Ebû Hanîfe'nin Kelâmı & İşârâtü'l-Merâm

Kemâleddin el-Biyâdî ve İşârâtü'l-Merâm: İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'nin İtikadî Risaleleri ve Mâtürîdiyye Kelâmı Tahkîk Külliyâtı

Osmanlı Rumeli Kazaskeri ve Mâtürîdî muhakkiki Kemâleddin el-Biyâdîzâde'nin İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'nin beş itikadî risalesini felsefî, kelâmî ve naklî delillerle tahkik edip Mâtürîdiyye kelâmının zirvesine taşıdığı şaheseri İşârâtü'l-Merâm üzerine 10 mufassal fasıl.

Müellif: Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687)Havza: İstanbul, Halep & Bosna / Osmanlı Devleti (17. Yüzyılın Büyük Mâtürîdî Mütefekkiri)Tetkik: 10 Mufassal Fasıl

📖 RİSÂLE MÜNDERECÂTI (FASILLAR FİHRİSTİ)

  1. Fâsıl 1: Kemâleddin el-Biyâdîzâde'nin Hayatı ve Osmanlı Kelâmındaki Özgün Yeri
  2. Fâsıl 2: İşârâtü'l-Merâm'ın Telif Gayesi ve Metodolojisi
  3. Fâsıl 3: Mâtürîdî Epistemolojisi: Akıl, Duyu ve Vahyin Hikmet Dengesi
  4. Fâsıl 4: Tekvîn Sıfatı ve Cenâb-ı Hakk'ın Ezelî Yaratıcılığı
  5. Fâsıl 5: İnsan İradesi, İstitaat ve Kesb: Cüz'î İradenin Varlık Mertebesi
  6. Fâsıl 6: İman ve Amel Münasebeti: İmanın Mahiyeti ve Artıp Eksilmesi
  7. Fâsıl 7: Hüsün ve Kubuh (Ahlâkî İyilik ve Kötülük) Nazariyesi
  8. Fâsıl 8: Müteşâbihâtın Te'vîli ve Ebû Hanîfe'nin Tenzîhî Üslûbu
  9. Fâsıl 9: Osmanlı Medreselerinde Mâtürîdîlik Şuuru ve İşârâtü'l-Merâm'ın Tesiri
  10. Fâsıl 10: Ebû Hanîfe'nin Kelâm Mirasının Nihai Sentezi Olarak İşârâtü'l-Merâm
FÂSIL 1 Saraybosna'dan İstanbul Kazaskerliğine: Mâtürîdî Ekolünü İhyâ Eden Osmanlı Âlimi

Kemâleddin el-Biyâdîzâde'nin Hayatı ve Osmanlı Kelâmındaki Özgün Yeri

Osmanlı ilim ve fikir hayatının 17. yüzyıldaki en mümtaz kelâmcılarından biri olan Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687), aslen Bosnalı olup İstanbul'da yetişmiş, Mısır, Şam, Halep ve nihayet Rumeli kazaskerliği gibi Osmanlı ilmiye teşkilatının en yüksek makamlarında vazife yapmış büyük bir fıkıh ve kelâm allâmesidir.

Biyâdîzâde devrinde, Osmanlı medreselerinde kelâm tedrisatı çoğunlukla Sa'deddîn et-Teftâzânî ve Seyyid Şerîf el-Cürcânî şerhleri üzerinden daha çok Eş'arî ağırlıklı bir mecrada yürümekteydi. İşte Biyâdî, Hanefî ulemasının kendi itikadî kökleri olan İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe ve İmam Mansûr el-Mâtürîdî çizgisine dönmesi gerektiğini savunmuş ve bu sahada tarihin en kapsamlı tahkîk eserini vücuda getirmiştir.

