Nasîrüddîn et-Tûsî'nin Hayatı, İlim Muhiti ve Alamut'tan Merâga'ya Yolculuğu
7. hicrî / 13. milâdî yüzyıl, İslâm coğrafyasının Moğol istilâsıyla yangın yerine döndüğü, Bağdat Kütüphanesi'nin sulara gömüldüğü ve medeniyet merkezlerinin yerle bir edildiği en karanlık dönemdir. İşte bu felaketler asrında ilmin kandilini söndürmemekle kalmayıp göklerin en mükemmel rasathanesini kuran dâhî, Muhammed b. Muhammed Nasîrüddîn et-Tûsî'dir (ö. 672/1274).
Genç yaşta riyâziye, mantık, tıp, kelâm ve astronomide çağının zirvesine ulaşan Tûsî, İsmâilî kalelerinde uzun yıllar kalmış, Hülâgû Han'ın İsmâilî kalelerini ve ardından Bağdat'ı fethi sırasında Moğol sarayında ilmî nüfuz kazanarak yüz binlerce el yazması eserin yakılmaktan kurtarılmasını sağlamıştır.
«İlim kılıçtan keskindir; sultanlar gelir geçer, fatihler toprağa karışır fakat göklerin intizamını çözen hendese ve hikmet ebediyen bâkî kalır.» — Nasîrüddîn et-Tûsî
Hülâgû Han'ı göklerin hareketlerini izlemenin devletin ikbal ve selâmeti için elzem olduğuna ikna eden Tûsî, Azerbaycan'ın Merâga şehrinde dünya tarihinin o güne kadarki en büyük rasathanesini ve 400.000 ciltlik devasa kütüphanesini kurmuştur.