Semerkant Felekiyyatı & Yer Dinamiği ⏳ Tahmini Okuma: 38 Dakika

Nizâmüddîn el-Bîrcendî ve Şerhu't-Tezkire: Semerkant Sonrası Felekiyyat, Yerin Dönüşü İmkânı ve Küresel Hendese

"Yerin kendi mihveri etrafında dönmesi (hareket-i vaz'iyye), ne aklî delillerle ne de rasadî müşahedelerle kesin olarak imkânsız kılınamaz; zira hava tabakası yerle birlikte döndüğü takdirde, düşen bir cismin saptığına dair duyusal bir delil bulunamaz." — Nizâmüddîn el-Bîrcendî

FÂSIL I: Horasan'dan Semerkant'a İlim Yolculuğu ve Son Büyük Rasat Şârihi

İslam medeniyetinde riyaziye ve felekiyyat (matematik ve astronomi) ilimlerinin 15. yüzyılda Semerkant Rasathanesi ile ulaştığı zirve, Uluğ Bey'in vefatı ve rasathanenin dağılmasının ardından tamamen sönmemiş; aksine Horasan, İran, Mâverâünnehir ve Osmanlı coğrafyasına yayılan büyük âlimler vasıtasıyla kemal noktasına erişmiştir. Bu büyük intikal devresinin en mümtaz şahsiyetlerinden biri, Horasan'ın Bîrcend şehrinde neşet eden ve 934/1528 senesinde vefat eden Nizâmüddîn Abdülalî b. Muhammed b. Hüseyin el-Bîrcendî'dir.

Bîrcendî, Ali Kuşçu'nun Semerkant'tan ayrılmasından sonra Doğu İslam dünyasında yetişen en büyük felekiyyat ve riyaziye otoritesidir. Mansûr b. Muînüddîn el-Kâşî (Gıyâseddîn Cemşîd el-Kâşî'nin yeğeni) ve Seyfiddîn et-Teftâzânî gibi büyük üstatların tedris halkasında yetişmiş; astronomi, matematik, optik, coğrafya, mantık ve fıkıh sahalarında ardında onlarca telif ve şerh bırakmıştır. Onun ilmî şahsiyeti, yalnızca metinleri açıklayan pasif bir şârih değil; kendisinden önceki Merâga (Nasîrüddîn-i Tûsî, Kutbüddîn-i Şîrâzî) ve Semerkant (Kādî-zâde-i Rûmî, Ali Kuşçu) birikimini eleştirel bir süzgeçten geçiren, hesaplama hatalarını tashih eden ve yeni teorik ufuklar açan müstakil bir nazar sahibidir.

FÂSIL II: Şerhu Tezkireti't-Tûsî: Hey'et İlminde Merâga ve Semerkant'ın Sentezi

Bîrcendî'nin ilim tarihindeki en abidevî eseri, Nasîrüddîn-i Tûsî'nin meşhur teorik astronomi risalesi et-Tezkire fî İlmi'l-Hey'e üzerine yazdığı şerhtir (Şerhu't-Tezkire). Tûsî'nin bu eseri, Batlamyus'un el-Mecistî'deki ekuant (muaddilü'l-mesîr) ve episikl modellerine yönelttiği itirazları ve bu problemleri aşmak için geliştirdiği meşhur "Tûsî Çifti" (Tusi couple) teoremini ihtiva ediyordu.

Bîrcendî, bu şerhinde yalnızca Tûsî'nin metnini kelime kelime açıklamakla kalmamış; Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin Tuhfe-i Şâhiyye'sindeki, Seyyid Şerîf el-Cürcânî'nin ve Şemseddîn el-Hafrî'nin şerhlerindeki tüm geometrik problemleri karşılaştırmalı olarak tahlil etmiştir. Eserde gezegenlerin dışmerkezli (eksantrik) ve episiklik (tedvîr) felekler üzerindeki hareketleri, küresel trigonometri kuralları ile adım adım ispat edilmiş; gök kürelerinin katı, içiçe geçmiş kristal küreler (eflâk-ı mümessele) olduğu kabulü çerçevesinde, uzayda hiçbir boşluk kalmaksızın gezegenlerin birbirini nasıl tahrik ettiği riyazi olarak ortaya konmuştur.

