Lâmiî Çelebi: Fütûhu'l-Mücâhidîn, Bursa Tasavvuf Mektebi ve Evliyâ Tezkireleri Külliyâtı
Osmanlı'nın Câmî-i Rûm'u; Molla Câmî'nin Nefehâtü'l-Üns Tercüme ve Zilleri, Şevâhidü'n-Nübüvve Hakikatleri ve Anadolu Velileri Üzerine 10 Fasıllık Büyük Monografi.
FASIL I: Câmî-i Rûm Lâmiî Çelebi: Hayatı, Silsilesi ve Bursa Tasavvuf Muhiti
Osmanlı ilim ve irfan dünyasında Molla Câmî'nin eserlerini Türkçeye kazandırmasındaki eşsiz belâğati sebebiyle 'Câmî-i Rûm' (Anadolu'nun Câmî'si) unvanıyla anılan Mahmûd b. Osmân Lâmiî Çelebi (878-938 / 1473-1532), Bursa'nın yetiştirdiği en velûd şair, edip ve Nakşibendî arifidir. Babası II. Bâyezid devri defterdarlarından şair Osmân Çelebi'dir. Lâmiî, şiirlerindeki parlaklık ve nur sebebiyle 'parıldayan, ışık saçan' manasındaki 'Lâmiî' mahlasını almıştır. Lâmiî Çelebi, dönemin en büyük âlimlerinden Molla Ahaveyn'den aklî ve naklî ilimleri tahsil etmiş; tasavvuf yolunda ise Hâce Ubeydullah Ahrâr'ın halifesi ve Nakşibendiyye'yi Anadolu'ya getiren büyük mürşid Emîr Ahmed-i Buhârî'ye intisap etmiştir. Bursa'nın Uludağ eteklerindeki çilehanelerinde ömrünü telif ve ibadetle geçiren Lâmiî, devrin padişahları Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman'a sunduğu eserlerle Osmanlı irfanının mimarlarından olmuştur.
FASIL II: Fütûhu'l-Mücâhidîn: Nefehâtü'l-Üns'ün Genişletilmiş Türkçe Şaheseri
Lâmiî Çelebi'nin tasavvuf tarihindeki en abidevi eseri, Molla Câmî'nin Farsça kaleme aldığı meşhur 'Nefehâtü'l-Üns' adlı evliyâ tezkiresini Türkçeye tercüme edip genişlettiği 'Fütûhu'l-Mücâhidîn li-Tervîhi Kulûbi'l-Müşâhidîn' (Müşâhede Ehlinin Kalplerini Rahatlatmak İçin Mücâhidlerin Fütûhâtı) adlı eseridir. Bu eser kuru bir çeviri değildir. Lâmiî Çelebi, Molla Câmî'nin zikretmediği veya eksik bıraktığı Anadolu, Rumeli ve Balkan evliyâsını, Yesevî dervişlerini, Hacı Bektâş-ı Velî'yi, Şeyh Edebâli'yi, Somuncu Baba'yı, Emîr Sultan'ı ve Osmanlı coğrafyasının kurucu erenlerini esere zeyl (ek) olarak ilave etmiştir. Bu sayede eser, bütün Türk-İslâm coğrafyasının ortak evliyâ tezkiresi haline gelmiştir.
FASIL III: Şevâhidü'n-Nübüvve Tercümesi: Resûlullah'ın (s.a.v.) Mucizeleri ve Velâyet Nurları
Lâmiî Çelebi'nin bir diğer zirve eseri, yine Molla Câmî'den tercüme ettiği 'Şevâhidü'n-Nübüvve'dir. Bu eser, Fahr-i Kâinât Efendimiz'in (s.a.v.) peygamberliğini ispat eden zâhirî ve bâtınî delilleri, doğumu öncesinden vefatına kadar zuhur eden yüzlerce mucizeyi ve sahâbe-i kirâmın faziletlerini anlatır. Lâmiî, eserin tercümesinde dili öyle bir aşk ve hürmetle kullanmıştır ki, Osmanlı medreselerinde ve tekkelerinde bu kitap yüzyıllar boyunca siyer ve şemail ders kitabı olarak okunmuştur. Eser, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) nübüvvet nurunun evliyânın kerametleri şeklinde kıyamete kadar devam edeceğini delilleriyle ortaya koyar.
FASIL IV: Bursa Evliyâsı ve Manevi Coğrafya: Emir Sultan'dan Geyikli Baba'ya Rûm Erenleri
Lâmiî Çelebi'nin eserleri, Bursa'nın neden 'Evliyâlar Şehri' olduğunu en berrak şekilde belgeleyen kaynaklardır. Eserlerinde Emîr Sultan'ın (Seyyid Şemseddîn Muhammed el-Buhârî) Bursa'ya gelişi, Yıldırım Bayezid ile olan münasebeti, Somuncu Baba'nın Ulu Cami'nin açılışında okuduğu yedi bâtınî Fâtiha tefsiri, Geyikli Baba ve Abdal Murad gibi gaziyan-ı rûm erenlerinin kerametleri teferruatıyla anlatılır. Lâmiî'ye göre bir şehrin toprağı, orada medfun bulunan velilerin zikir ve dualarıyla mayalanır. Bursa, Uludağ'ın eteklerinde kurulmuş manevi bir kale olup, Osmanlı fütûhâtının arkasındaki gizli manevi orduların karargâhıdır.