«Fıkıhta İmâm-ı Âzam'a uyanların itikatta da O'nun nurlu yolunu ve nasslardan istinbat ettiği tevhidi bilmesi vaciptir. Ebû Hanîfe yalnızca fıkhın değil, ehl-i hak kelâmının da ilk kurucusudur.» — Kemâleddin el-Biyâdîzâde
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 2 Ebû Hanîfe'nin Beş Risalesinin Felsefî ve Mantıkî Çerçevede Yeniden İnşası

İşârâtü'l-Merâm'ın Telif Gayesi ve Metodolojisi

Biyâdî'nin şaheseri İşârâtü'l-Merâm min İbârâti'l-İmâm (İmâm-ı Âzam'ın İfadelerinden Hakikatin İşaretleri), Ebû Hanîfe'ye nispet edilen beş meşhur itikadî risaleyi temel alır:

  1. el-Fıkhu'l-Ekber: Tevhid, sıfatlar ve temel iman esasları.
  2. el-Fıkhu'l-Ebsat: Ebû Mutî' el-Belhî'nin rivayetiyle ilâhî sıfatlar ve kader meselesi.
  3. el-Âlim ve'l-Müteallim: Hoca-talebe diyaloğu şeklinde iman-amel ayrımı ve adalet bahsi.
  4. er-Risâle: Basralı Osman el-Bettî'ye hitaben yazılan ve Mürcie isnatlarını çürüten mektup.
  5. el-Vasiyye: Talebelerine ve ümmete yönelik amelî ve itikadî öğütler.

Biyâdî, bu veciz metinlerin her bir cümlesini alır; İmam Mâtürîdî'nin Kitâbü't-Tevhîd'i, Ebü'l-Muîn en-Nesefî'nin Tebsıratü'l-Edille'si ve İbnü'l-Hümâm'ın el-Müsâyere'si ile mukayese ederek 17. yüzyılın en dakik kelâm ansiklopedisi haline getirir.

Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 3 Aklı İnzar Kılan, Vahyi Hidayet Eden Bir Bilgi Sistemi

Mâtürîdî Epistemolojisi: Akıl, Duyu ve Vahyin Hikmet Dengesi

Biyâdî, İşârâtü'l-Merâm'ın girişinde bilgi teorisini Ebû Hanîfe'nin temellendirdiği Mâtürîdî çizgide tahlil eder. Mâtürîdiyye mezhebine göre akıl, sadece nakli nakleden bir ayna değil; bizâtihi hüccet çıkaran, varlığın yaratıcısını bulmakla mükellef olan bağımsız bir idrak meşalesidir.

  • Peygamber Gelmese Dahi Aklen Mükellefiyet: Mâtürîdiyye'nin Eş'ariyye'den en mühim farklarından biri burada ortaya çıkar. Bir insan hiçbir peygamber tebliğinin ulaşmadığı bir dağ başında dahi yaşasa, kâinata bakarak aklıyla Allah'ın varlığını ve birliğini bilmekle mükelleftir. Zira kâinattaki muazzam intizam aklı zorunlu olarak Yaratıcı'ya götürür.
  • Şer'î Hükümlerde Vahyin Mutlaklığı: İbadetlerin vakitleri, namazın rekatları, helal ve haramların ayrıntıları ise aklın sahasını aşar; burada mutlak rehber peygamberler ve vahiydir.
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 4 Mâtürîdiyye ve Eş'ariyye Arasındaki En Köklü Teolojik İhtilaf

Tekvîn Sıfatı ve Cenâb-ı Hakk'ın Ezelî Yaratıcılığı

Biyâdîzâde'nin eserinde en derin kelâmî tahkiklerin yapıldığı bahis, Mâtürîdîler ile Eş'arîler arasındaki temel ayrım noktası olan Tekvîn (yaratma, icad etme, yoktan var etme) sıfatıdır.

  1. Mâtürîdî / Ebû Hanîfe Görüşü: Tekvîn, tıpkı Kudret ve İlim gibi Cenâb-ı Hakk'ın ezelî ve zâtî bir sübûtî sıfatıdır. Allah Teâlâ ezelde de Hâlık (Yaratıcı) ve Râzık (Rızık verici) idi. Âlemin sonradan yaratılmış olması (mükevven), tekvîn sıfatının hâdis olmasını gerektirmez. Fiilî sıfatlar da ezelîdir.
  2. Eş'arî İtirazı ve Biyâdî'nin Cevabı: Eş'arîler tekvîni müstakil ezelî sıfat saymaz; onu kudret sıfatının taalluklarından biri kabul ederler. Biyâdî, İşârâtü'l-Merâm'da Ebû Hanîfe'nin metinlerinden yola çıkarak, kudretin yaratma imkânı, tekvînin ise bizzat yaratma fiili olduğunu ve Allah'ın ezelde fiilsiz ve tesirsiz düşünülemeyeceğini harika burhanlarla ispat eder.
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 5 Cebriyye'nin İradesizliğine ve Mu'tezile'nin Bağımsızlığına Karşı Ebû Hanîfe Duruşu

