İzmirli İsmail Hakkı'nın İlmi Şahsiyeti ve İki Devir Arasında Bir Allâme
Son devir Osmanlı ilim havzası ile Cumhuriyet Türkiye'sinin akademik hayatı arasında köprü vazifesi gören en büyük allâme hiç şüphesiz İzmirli İsmail Hakkı Efendi (1869-1946)'dir. İzmir'de başlayan tahsil hayatını İstanbul Dârülmuallimîn ve Fâtih medreselerinde ikmâl eden İzmirli; fıkıh, tefsir, hadis, mantık ve bilhassa kelâm ve felsefe sahalarında çağının en velûd müellifi olmuştur.
Sahn-ı Semân medreselerinde müderrislik, Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiyye azalığı ve nihayetinde 1924'te kurulan İstanbul Dârülfünûn İlâhiyat Fakültesi'nin ilk reisi (dekanı) ve Kelâm Tarihi müderrisi olarak hizmet etmiştir. O, klasik ulemanın sahip olduğu usûl derinliğini kaybetmeden, Batı felsefesini, pozitivizmi, evrim teorisini ve materyalist cereyanları doğrudan Fransızca kaynaklarından okuyup tenkit edebilen nâdir bir mütefekkirdir.
«Kelâm ilmi, İslâm akidelerini akıl ve nakil dengesiyle ispat eden ve bâtıl şüpheleri izale eden bir dindir. Lakin her asrın şüphesi ve felsefesi başkadır. Aristo felsefesine karşı Gazzâlî ve Râzî nasıl yeni bir kelâm inşa ettiyse, bugünün pozitivist ve materyalist felsefelerine karşı da 'Yeni İlm-i Kelâm' inşa etmek farzdır.» — İzmirli İsmail Hakkı
Bu şuurla kaleme aldığı Yeni İlm-i Kelâm, modern İslâm teolojisinin başyapıtıdır.