Bursa'dan Semerkant İlim Havzasına: Kâdîzâde-i Rûmî'nin Hayatı ve Uluğ Bey'in Başmüderrisliği
Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti Bursa'da doğup yetişen Salâhuddîn Mûsâ b. Muhammed el-Kâdîzâde-i Rûmî (v. 844/1440 civarı), Osmanlı ilim havzasının Semerkant Rönesansı ile kurduğu en muazzam köprüdür. Bursa Kadısı Mahmûd Efendi'nin oğlu olan Kâdîzâde, genç yaşta Molla Fenârî'den aklî ve naklî ilimleri tahsil etmiş; riyâziye ve astronomideki derin iştiyakı onu dönemin dünya ilim başkenti Semerkant'a yöneltmiştir.
Semerkant'a varışıyla birlikte Timur'un torunu, büyük astronom ve hükümdar Uluğ Bey'in takdirini kazanan Kâdîzâde, Semerkant Medresesi'nin başmüderrisliğine ve inşasına başlanan Semerkant Rasathanesi'nin ilmî riyasetine getirilmiştir. Gıyâseddîn Cemşîd el-Kâşî ve Muînüddîn-i Kâşî ile birlikte kurduğu çalışma meclisi, İslam felekiyyât ve riyâziyesinin tarihteki en muhteşem zirvesini vücuda getirmiştir.
«İlim talebinde bulunan kimse için memleket sınırı yoktur; hakikatin peşinde koşan akıl, Semerkant'ın göklerinde fezayı temaşa eyler.» — Kâdîzâde-i Rûmî
Kâdîzâde, sadece büyük bir teorisyen değil, talebesi Uluğ Bey'e ve Ali Kuşçu'ya ilmî hürriyet ve tavizsiz hakikat aşkı aşılayan büyük bir ahlak ve irfan abidesidir.