birinci sınıf bir kelâm filozofu mertebesine yükseltmiştir.
FASIL VI: Netice: el-Milel ve'n-Nihal'in Evrensel Kıymeti
Şehristânî'nin el-Milel ve'n-Nihal'i, İslâm medeniyetinin entelektüel özgüveninin ve öteki inançlara duyduğu ilmî merakın en mümtaz şahididir. Felsefe, mitoloji, teoloji ve hermetizmin kavşağında duran bu külliyat; inançlar tarihini anlamak isteyen her araştırmacı için sönmez bir deniz feneridir.
Bu tefsir ve irfan risâlesi Sihravemen İlimler Külliyatı dahilinde neşredilmiştir.
FASIL V: Varlık Mertebeleri, Nedensellik ve İlahî İrade Felsefesi
İslam kelam ve düşünce geleneğinde Muhammed eş-Şehristânî ve el-Milel ve'n-Nihal: Dinler Tarihi, Hermetizm ve Kadîm Mezhepler metni, varlığın kökeni, ilahi sıfatlar ve nedensellik (illiyet) meselesinde çığır açıcı tahliller sunar. Varlık (vücûd), ya bizâtihi zorunludur (Vâcibü'l-Vücûd olan Allah) ya da var olmak için bir başkasına muhtaçtır (Mümkinü'l-Vücûd olan kâinat). Mümkin olan hiçbir şey kendi kendine var olamayacağı için, sebep-sonuç zinciri ezelde mutlak bir İlk İllet'e dayanmak mecburiyetindedir.
Gazzâlî'nin illiyet eleştirisinden İbn Rüşd'ün nizam deliline kadar İslam mütefekkirleri, tabiat kanunlarının bağımsız birer tanrı olmadığını; Cenâb-ı Hakk'ın 'Âdetullâh' üzere icra ettiği kesintisiz yaratılış fiilleri olduğunu ispat etmişlerdir.
FASIL VI: Akıl-Vahiy Dengesi ve Kelâmî Ekoller Mukayese Tablosu
Aşağıdaki tablo, eserde ele alınan temel felsefi/itikadî tezler ile İslam düşünce tarihindeki ana ekollerin yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak sunmaktadır:
| Mesele | Ehl-i Sünnet (Eş'arî / Mâtürîdî) | İslam Felâsifesi (Meşşâî / İşrâkî) | Tasavvuf (Ehl-i Keşf) |
|---|---|---|---|
| Âlemin Yaratılışı | Hudûs (Sonradan, yoktan yaratılma) | Kıdem-i âlem veya Ezelî Sudûr | Tecellî-i dâim ve her an yeni yaratılış |
| Akıl-Vahiy İlişkisi | Akıl esası anlar, vahiy kemale erdirir | Akıl en üst hakemdir, tevil esastır | Akıl ayak bağıdır, zevk ve keşf esastır |
| İrade ve Kesb | Hakk yaratır, kul kesbeder | Deterministik kozmik nizam ve akıl | Kul mutlak fakr içindedir, fâil Hakk'tır |
| Ruhun Mahiyeti | Latif bir cisim, ilahi bir emr | Maddeden mücerred gayr-i maddî cevher | Nefha-i İlahi ve Esmâ aynası |
FASIL VII: Çağdaş İtikadî Krizlere Karşı Metodolojik Kalkan ve Netice
Modern çağın pozitivist, materyalist ve şüpheci taarruzlarına karşı Muhammed eş-Şehristânî ve el-Milel ve'n-Nihal: Dinler Tarihi, Hermetizm ve Kadîm Mezhepler'nin sunduğu akılcı ve irfanî zırh bugün her zamankinden daha hayatidir:
- Hakikatin Bütünlüğü: Bilimi dinden, aklı kalpten ayırmayan tevhidî bir epistemoloji inşa etmek.
- Kozmik Anlam Arayışı: İnsanın tesadüf eseri savrulan bir toz zerresi değil; kâinatın gözbebeği (Zübde-i Âlem) olduğunu idrak etmek.
- İstikamet ve Basiret: Kuru cedel ve lafazanlıktan kaçınıp ahlakla yoğrulmuş bir ilim yolculuğunu sürdürmek.
Bu muhkem esaslar, dünü bugüne, aklı ebediyete bağlayan sağlam bir tefekkür köprüsüdür.