FÂSIL III: Yerin Kendi Ekseni Etrafında Dönüşü (Hareket-i Vaz'iyye) ve Astronomik Optik Tahlili

Bîrcendî'yi çağdaşı ve ardılı olan Avrupalı astronomlardan (özellikle Copernicus ve Galileo) ayıran ve ilimler tarihçilerinin (özellikle F. Jamil Ragep) dikkatini celbeden en mühim bahis, Şerhu't-Tezkire'nin birinci babının on birinci faslında yer alan "Yerin Hareketi" meselesidir. Aristotelesçi fizikte Yer, evrenin merkezinde hareketsiz durmak zorundadır; zira ağır cisimlerin tabiî yeri merkezdir ve dairesel hareket yalnızca göksel cevherlere mahsustur.

Bîrcendî, Ali Kuşçu'nun er-Risâletü'l-Fethiyye'de başlattığı "kelâmî ve felsefî ön kabullerden bağımsız, saf matematiksel ve gözlemsel astronomi" metodolojisini daha ileri bir merhaleye taşımıştır. Bîrcendî şu tarihî tezi tartışır: Eğer Yer, kendi kutupları etrafında batıdan doğuya doğru 24 saatte bir devrediyorsa (hareket-i vaz'iyye), bu hareket gözlemsel olarak inkâr edilebilir mi?

Aristotelesçilerin öne sürdüğü "Eğer Yer dönseydi, yüksek bir kuleden bırakılan taş kulenin dibine değil gerisine düşerdi veya havada uçan kuşlar batıya doğru sürüklenirdi" argümanını Bîrcendî optik ve mekanik prensiplerle çürütür:

"Hava tabakası (cevv-i arz), Yerin cazibesi ve teması sebebiyle Yer küresiyle birlikte aynı açısal hızla dönmektedir. Dolayısıyla kuleden bırakılan bir cisim, yalnızca düşey iniş hareketine değil, aynı zamanda Yer ve havayla paylaştığı yatay dairesel harekete de sahiptir. Bu sebeple cisim kulenin dibine düşer ve yeryüzündeki bir müşahit için hiçbir bağıl kayma hissedilmez."

Bu açıklama, klasik fizikte "eylemsizlik ilkesi"nin (inertia) ve Galileo'nun klasik görelilik prensibinin İslam dünyasında matematiksel bir titizlikle nasıl tartışıldığının en parlak vesikasıdır. Bîrcendî, Yerin dönüşünün aklî ve matematiksel olarak mümkün olduğunu ispatlamış, fakat o devirde Yer'in merkezî konumunu değiştirecek yeterli bir dinamiğin eksikliği sebebiyle bu ihtimali teorik bir imkân (câiz) olarak kaydetmiştir.

FÂSIL IV: Şerhu Zîc-i Uluğ Bey: Küresel Trigonometri ve Gözlem Verilerinin Hassas Tashihi

Bîrcendî'nin diğer bir şaheseri, Semerkant Rasathanesi'nin meyvesi olan Zîc-i Cedd-i Sultânî (Uluğ Bey Zîci) üzerine Farsça kaleme aldığı devasa şerhtir (Şerh-i Zîc-i Uluğ Bey). Bu eser, İslam dünyasında zîc literatürü üzerine yazılmış en kapsamlı ve yetkin şerh kabul edilir.

Bîrcendî bu çalışmasında:

  • Uluğ Bey ve Gıyâseddîn Cemşîd el-Kâşî'nin 1 derecelik yayın sinüsünü hesaplamak için geliştirdikleri üçüncü dereceden cebirsel denklem metodunu (iterasyon yöntemini) en ince ayrıntılarına kadar açıklamış ve ispatlamıştır.
  • Takvim sistemleri (Hicrî, Yezdicerd, Melikî, Celâlî, Hıtâ-yı Uygur) arasındaki dönüşüm algoritmalarını kurallara bağlamıştır.
  • Gezegen boylam ve enlem tablolarının hazırlanmasında küresel astronomi formüllerini tek tek göstererek, gözlem aletlerinin sıhhat sınırlarını belirlemiştir.
  • 1018 sabit yıldızın koordinatlarını içeren Semerkant yıldız kataloğunu, presesyon (gün-tün eşitliği kayması) değerini 70 yılda 1 derece kabul ederek kendi devrine göre güncellemiştir.

FÂSIL V: Güneş Saatleri, Usturlap ve Alet Hendesesi: Risâle fî Âlâti'r-Rasad

Bîrcendî yalnızca nazariyatçı değil, aynı zamanda dakik bir alet hendesesi uzmanıdır. Risâle fî Âlâti'r-Rasad (Gözlem Aletleri Risalesi) adlı eserinde Semerkant Rasathanesi'nde kullanılan devasa sekstant (Süds-i Fahrî), duvar kadranı (lebihe), zâtü'l-halak (halkalı küre), zâtü'ş-şu'beteyn (trigram) ve usturlapların geometrik çizim ve imalat esaslarını kaydetmiştir.