FASIL V: İbretnümâ ve Letâif-nâme: Ahlâkî Hikâyeler ve Tasavvufî Edebiyat
Lâmiî Çelebi, sadece ağır tasavvufi metinler değil; halkın irfanını yükseltecek ahlâkî, didaktik ve nükte dolu eserler de kaleme almıştır. 'İbretnümâ' adlı eserinde dünya hayatının fâniliğini, nefsin aldatmacalarını ve kâmil insanın ahlâkını menkıbelerle tasvir eder. 'Letâif-nâme'sinde ise İslâmî edep sınırlarını aşmayan latifeler, hikmetli kıssalar ve ariflerin ince nüktelerini derlemiştir. Lâmiî'nin dili, Türkçenin bir irfan, felsefe ve sanat dili olarak ne kadar zengin, kıvrak ve derin olduğunu gösteren en parlak numunedir.
FASIL VI: Mesnevîleri ve Temsilî Aşk Edebiyatı: Şem' ü Pervâne, Vâmık u Azrâ, Gûy u Çevgân
Lâmiî Çelebi, mesnevî vadisinde Nizâmî ve Câmî mektebini Osmanlı Türkçesine taşıyan en büyük üstaddır: ✦ **Şem' ü Pervâne:** Mum ile pervanenin aşkı üzerinden salikin ilâhî tecellî ateşinde yanarak fenâya erişini anlatan tasavvufî bir şaheserdir. ✦ **Vâmık u Azrâ:** Hakiki sevginin nefis bağlarından arınarak Hakk'a yönelişini terennüm eder. ✦ **Gûy u Çevgân (Hâlnâme):** Top ile çevgân sopası metaforuyla insanın ilâhî kader karşısındaki teslimiyetini ve rıza makamını anlatır. ✦ **Hüsn ü Dil:** Güzellik (Hakk'ın cemâli) ile Gönül (insan kalbi) arasındaki ruhanî münasebeti anlatan felsefi bir alegoridir.
FASIL VII: Nakşibendiyye'nin Osmanlı'da Kökleşmesi: Emîr Ahmed-i Buhârî ve Hâce Ahrâr Feyzi
Lâmiî Çelebi, Nakşibendiyye tarikatının Osmanlı Devleti'nin merkezinde (İstanbul ve Bursa) kökleşmesinde kilit bir şahsiyettir. Mürşidi Emîr Ahmed-i Buhârî, Fatih Sultan Mehmed ve II. Bâyezid devirlerinde İstanbul'un manevi kutbu olmuş; Lâmiî ise bu ruhanî çizgiyi Bursa'da temsil etmiştir. Lâmiî, Nakşibendî büyüklerinin 'Halvet der-Encümen' (halk içinde Hakk ile olmak) prensibini hayatına tatbik etmiş; medrese ile tekketi, saray ile halkı, ilim ile irfanı birleştirmiştir.
FASIL VIII: Felsefe ve Hikmet Şerhleri: Şerh-i Dîvân-ı Alî ve Kelâmî Risâleler
Lâmiî Çelebi sadece bir mutasavvıf değil, aynı zamanda derin bir İslâm kelâmcısı ve felsefecisidir. Hz. Ali'ye (r.a.) nispet edilen 'Dîvân-ı Alî'yi şerh etmiş, orada geçen hikmetli sözlerin ve tevhid inceliklerinin felsefi tahlilini yapmıştır. Ayrıca Ehl-i Sünnet akaidini savunan risaleler yazmış; Safevî propagandalarına karşı Osmanlı toplumunun inanç birliğini korumak için kalemini bir kılıç gibi kullanmıştır.
FASIL IX: Lâmiî Çelebi'nin Edebî Üslûbu: Türkçe İrfan Dilinin Zirveye Taşınışı
Lâmiî Çelebi, XVI. yüzyıl klasik Osmanlı Türkçesinin en kudretli sanatkârlarındandır. Eserlerinde Arapça ve Farsça tasavvuf ıstılahlarını Türkçenin tabii cümle yapısı içine ustalıkla yerleştirmiş; halkın anlayabileceği atasözleri ve deyimlerle irfanî hakikatleri mezcetmiştir. Ziya Paşa meşhur Harâbât'ında Lâmiî'yi överek onun tercümelerinin asıllarından daha üstün bir lezzette olduğunu ifade etmiştir. Lâmiî'nin kalemi, Türkçeyi bir dünya irfan dili haline getiren kutlu bir vasıtadır.
FASIL X: Câmî-i Rûm'un Kalıcı Mirası: Osmanlı Medeniyet Tasavvuru ve Günümüz
938 (1532) yılında Bursa'da vefat eden ve babasının yaptırdığı dergâhın haziresine defnedilen Lâmiî Çelebi, geride kırkı aşkın telif ve tercüme eser bırakmıştır. Onun hayatı, Osmanlı insanının ilim, sanat, ibadet ve hizmet dengesini nasıl kurduğunu gösteren muazzam bir örnektir. Lâmiî Çelebi'nin mirası; köklerinden kopmadan dünyayı kucaklayan, Doğu'nun irfanını kendi milli diliyle yeniden üreten ve gönül coğrafyasını mamur eden medeniyet ufkudur.