İsmâil Hakkı Bursevî: Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân, İşârî Tefsir, Celvetiyye İrfânı ve Nûrânî Teviller Külliyâtı
Bursa'nın Manevî Sultanının Kaleminden 10 Ciltlik Tasavvufî Tefsir Şaheseri, Zâhir-Bâtın Tevhidi, Ledünnî Sırlar ve Vahdet-i Şuhûd Üzerine 10 Fasıllık Büyük Monografi.
FASIL I: İsmâil Hakkı Bursevî'nin Hayatı, Celvetiyye Tarikatı, Aziz Mahmud Hüdâyî Mirası ve Bursa
Osmanlı irfan coğrafyasının 17. yüzyıl sonu ve 18. yüzyıl başındaki en velûd, en derin ve en tesirli mutasavvıf-müfessirlerinden biri olan İsmâil Hakkı Bursevî (1063-1137 / 1653-1725), Aydos'ta doğmuş; Edirne ve İstanbul'da zâhirî ilimleri ikmal ettikten sonra Üsküp'te Celvetiyye pîri Osman Fazlî İlâhî'ye intisap etmiştir. Mürşidinin emriyle Celvetî irfanını neşretmek üzere Bursa'ya tayin edilmiş ve ömrünün büyük kısmını Bursa'da Uludağ'ın eteklerinde ibadet, irşad ve telifle geçirmiştir. Aziz Mahmud Hüdâyî'nin kurduğu Celvetiyye yolunu kelâm, felsefe, edebiyat ve tefsir sahasında en yüksek entelektüel ve işârî zirveye taşıyan Bursevî; yüzü aşkın telif eseri, musikişinaslığı, hattatlığı ve şairliğiyle Osmanlı 'hakîm-mutasavvıf' tipolojisinin kâmil bir timsalidir.
FASIL II: Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân: Yirmi Üç Yıllık Mübârek Telif Süreci ve Eserin Gayesi
İsmâil Hakkı Bursevî'nin şaheseri kabul edilen Rûhu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân (Kur'ân Açıklamasının Ruhu), 10 büyük ciltten müteşekkil anıtsal bir tefsirdir. Bursevî bu muazzam eserin telifine 1100 (1689) yılında Bursa Ulu Cami kürsüsünde başlamış, yirmi üç yıllık kesintisiz bir feyiz, murakabe ve zikir ikliminde 1123 (1711) senesinde nihayete erdirmiştir. Müellif eserin mukaddimesinde, tefsiri yazarken Kur'ân'ın sadece zâhirî lafız ve lügat kabuğunda kalmayıp; âyetlerin rûhuna, melekûtî sırlarına ve kalbe doğan ledünnî işaretlerine (işârât) ayna tutmayı gaye edindiğini belirtir. Rûhu'l-Beyân, İslâm dünyasında Osmanlı topraklarında kaleme alınmış en hacimli ve en muteber tasavvufî tefsirdir.
FASIL III: İşârî Tefsir Metodolojisi: Zâhir ile Bâtının Tevhidi ve İbnü'l-Arabî / Kuşeyrî Çizgisi
Bursevî'nin tefsir metodunun omurgasını 'İşârî Tefsir' teşkil eder. Ancak Bursevî, Bâtınî fırkaların yaptığı gibi lafzın zâhirini iptal eden aşırı tevillerden şiddetle kaçınır; ona göre zâhir şeriattır, bâtın ise hakikattir ve şeriatsız hakikat zındıklıktır. Her âyeti tefsir ederken önce lügat, i'rab, esbâb-ı nüzûl, fıkhî hükümler ve meşhur rivayetleri (Zemahşerî, Beyzâvî ve Râzî'den iktibaslarla) zikreder; ardından 'Ve mine'l-işâre' (İşaret cihetinden ise...) başlığı altında âyetin sûfî nefis terbiyesine, kalp hallerine ve ilâhî tecellîlere bakan sırlarını şerh eder. Bu usûl, Kuşeyrî'nin Letâifü'l-İşârât'ı ve İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât'ı ile beslenen sünnî tasavvuf tefsirinin en dengeli sentezidir.
FASIL IV: Fâtiha-i Şerîfe Şerhi: Vücûd Mertebeleri, Besmelenin Esrarı ve Bâ Harfinin Noktası
Rûhu'l-Beyân'ın Fâtiha Sûresi tefsiri, müstakil bir tasavvuf metafiziği risalesi hacmindedir. Bursevî, 'Bismillâhirrahmânirrahîm'in başındaki 'Bâ' (ب) harfinin ve altındaki noktanın kâinatın yaratılışındaki ilk taayyün (beliriş) olduğunu şerh eder. Hz. Ali'ye nispet edilen 'İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı; ben o noktanın altındaki noktayım' hadis-i şerifini vahdet-i vücûd mektebinin ilkeleriyle açıklar. Fâtiha'nın yedi âyetini insanın yedi nefis mertebesiyle (Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râziye, Marziyye, Kâmile) eşleştiren Bursevî; her bir âyetin kalpte açtığı nûrânî kapıları harikulade bir vukûfiyetle beyan eder.