Ayrıca güneş saatleri (mizvele) üzerine yazdığı Risâle fî Âlâti'l-İrtifâ ve Risâletü'l-Mizvele adlı eserlerinde, yatay, dikey ve eğik zeminlere güneş saatlerinin çizgilerinin izdüşürülmesi için gerekli olan analitik geometri kaidelerini ortaya koymuştur. Güneşin zeval vaktinin, asr-ı evvel ve asr-ı sânî (ikindi) vakitlerinin gnomon (mikyas) gölgesi üzerinden nasıl hatasız tayin edileceğini matematiksel formüllerle göstermiştir.

FÂSIL VI: Bîrcendî'nin Doğu ve Batı Bilim Tarihindeki Yeri ve Kopernik Çağına Etkileri

Nizâmüddîn el-Bîrcendî'nin eserleri, 16. yüzyıldan itibaren hem Osmanlı medreselerinde hem de Bâbürlü Hindistanı'nda astronomi ve riyaziyenin en yüksek başvuru kaynağı olmuştur. Osmanlı saray müneccimbaşıları ve muvakkithaneleri, Bîrcendî'nin zîc şerhini takvim hesaplamalarında temel rehber edinmişlerdir.

Modern bilim tarihi araştırmaları, Bîrcendî'nin Şerhu't-Tezkire'sindeki geometrik modellerin ve özellikle Yerin hareketi tartışmalarının, Bizans ve Venedik üzerinden İtalya ve Orta Avrupa'ya geçen astronomi yazmalarıyla paralelliğini göstermiştir. Kopernik'in De revolutionibus adlı eserinde kullandığı matematiksel modellerin (özellikle Tûsî Çifti ve Urdi lemması varyantları), Bîrcendî ve çağdaşı Şemseddîn el-Hafrî'nin metinleriyle olan şaşırtıcı benzerliği, İslam felekiyyat mektebinin Rönesans bilim devrimine uzanan kesintisiz köprüsünü gözler önüne sermektedir. Bîrcendî, aklın ve gözlemin rehberliğinde kâinatın nizamını okuyan İslam ilim geleneğinin en parlak yıldızlarından biridir.

Yerin Kendi Ekseni Etrafında Dönüşü (Hareket-i Vaz'iyye): Bîrcendî, Kopernik ve Galileo Mukayesesi

Mesele / Problem Aristotelesçi / Batlamyusçu İtiraz Nizâmüddîn el-Bîrcendî'nin Çözümü (1528) Rönesans ve Modern Fizik (Kopernik & Galileo)
Kuleden Düşen Taş Yer dönseydi taş geriye düşerdi; zira Yer doğuya kayardı. Hava tabakası Yer'le birlikte döner; taş hem düşey hem dairesel hareketi taşır. Eylemsizlik prensibi ve dairesel momentum korunumu (Galileo Diyaloglar).
Uçan Kuşlar ve Bulutlar Kuşlar ve bulutlar batı yönünde devasa bir rüzgârla sürüklenmeliydi. Atmosfer yerçekimi ve temasla Yer küresine kilitlidir; bağıl hız sıfırdır. Bağıl hareket ve ortak referans sistemi (Klasik görelilik ilkesi).
Gözlemsel İspat Yerin durduğu duyularla ve sağduyuyla aşikârdır. Duyusal gözlem dönüşü çürütemez; matematiksel modeller iki durumda da eşdeğerdir. Kinematik eşdeğerlik; dinamik ispat ancak Foucault sarkacı ile 1851'de gelmiştir.
Optik Paralaks Sabit yıldızlarda hiçbir konum kayması müşahede edilmez. Sabit yıldızlar feleği akıl almaz mesafededir; açısal kayma alet sınırının altındadır. Yıldız paralaksı ancak 1838'de Bessel tarafından teleskopla ölçülebilmiştir.

Külliyât İçinde Araştırmaya Devam Edin

Sihravemen kütüphanesinde yer alan 700'ü aşkın akademik monografi, İslâm ilimler tarihi, tıp, astronomi, riyaziye ve irfânî hikmet araştırmalarıyla meclislerimizi keşfedin.

Tüm Makaleler 50 İlim Odası Mistik Araçlar
PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE

🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ

Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın:

📜 50 Oda Kataloğu 🕊️ Varlıklar Katedrali 📜 Veda Hutbesi 👁️ Parapsikoloji ⚡ 28 Simülatör