Kâtib Çelebi'nin Müverrih Şahsiyeti ve Fezleke'nin Doğuşu
On yedinci yüzyıl Osmanlı ilim hayatının en özgün, velûd ve tenkitçi dehası olan Kâtib Çelebi (Hacı Halîfe Mustafa b. Abdullah, 1609-1657), bibliyografyadan coğrafyaya, tıptan dinler tarihine kadar geniş bir sahada eser vermiş nâdir bir allâmedir. Genç yaşta Dîvân-ı Hümâyun süvari mukabelesi kâtibi olarak Bağdat ve Revan seferlerine iştirak etmiş, ordugâh çadırlarında dahi kitap okumaktan ve not almaktan geri durmamıştır.
Babasından kalan miras ile kitap müzayedelerine katılarak devrinin en zengin hususî kütüphanesini kuran Kâtib Çelebi, sadece Doğu ve İslâm kaynaklarını değil, Latince bilen mühtediler vasıtasıyla Batı atlaslarını ve kaynaklarını da tetkik etmiştir. İşte bu engin vukûfiyetin tarih sahasındaki en olgun meyvesi, Fezleketü Akvâli'l-Ahyâr fî İlmi't-Târîh ve'l-Ahbâr (kısaca Fezleke) adlı şaheseridir.
«Tarih ilmi, geçmiş milletlerin ahvalinden haberdar olup hâli ve istikbali doğru tanzim etmek için bir basiret aynasıdır. Kuru taassupla yazılan tarih hurafe, belgesiz nakledilen haber ise vebaldir.» — Kâtib Çelebi
Fezleke, Osmanlı vakanüvisliğinde belgesel tenkitçilik ve kronolojik disiplinin kurucu metnidir.