FASIL V: Nûr Âyeti (Nûr 35) Tefsiri: Mişkât, Zücâce, Misbah ve Nûr-ı Muhammedî Metafiziği
Bursevî'nin tefsirindeki en parlak işârî zirvelerden biri, Kur'ân'ın Nûr Âyeti'ni (Allah göklerin ve yerin nûrudur...) açıkladığı kısımdır. Bursevî, Gazzâlî'nin Mişkâtü'l-Envâr'ındaki sembolizmi geliştirerek kandil yuvasını (mişkât) cisme ve bedene; sırçayı (zücâce) kalbe; kandili (misbah) ruha ve nûrun kaynağı olan mübarek zeytin ağacını ise Nûr-ı Muhammedî'ye (Hakîkat-i Muhammediyye) teşbih eder. Bu tefsir; ışık, idrak, basiret ve vahyin melekût âlemindeki akislerini fiziksel optik ile metafizik aydınlanma arasında kurulan eşsiz bir köprüyle idraklere sunar.
FASIL VI: Farsça ve Türkçe Tasavvuf Şiirinin Tefsire Dahil Edilmesi: Mesnevî, Attâr ve Hafız İktibasları
Rûhu'l-Beyân'ı diğer bütün Arapça tefsirlerden ayıran en mühim hususiyet, Arapça bir metin olmasına rağmen içerisine yüzlerce beyit Farsça ve Türkçe tasavvufî şiirin dercedilmiş olmasıdır. Bursevî bir âyetin işârî manasını şerh ederken Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî'sinden, Ferîdüddin Attâr'ın Mantıku't-Tayr'ından, Hâfız-ı Şîrâzî'nin Divan'ından ve Yûnus Emre ile Niyâzî-i Mısrî'nin ilahilerinden beyitler getirir. Bu metod, Kur'ân hakikatlerinin İslâm coğrafyasının irfânî dillerinde nasıl yankı bulduğunu gösteren çok sesli ve estetik bir tefsir modeli doğurmuştur.
FASIL VII: İlm-i Hurûf ve Ebced Esrarı: Âyet ve Sûre Başlarındaki Mukatta'ât Harflerinin Sırları
İsmâil Hakkı Bursevî, havas ve hurûf ilimlerinde de derin bir vukūfa sahiptir. Sûre başlarındaki 'Elif-Lâm-Mîm', 'Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd', 'Tâ-Hâ', 'Yâ-Sîn' gibi Hurûf-ı Mukatta'a harflerini tefsir ederken harflerin mahreçleri, unsurları (ateş, hava, su, toprak) ve ebced değerleri üzerinden gayb âleminin anahtarlarını aralar. Ancak Bursevî hurûfîliği bâtıl mezhepler gibi dini kuralları çiğnemek için değil; harflerin İlâhî Kelâm'ın yaratılış şifreleri olduğunu göstermek ve kalbi zikir rezonansına hazırlamak gayesiyle kullanır.
FASIL VIII: Vahdet-i Şuhûd ve Vahdet-i Vücûd Telifi: Celvetiyye Tarikatının İrfânî Duruşu
Bursevî, İbnü'l-Arabî'nin Vahdet-i Vücûd mektebi ile İmâm-ı Rabbânî'nin Vahdet-i Şuhûd mektebi arasındaki ihtilafları kemal-i vukûfla telif eden bir denge âbidesidir. Celvetiyye yolunun esası olan 'Halvet der-encümen' (halk içinde Hak ile beraber olmak) ve 'Celvet' (kesret / çokluk içinde vahdeti müşahede etmek) sırrını tefsirinde ilmek ilmek işler. Ona göre âlem mutlak adem (yokluk) aynasında parlayan ilâhî isim ve sıfatların tecellîsidir; kul her zerrede Hak Teâlâ'nın cemâlini müşahede etmeli, fakat kesret âleminin şer'î ahkâmına ve kulluk edebine zerre kadar halel getirmemelidir.
FASIL IX: Kitâbü'l-Envâr ve Şerh-i Mesnevî: Bursevî'nin Diğer Şaheserleri ve İlmî Mirası
İsmâil Hakkı Bursevî sadece Rûhu'l-Beyân ile iktifa etmemiş; Kitâbü'n-Netîce, Kitâbü'l-Envâr, Rûhu'l-Mesnevî (Mesnevî'nin ilk cildinin şerhi), Şerh-i Fusûsi'l-Hikem, Tuhfe-i İsmâiliyye ve Divan'ı gibi yüzün üzerinde eser telif etmiştir. Kitâbü'n-Netîce, onun tasavvufî tecrübelerinin, seyr ü sülûk hatıratının ve rüyalarının toplandığı manevî bir vasiyetname gibidir. Bursevî'nin eserleri Osmanlı medreselerinde ve tekkelerinde asırlar boyunca en muteber ders kitapları ve sohbet kaynakları olarak okunmuştur.
FASIL X: İsmâil Hakkı Bursevî'nin İslâm Tefsir ve Tasavvuf Tarihindeki Ölümsüz Yeri
İsmâil Hakkı Bursevî; aklı şeriatla, kalbi aşkla, kalemi ise hikmetle yoğuran büyük bir Osmanlı mürşididir. Rûhu'l-Beyân, bugün İstanbul'dan Kahire'ye, Bağdat'tan Saraybosna'ya ve Kazan'a kadar İslâm dünyasının dört bir yanındaki ulema ve meşâyih tarafından Kur'ân'ın derinliklerine dalmak isteyen her müminin başvurduğu mübârek bir me'hazdır. Bursa'da medfun bulunduğu dergâh ve türbesi, asırlardır feyiz ve nur arayanların ziyaretgâhı olmaya devam etmekte; onun 'Rûhu'l-Beyân'ı ise Kur'ân semasında ebediyen parıldayan bir hidayet yıldızı olarak yaşamaktadır.