FASIL I: Kuantum Fiziğinde Çift Yarık Deneyi ve Gözlemci Etkisi (Observer Effect)
20. yüzyılın başında fizik dünyasını sarsan Çift Yarık Deneyi (Double-Slit Experiment); elektron ve foton gibi atom altı parçacıkların gözlemlenmedikleri sürece saf bir olasılık dalgası (probability wave) olarak davrandıklarını, ancak bir bilinç veya gözlemci tarafından ölçüldükleri (müşâhede edildikleri) anda dalga halinden somut bir parçacık formuna çöktüklerini (Wavefunction Collapse) kesin olarak ortaya koymuştur.
Nobel ödüllü fizikçiler Niels Bohr, Werner Heisenberg ve Max Planck'ın ifade ettiği gibi; 'Madde diye bağımsız, katı ve kesin bir şey yoktur. Maddenin ardında bilinçli ve zeki bir Akıl vardır; bu Akıl bütün parçacıkların matrisidir.' Yani kâinat, gözlemciden bağımsız nesnel bir saat mekanizması değil; gözlemcinin nazarıyla varlık kazanan interaktif bir tecellî alanıdır.
FASIL II: İbnü'l-Arabî'de Tecellî-i Dâim (Sürekli Yaratılış) ve Şuhûd Mertebesi
Kuantum fiziğinin 20. yüzyılda ulaştığı bu hakikati, Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî hazretleri 13. yüzyılda Füsûsü'l-Hikem ve Fütûhât'ında Tecellî-i Dâim (Kesintisiz Sürekli Yaratılış) doktriniyle izah etmiştir. Kur'an-ı Kerim'de Rahmân Sûresi 29. âyette: 'Külle yevmin hüve fî şe'n' (O, her an yeni bir şe'ndedir / her an kesintisiz yaratmadadır) buyrulur.
İbnü'l-Arabî'ye göre kâinat hiçbir an sabit durmaz. Cenâb-ı Hak kâinatı bir anda yok eder ve hemen ardından bir benzeriyle yeniden halk eder (Halk-ı Cedîd). Bu yok oluş ve var oluş o kadar yüksek bir hızla vuku bulur ki; insan aklı sinema şeridindeki 24 karenin akışını kesintisiz bir film sandığı gibi, kâinatı da sabit ve donmuş bir madde zanneder. Maddeyi ayakta tutan şey, ilahi Şuhûd'dur (Hakk'ın Kendi mahlukatına olan ebedi nazar ve tecellîsidir).
FASIL III: 'Nazar Ber Kadem' ve Gözlemcinin Maddeyi Şekillendirme Kudreti
Nakşibendiyye ve Melâmetiyye irfan mekteplerinde 'Kelimat-ı Kudsiyye'den biri olan Nazar Ber Kadem (Gözün adıma bakması / dikkatin ve niyetin an üzerine odaklanması); tasavvufta bilincin maddeye tesirinin kadim formülüdür. Ariflerin nazarı (bakışı), muhatabın moleküler ve ruhanî aurasını dönüştürme kudretine sahiptir. Hadis-i şerifte: 'Müminin ferasetinden sakınınız; çünkü o Allah'ın nûruyla bakar' buyrulur.
Kuantum biyolojisinde 'Niyetin Gücü' (Intention Experiment) ve Masaru Emoto'nun su kristalleri üzerindeki deneyleri; insan niyetinin ve sevgi frekansının su moleküllerinin heksagonal geometrisini anında kusursuz hale getirdiğini, öfke ve nefretin ise kristalleri parçaladığını göstermiştir. İnsanın bedeni %70 sudan ibarettir; dolayısıyla zihnimizdeki her tefekkür, bedenimizin kuantum dokusunu an be an yeniden şekillendirir.
FASIL IV: Kuantum Sıfır Noktası Enerjisi (Zero-Point Field) ve Âlem-i Misâl Mukayesesi
Modern fizikte mutlak sıfır noktasında (-273.15 °C) bile uzay boşluğunun tamamen boş olmadığı; saniyenin milyarda birinde var olup yok olan sanal parçacıklarla (quantum vacuum fluctuations) kaynadığı tespit edilmiştir. Bu sonsuz potansiyel enerji okyanusuna Sıfır Noktası Alanı (Zero-Point Field) denir.
İslam metafiziğindeki Âlem-i Misâl (İmajinal Boyut / Berzah) tam olarak bu alana tekabül eder. Âlem-i Misâl; manaların suret giydiği, cisimlerin ise latifleştiği, henüz fiziksel maddeye dökülmemiş bütün kader ihtimallerinin dalga formunda hazır beklediği kozmik potansiyel sahasıdır. Dua ve zikir, bu olasılık dalgalarını çökerterek fiziksel mülk âleminde somut olaylara ve tecellîlere dönüştürür.
FASIL V: Vahdet-i Vücûd ve Kuantum Holografik Evren Modeli
Fizikçi David Bohm'un geliştirdiği Holografik Evren Teorisi; kâinatın her bir parçasının bütünün bilgisini içinde barındırdığını ifade eder. Bir hologram levhasını kırdığınızda, en küçük kırık parça bile tüm resmin görüntüsünü eksiksiz muhafaza eder.
Bu hakikat, Vahdet-i Vücûd doktrininin en berrak bilimsel ifadesidir: 'Âlemde ne varsa âdemde vardır.' İnsan kalbi, bütün melekût ve ceberût âlemlerinin bilgisini taşıyan holografik bir kozmik merkezdir. Kul kalbindeki şirk ve benlik perdelerini kaldırdığında; bakanın da, bakılanın da, gözlemin de ancak Vâhid ve Ehad olan Allah Teâlâ'nın tecellîsinden ibaret olduğunu idrak eder.