FASIL I: Makâsıdü'ş-Şerî'a Nedir? Hükümlerin Ruhu ve Hikmet Boyutu
İslam ilimler hiyerarşisinde fıkıh yalnızca kuru şekillerden, emir ve yasak listelerinden ibaret bir kanunname değildir. Her ilahi hükmün, her emrin ve her nehyin arkasında Cenâb-ı Hakk'ın murad ettiği evrensel gayeler, merhamet sütunları ve kozmik hikmetler vardır. Bu ilahi maksatları inceleyen ilme Makâsıdü'ş-Şerî'a (Şeriatın Yüce Gayeleri) denir.
Bu ilmin temellerini İmam Ebû Hâmid el-Gazâlî (el-Mustasfâ), İmâmü'l-Haremeyn el-Cüveynî (el-Bürhân) ve İzzeddîn b. Abdisselâm (Kavâidü'l-Ahkâm) atmış; Endülüslü büyük allame İmam Ebû İshâk eş-Şâtıbî (v. 790/1388) kaleme aldığı anıtsal eseri el-Muvâfakât ile bu ilmi zirveye taşımıştır.
Şâtıbî'ye göre şeriatın temel gayesi: 'Kulu nefsinin heva ve heveslerinin esaretinden kurtarıp, kendi ihtiyarıyla Allah'a kul olmasını temin etmek ve hem dünyada hem ahirette insanlığın maslahatını (huzur, adalet ve selametini) ikame etmektir.'
FASIL II: Zarûriyyât (Zarûrât-ı Hamse): Varlığın Beş Kutsal Koruma Kalkanı
İslam hukuk felsefesinde maslahatlar önem sırasına göre üç ana tabakaya ayrılır: Zarûriyyât, Hâciyyât ve Tahsîniyyât. Bunların en temeli olan Zarûriyyât; ortadan kalktığı takdirde ferdî ve içtimaî nizamın çökeceği, anarşinin ve helakin baş göstereceği beş temel kutsal haktır (Zarûrât-ı Hamse):
- 1. Hıfzu'd-Dîn (Dinin ve Maneviyatın Korunması): İnsanın yaratılış gayesi olan tevhîd inancının, ibadet hürriyetinin ve kalbî imanın muhafazasıdır. Şirk, küfür, hurafe ve bâtıl inançlara karşı sahih akidenin korunması; ibadetlerin (namaz, oruç, hac) emredilmesi dinin korunmasının harici ve dahili tedbirleridir.
- 2. Hıfzu'n-Nefs (Canın ve Yaşam Hakkının Korunması): İnsan hayatı mukaddestir. Mâide Sûresi 32. âyette: 'Kim bir canı haksız yere öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur' buyrulur. İntiharın, haksız yere adam öldürmenin, cana kastetmenin haram kılınması; meşru müdafaa ve sağlığın korunmasının farz olması can emniyetinin sütunlarıdır.
- 3. Hıfzu'l-Akl (Aklın ve Zihinsel Sağlığın Korunması): İnsanı meleklerden üstün kılan, ilahi hitaba muhatap eden yegâne cevher akıldır. Bu sebeple aklı zail eden, şuuru uyuşturan içki, uyuşturucu ve her türlü sarhoş edici madde haram kılınmış; aklı besleyen tefekkür, ilim ve hikmet teşvik edilmiştir.
- 4. Hıfzu'n-Nesl ve'l-Irz (Neslin, Ailenin ve İffetin Korunması): İnsan neslinin devamı, soy bağının temizliği ve şerefin korunmasıdır. Nikâh ve aile kurumu kutsal bir kale kılınmış; aileyi yıkan zina, iftira, tecavüz ve ahlaksızlık en ağır şekilde yasaklanmıştır.
- 5. Hıfzu'l-Mâl (Mülkiyetin ve İktisadî Adaletin Korunması): Helal kazancın, emeğin ve servetin korunmasıdır. Hırsızlık, gasp, rüşvet, dolandırıcılık, faiz (riba) ve karaborsacılık kesinlikle haram kılınmış; zekat, sadaka, adil ticaret ve mülkiyet hakkı teminat altına alınmıştır.
FASIL III: Hâciyyât ve Tahsîniyyât: İlahi Ruhsatlar ve Estetik Ahlak
Zarûriyyât'ın üzerinde yer alan ikinci tabaka Hâciyyât'tır. İnsanların hayatını kolaylaştıran, darlık ve sıkıntıyı gideren ruhsatlardır. Örneğin yolculukta namazların kısaltılması, hasta olanın orucunu ertelemesi, ticaret akitlerinde kolaylıklar gibi hükümler hâciyyât dairesindedir. Cenâb-ı Hak: 'Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez' (Bakara 185) buyurmuştur.
Üçüncü tabaka ise Tahsîniyyât (Güzelleştirmeler ve Kemâlât) mertebesidir. Hayata nezahet, edep, zarafet ve yüksek ahlak katan hükümlerdir. Abdestte misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, israftan ve cimrilikten kaçınmak, yeme-içme adabı ve güzel ahlak bu dairededir.
FASIL IV: Şeriat ile Tasavvufun İkiz Kardeşliği
Makâsıd ilmi, zâhir uleması ile tasavvuf arifleri arasındaki yapay uçurumu ortadan kaldıran en parlak köprüdür. İmam Mâlik hazretlerinin asırlara damga vuran meşhur sözü bu hakikati remzeder:
"Fıkıh öğrenip tasavvuf ehli olmayan fasık olur; tasavvufa dalıp fıkıh öğrenmeyen zındık olur; her ikisini bir araya getiren hakikate ulaşır!"
Şeriat bedendir, tarikat yoldur, hakikat ise candır. Makâsıd bilinmeden uygulanan fıkıh merhametsiz bir şekilciliğe dönüşür; şeriat temeli olmayan tasavvuf ise temelsiz bir iddia ve hezeyan haline gelir. Her ibadetin zahiri şekli bir kalkan, bâtını ise ilahi aşka açılan bir miraçtır.
FASIL V: 21. Yüzyılda İnsan Hakları ve Makâsıd Perspektifi
Bugün Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin korumaya çalıştığı haklar, İslam felsefesinde sekiz asır önce Şâtıbî ve Gazzâlî tarafından 'Zarûrât-ı Hamse' adıyla ilahi ve dokunulmaz bir temele bağlanmıştır. Beşeri kanunlar siyasi güç dengelerine göre değişebilir; ancak ilahi makâsıd kıyamete kadar her bir insanın canını, aklını, inancını, onurunu ve emeğini koruyan sarsılmaz bir adalet kalesidir.