Bedîüzzamân el-Cezerî'nin Hayatı, Artuklu Sarayı ve Mühendislik Muhiti
Bedîüzzamân Ebü'l-İzz İsmâil b. er-Rezzâz el-Cezerî (530-602 / 1136-1206 civarı), Dicle ile Fırat arasındaki Cezîre bölgesinde (Cizre) doğmuş, hayatının çeyrek asrını Diyarbakır (Âmid) Artuklu hükümdarlarının sarayında başmühendis (reîsü'l-a'mâl) olarak geçirmiş bir ilim ve teknik dâhisidir. Artuklu hükümdarları Nûreddin Muhammed (1174-1185), Kutbüddin Sökmen (1185-1201) ve Nâsırüddin Mahmûd'un (1201-1222) himayesinde çalışan el-Cezerî, antik Helenistik, Sasani ve erken İslam mekanik mirasını alarak pratik mühendislik ve otomasyon seviyesine yükseltmiştir.
Hükümdar Nâsırüddin Mahmûd, Cezerî'nin icat ettiği olağanüstü otomatları, su saatlerini ve mekanik makineleri görünce ona şu tarihi emri vermiştir: «Eşsiz aletler yaptın, bunları sadece bizim sarayımızda gizli bırakma; gelecek nesillerin istifade etmesi için hepsini resimleriyle, boyutlarıyla ve yapılış usulleriyle bir kitapta topla!» Bu ferman üzerine Cezerî, dünya mühendislik tarihinin en mühim kaynaklarından biri olan el-Câmi' beyne'l-İlmi ve'l-Ameli'n-Nâfi' fî Sınâ'ati'l-Hiyel (Mekanik Hareketlerin İlim ve Faydalı Amelle Birleşimi) adlı şaheserini telif etmiştir.
«Ben benden önceki mühendislerin kitaplarını ve çizimlerini derinlemesine tetkik ettim. Gördüm ki pek çoğu nazariyatta kalmış, tatbikatta işlememiş yahut eksik anlatılmıştır. Ben ise bizzat kendi ellerimle döktüğüm, dişlilerini kestiğim, kefelerini dengelediğim ve suyun kudretiyle çalıştırdığım aletleri yazdım. Amelle doğrulanmayan hiçbir nazariyeye ilim denmez.» — Bedîüzzamân el-Cezerî
Cezerî, teorik bilgiyle pratik ustalığı (ilmi ve ameli) birleştiren zihniyetiyle modern robotik ve sibernetiğin babası olarak kabul edilmektedir.