İnsan İradesi, İstitaat ve Kesb: Cüz'î İradenin Varlık Mertebesi

Biyâdî, insanın eylemlerindeki sorumluluğunu izah ederken Ebû Hanîfe'nin el-Fıkhu'l-Ekber'deki ifadelerini şerh eder: «Allah Teâlâ kulları küfür ve imandan hâlî olarak yarattı; sonra onlara hitap etti, emretti ve nehyetti. İnkâr eden kendi fiiliyle inkâr etti, iman eden kendi tercihiyle iman etti.»

Biyâdî'nin tahkîk ettiği esaslar:

  • İstitaat Maa'l-Fiil (Gücün Fiille Birlikte Olması): İnsana verilen eylem gücü (kudret-i mümekkine) fiille beraber tecelli eder; insan önceden bağımsız bir yaratma gücüne mâlik değildir.
  • Cüz'î İrade ve Kesb: İnsan iki ihtimalden birini (hayır veya şer) tercih etme azmine (cüz'î irade) sahiptir. Bu tercih bir araz veya itibarî bir hâldir; Allah Teâlâ kulun bu niyet ve yönelişine göre fiili yoktan yaratır (halk). Sorumluluk kulun seçimine aittir.
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 6 Ebû Hanîfe'ye Atılan Mürcie İftirasının Çürütülmesi ve Amelin Değeri

İman ve Amel Münasebeti: İmanın Mahiyeti ve Artıp Eksilmesi

Tarih boyunca bazı muhalifler Ebû Hanîfe'yi ameli imandan ayrı tuttuğu için Mürciî olmakla suçlamıştır. Biyâdîzâde, er-Risâle ve el-Vasiyye şerhlerinde bu iftirayı kökünden kazır.

  1. İmanın Aslı Kalbî Tasdiktir: İman kalbin tasdiki ve dilin ikrarıdır. Ameller imanın bir cüz'ü (parçası) değildir; imanın kemâlidir ve meyvesidir. Şayet amel imanın bir parçası olsaydı, bir farzı terk eden veya günah işleyen herkes kâfir olurdu ki bu Hâricîlerin bâtıl mezhebidir.
  2. İmanda Eşitlik, Amelde Derecelenme: İnanılması gereken esaslara (tevhid, nübüvvet, melekler vb.) kesin inanma noktasında bütün mü'minler eşittir (Hz. Ebû Bekir ile sıradan bir mü'min aynı Allah'a inanır). Ancak yakîn, takvâ, ihlas ve amel bakımından aralarında yerle gök kadar farklar vardır.
  3. İstisnâ-i İman Meselesi: Ebû Hanîfe «Ben hakikaten mü'minim» (ene mü'minun hakkan) demeyi vacip görür; «İnşallah mü'minim» demeyi şüphe koktuğu için hoş görmez. Biyâdî bu yaklaşımın sağlamlığını delillendirir.
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 7 Adalet, Zulüm ve Ahlâk: Aklın Zâtî Olarak İyiyi ve Kötüyü İdraki

Hüsün ve Kubuh (Ahlâkî İyilik ve Kötülük) Nazariyesi

Eş'arîler iyilik ve kötülüğün (hüsün ve kubuh) yalnızca şerîatın emri ve nehyi ile bilinebileceğini, aklen eşyada zâtî bir iyilik veya kötülük bulunmadığını söylerken; Mâtürîdîler akla ahlâk sahasında büyük bir hak tanır.

