Kâtip Çelebi ve Mîzânü'l-Hakk
Keşfü'z-Zunûn Müellifi, Taassuba Karşı İlmî İtidal, Tasavvuf Müdafaası ve Cihânnümâ Kozmolojisi
FASIL I: 17. Yüzyıl Osmanlı Rönesansı: Kâtip Çelebi'nin Kütüphanesi ve İlmî Şahsiyeti
Doğu ve Batı ilim dünyasında Hacı Halîfe lakabıyla maruf olan Kâtip Çelebi (Mustafa b. Abdullah) (1017-1067 / 1609-1657), 17. yüzyıl Osmanlı kriz ve dönüşüm çağının en parlak zihni, allâmesi ve kütüphanecisidir. Ordu kâtibi olarak Bağdat ve Revan seferlerine katılan Kâtip Çelebi, cephe hatlarında dahi kitap toplamaktan geri durmamış; kendisine kalan büyük bir mirası tamamen kitaba ve ilme tahsis ederek devrinin en zengin hususî kütüphanesini kurmuştur.
Arapça, Farsça ve Türkçe'nin yanı sıra, Batılı hekim ve mühtedilerden Latince öğrenerek Avrupa'da basılan tıp, haritacılık ve astronomi eserlerini tercüme etmiştir. Kâtip Çelebi'nin en belirleyici vasfı, dogmatik kabullere ve kör taassuba karşı tavizsiz bir hür düşünce ve tahkik aşkı taşımasıdır. O, İslâm medeniyetinin gerileme emarelerini medreselerden felsefe, riyaziyât ve hey'et gibi aklî ilimlerin dışlanmasında görmüş ve bu gidişata karşı kalemini kalkan yapmıştır.
FASIL II: Mîzânü'l-Hakk fî İhtiyâri'l-Ehakk: Taassup Çağında Hakikatin Terazisi
Kâtip Çelebi'nin ömrünün son yılında (1656) Türkçe olarak kaleme aldığı Mîzânü'l-Hakk fî İhtiyâri'l-Ehakk (En Doğruyu Seçmek İçin Hak Terazisi), Osmanlı entelektüel tarihinin en mühim hür düşünce ve itidal manifestosudur. Eser, o devirde İstanbul'u kasıp kavuran, cami kürsüleriyle tekke meclislerini birbirine düşüren Kadızâdeliler ile Sivâsîler çatışmasını tarafsız bir ilim adamı gözüyle teşrih masasına yatırır.
Müellif; Hızır'ın hayatı, tütün ve kahve kullanımı, semâ ve devran, kabir ziyareti, Yezid'e lânet, İbnü'l-Arabî'nin tekfiri ve ezanın makamla okunması gibi halkı kamplaştıran 21 ihtilaflı meseleyi tek tek ele alır. Her bahiste aşırı zâhirci selefîlerin ifratını ve laubali bid'atçıların tefritini çürüterek, Kur'ân, Sünnet ve akl-ı selîm dairesinde orta yolu (sırat-ı müstakîmi) tayin eder.
FASIL III: Tasavvuf, Semâ ve Devran Münazaraları: İrfan ve Şeriatın Dengesi
Kadızâdeliler'in tekkeleri yıkma ve semâ eden dervişleri katletme noktasına varan fanatizmine karşı Kâtip Çelebi, tasavvufun İslâm'ın kalbî ve ahlakî özü olduğunu müdafaa etmiştir. Mevlevî semâ'ı ve Halvetî devranının meşruiyetini şer'î delillerle ortaya koymuş; zikrin cezbe ve vecd halindeki ruhanî tesirlerini tahlil etmiştir.
Bununla birlikte, tasavvuf perdesi arkasına saklanarak şeriatın farzlarını çiğneyen, helal ve haram sınırlarını laubalice yok sayan sahte şeyhleri ve şatahat erbabını da aynı şiddetle tenkit etmiştir. Kâtip Çelebi'ye göre hakikî tasavvuf, Hz. Peygamber'in sünnetine sımsıkı yapışan ve edepten kıl payı ayrılmayan Cüneyd-i Bağdâdî ve İmâm-ı Rabbânî meşrebidir.
FASIL IV: Keşfü'z-Zunûn: Dünya Kütüphanecilik Tarihinin Zirve Ansiklopedisi
Kâtip Çelebi'yi bütün şark ve garp akademilerinde ölümsüz kılan şaheseri Keşfü'z-Zunûn 'an Esâmi'l-Kütüb ve'l-Fünûn'dur. Yirmi yılı aşkın hummalı bir mesainin ürünü olan bu eser, İslâm medeniyetinin başlangıcından 17. yüzyıla kadar kaleme alınmış yaklaşık 15.000 eseri ve 10.000 müellifi, üç yüzden fazla ilim dalı altında alfabetik olarak tasnif eden eşsiz bir bibliyografya ansiklopedisidir.
Eserin girişi, ilimler felsefesi ve metodolojisi açısından bir şaheserdir. İlimleri mebde' (başlangıç), gâye, fayda ve usûl bakımından taksim eder. Keşfü'z-Zunûn olmasaydı, İslâm medeniyetinin bin yıllık ilmî ve edebî hafızasının büyük bir kısmı bugün karanlıkta kalmış olacaktı.
FASIL V: Cihânnümâ ve Kozmoloji: Doğu ile Batı Coğrafyasının Sentezi
Kâtip Çelebi'nin bir diğer çığır açıcı eseri Cihânnümâ, Osmanlı coğrafyacılığını yerel tasvirlerden evrensel kozmolojiye yükseltmiştir. Eserde kıtalar, okyanuslar, iklim kuşakları ve şehirler hem klasik İslâm coğrafyacıları (İdrîsî, İbn Havkal) hem de modern Batı atlasları (Mercator, Ortelius) kaynak gösterilerek haritalandırılmıştır.
Dünya'nın küreviyeti, kutuplar, manyetik pusula sapmaları ve gök kürelerinin hareketi ilmî vukûfla şerh edilmiştir. Kâtip Çelebi, yeryüzünü tefekkür etmenin Allah'ın kudret âyetlerini okumakla eşdeğer olduğunu beyan ederek coğrafyayı manevî bir ibadet disiplinine dönüştürmüştür.
FASIL VI: İrfânî İtidâl Mirası: Taassuba Karşı Hür Vicdan ve Akl-ı Selîm Vasiyeti
Kâtip Çelebi, genç denebilecek bir yaşta, 48 yaşında iken elinde kalemiyle ansızın vefat etmiştir. Ancak ardında bıraktığı miras, sadece devasa ciltler değil; İslâm düşüncesinin en muhtaç olduğu **ilmî itidal ve tenkit ahlakı**dır.
O, hakikatin tek bir grubun veya mezhebin tekelinde olmadığını; ilim adamının tarafgirlikten uzak, delile hürmetkâr ve insaf terazisine sadık kalması gerektiğini haykırmıştır. Kâtip Çelebi mektebi, Osmanlı aydınlanmasının ve hür vicdanının en parlak kutup yıldızıdır.