Mütercim Âsım Efendi ve el-Okyânûsü'l-Basît
Kāmûs Tercümesi, İştikāk Felsefesi, Kelimelerin Kutsal Kökleri ve Osmanlı İrfanı
FASIL I: Antepli Bir Dehanın Doğuşu ve Saray Vakanüvisliği
Osmanlı İmparatorluğu'nun yetiştirdiği en kudretli lugat bilgini, tarihçisi ve edibi hiç şüphesiz Mütercim Ahmed Âsım Efendi'dir (ö. 1819). Antep'te (Ayıntab) köklü bir ilim ailesinde dünyaya gelen Âsım Efendi, Arapça ve Farsçanın en ince leksikografik labirentlerinde benzersiz bir ihtisas kazanmış; ardından payitaht İstanbul'a gelerek Sultan III. Selim ve II. Mahmud devirlerinde resmi devlet vakanüvisliği makamına getirilmiştir.
Âsım Efendi, sadece olayları kaydeden bir vakanüvis değil; dili kâinatın ve ilahi vahyinin aynası olarak gören bir "kelime mistiği"dir. Onun kaleminden çıkan eserler, Osmanlı Türkçesini Doğu İslâm medeniyetinin en zengin, felsefi ve irfani ifade vasıtası haline getirmiştir.
FASIL II: el-Okyânûsü'l-Basît fî Tercemeti'l-Kāmûs Şaheseri
Mecdüddîn el-Fîrûzâbâdî'nin (ö. 817/1415) İslâm dünyasının en meşhur Arapça sözlüğü olan el-Kāmûsü'l-Muhît'i, olağanüstü bir semantik yoğunluğa sahipti. Ancak bu eseri Türkçeye kazandırmak, yalnızca kelimeleri alt alta çevirmekle başarılamazdı. Âsım Efendi, el-Okyânûsü'l-Basît fî Tercemeti'l-Kāmûs adını verdiği devasa külliyâtında bir tercümenin çok ötesine geçmiştir:
- Şerhli ve Genişletilmiş Çeviri: Fîrûzâbâdî'nin kısa ve müphem bıraktığı maddeleri Zebîdî'nin Tâcü'l-Arûs'u ve İbn Manzûr'un Lisânü'l-Arab'ından takviye ederek zenginleştirmiştir.
- Türkçe Karşılıkların İhyası: Arapça kelimelerin tam karşılığı olan kadim Türkçe, Osmanlıca ve yöresel Anadolu kelimelerini bulup çıkararak Türk dil hazinesini abideleştirmiştir.
- Tıbbî ve Botanik Notlar: Bitki, maden ve hayvan isimlerinin tıp ve farmakolojideki kullanım alanlarını şerh etmiştir.
FASIL III: İştikāk (Türetme) Felsefesi ve Harflerin Ses Ontolojisi
Âsım Efendi'nin lugatçiliği, kuru bir sözlükçülük değil; derin bir İştikāk Metafiziği'ne dayanır. İslâm dil felsefesinde İştikāk-ı Sagīr (küçük türetme), İştikāk-ı Kebîr (büyük türetme / harf yer değiştirmeleri) ve İştikāk-ı Ekber (mahreç ortaklığı türetmesi) olmak üzere üç kademe vardır:
Harflerin Tabiatı ve Anlam Uyumu
Âsım Efendi, kelimenin harfleri ile delalet ettiği anlam arasında ontolojik bir rabıta görür. Boğaz harfleri (Halk) derinlik ve haşyet ifade ederken; dudak harfleri (Şefeveyn) açığa çıkış ve zuhuru temsil eder. Örneğin 'C-B-R' kökünden gelen tüm türevlerde bir zorlama, kırılma ve kuvvet manasının mevcudiyeti, seslerin ilahi kudretle olan bağını kanıtlar.
FASIL IV: Burhân-ı Kātı' ve Farsça İrfan Lugatçılığı
Âsım Efendi'nin bir diğer şaheseri, Muhammed Hüseyin et-Tebrizî'nin Farsça sözlüğü Burhân-ı Kātı' üzerine yaptığı tercüme ve şerhtir (Tibyân-ı Nâfi' fî Tercemeti Burhân-ı Kātı'). Bu eserle:
- Tasavvuf edebiyatının zirveleri olan Attâr, Mevlânâ, Sa'dî ve Hâfız'ın şiirlerinde geçen sembolik ve bâtınî mazmunlar çözümlenmiştir.
- Farsça ve Türkçe arasındaki bin yıllık ortak deyim ve kelime akrabalıkları filolojik titizlikle ortaya konmuştur.
- Osmanlı divan şiirinin estetik kodları ve mazmunlar dünyası deşifre edilmiştir.
FASIL V: Kur'an ve Hadis Semantiğine Hizmeti ve Kültürel Mirası
Mütercim Âsım'ın eserleri, tefsir ve hadis âlimlerinin en güvenilir el kitabı olmuştur. Zira Kur'an'ın bir lafzını anlamak, o lafzın indiği dönemdeki hakiki, mecazi ve kinai kullanımını kavramaktan geçer. Âsım Efendi, her kelimenin Kur'an'daki nüanslarını, hadislerdeki garîb (nadir) kelimeleri ve Arap kabilelerinin lehçe farklarını teker teker tescil etmiştir.
Sultan II. Mahmud'un takdirine mazhar olan ve matbaada defalarca basılarak kütüphanelerin baş tacı kılınan Kāmûs Tercümesi, Osmanlı Türkçesinin kudret ve genişliğinin ebedi bir anıtıdır. Mütercim Âsım Efendi, dildeki her kelimenin ardında saklanan metafizik sırrı fethe çıkan bir dil hükümdarı olarak anılmaya devam edecektir.