Biyâdîzâde, Ebû Hanîfe'nin şu köklü kaidesini şerh eder:

«Adalet bizâtihi güzeldir; zulüm, yalan ve haksızlık ise bizâtihi çirkindir. Peygamberler gönderilmemiş olsaydı dahi akıl adaletin güzelliğini ve zulmün çirkinliğini idrak ederdi. Şeriat bu aklî hakikati teyit ve tekit etmiştir.» — İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe / Kemâleddin el-Biyâdî

Bu yaklaşım, İslâm fıkhının insan hakları, kamu maslahatı ve evrensel ahlâk temellerinin ne kadar rasyonel olduğunu ortaya koyar.

Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 8 Tefvîz ile Te'vîl Arasındaki Denge: Sıfât-ı Me'ânî ve Zâtî Tenzîh

Müteşâbihâtın Te'vîli ve Ebû Hanîfe'nin Tenzîhî Üslûbu

Biyâdîzâde, İşârâtü'l-Merâm'da Ebû Hanîfe'nin müteşâbih âyetler karşısındaki metodunun Selef tefvîzi ile Mâtürîdî te'vîlinin kusursuz bir terkibi olduğunu ispat eder.

  • Cisim İsnadının Kesin İnkârı: Ebû Hanîfe el-Fıkhu'l-Ebsat'ta açıkça belirtir: «Allah Teâlâ için bir mekân, bir sınır, bir cisim veya bir yön takdir eden kimse O'nu bilmemiştir.»
  • Gök ve Yön Şüphesi: İbadet ederken ellerin semâya kaldırılması, Allah'ın gökte veya yukarıda bir mekânda olmasından ötürü değil; semânın duaların kıblesi ve ilâhî rahmetin nüzul mekânı olmasındandır; nitekim namazda Kâbe'ye dönmemiz Allah'ın Kâbe'de olmasından kaynaklanmaz.
Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 9 Eş'arî Hegemonyası Karşısında Hanefî-Mâtürîdî Kimliğin Yeniden Canlanışı

Osmanlı Medreselerinde Mâtürîdîlik Şuuru ve İşârâtü'l-Merâm'ın Tesiri

Biyâdîzâde'nin eseri, Osmanlı ilim havzasında büyük bir yankı uyandırmıştır. 17. yüzyılda Kadızâdeliler ve Sivasîler arasındaki tartışmaların, tekfir fitnelerinin ve tasavvuf aleyhtarlığının zirveye çıktığı bir buhran devrinde kaleme alınan bu eser, aşırılıkları törpüleyen bir ilim kalesi vazifesi görmüştür.

Eser, Osmanlı Devleti'nin resmî mezhebi olan Hanefîliğin itikadî temelini müdafaa etmiş; Dârü'l-Hilâfe'de Mâtürîdî kelâmının ana kaynaklarına dönülmesini sağlamıştır. Şeyhülislâm Çatalcalı Ali Efendi ve dönemin uleması esere büyük takrizler yazmış ve başucu kaynağı edinmiştir.

Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
FÂSIL 10 Akıl, Adalet, Hikmet ve İman: Çağlara Meydan Okuyan Tevhid Abidesi

Ebû Hanîfe'nin Kelâm Mirasının Nihai Sentezi Olarak İşârâtü'l-Merâm

Kemâleddin el-Biyâdîzâde'nin İşârâtü'l-Merâm'ı, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe'nin zekâsını, İmam Mâtürîdî'nin hikmetini ve Osmanlı ulemasının tahkîk derinliğini tek bir ciltte birleştiren abidevî bir şaheserdir.

Eserin bize verdiği en büyük ders şudur: İslâm medeniyeti, aklı vahye zıt görmeyen, insan iradesini hiçe saymayan, ahlâkı keyfî kurallara indirgemeyen ve her hak sahibine hakkını teslim eden evrensel bir hikmet dairesidir. Biyâdî'nin satırları, bu hakikatin Osmanlı ufkundaki en parlak şahitlerinden biridir.

Sihravemen Külliyâtı • Kemâleddin Ahmed b. Hasan el-Biyâdîzâde (ö. 1098 / 1687) ▲ Başa Dön
PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE

🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ

Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın:

📜 50 Oda Kataloğu 🕊️ Varlıklar Katedrali 📜 Veda Hutbesi 👁️ Parapsikoloji ⚡ 28 Simülatör