İsmâil b. Hammâd el-Cevherî: Tâcü'l-Luga ve Sıhâhu'l-Arabiyye, Lisan Mimarisi ve Kök Semantiği Külliyâtı
Fârâb'dan Nîşâbûr'a Arapça Leksikografi Devrimi, Son Harfe Göre Kafiye Sözlüğü Nizamı ve Kelime İrfanı
FASIL I: İsmâil el-Cevherî'nin Menşei, İlmî Seyahati ve Çöl Badiyelerinde Dil Derleme Çabası
Arap dili ve sözlükçülük tarihinin en büyük devrimcilerinden biri olan Ebû Nasr İsmâil b. Hammâd el-Cevherî (ö. 393/1003 civarı), Mâverâünnehir'in köklü ilim merkezlerinden Fârâb'da dünyaya gelmiştir. Meşhur İslâm filozofu Ebû Nasr el-Fârâbî'nin yeğeni olan Cevherî, ilk tahsilini memleketinde tamamladıktan sonra lisanın membaına inmek amacıyla Bağdat'a gitmiş; Ebû Ali el-Fârisî ve Ebû Saîd es-Sîrâfî gibi dönemin dil dâhilerinden gramer ve lugat tahsil etmiştir. Ancak kitaplardaki teorik bilgiyi yeterli görmeyerek Hicaz ve Necid çöllerine gitmiş; Rebîa ve Mudar kabilelerinin arasına karışarak fasih bedevî Arapların dil kullanımını, şive inceliklerini, deve, çöl ve tabiat tasvirlerini bizzat sahrada derlemiştir. Bu antropolojik ve filolojik seyahat, onun sözlüğünü masa başında uydurulmuş kelimelerden arındıran en büyük sıhhat kaynağı olmuştur.
FASIL II: Sıhâhu'l-Arabiyye'nin Telif Gayesi: Sahih Kelimelerin Tasfiyesi
Cevherî'nin başyapıtı olan 'Tâcü'l-Luga ve Sıhâhu'l-Arabiyye' (Dilin Tacı ve Arapça'nın Sahihleri), adından da anlaşılacağı üzere dildeki yabancılaşmaya, lahn (dil hataları) ve uydurma kelimelerin lisanı istila etmesine karşı bir sed çekmek gayesiyle telif edilmiştir. Kendisinden önceki sözlükçülerin (Halîl b. Ahmed, İbn Düreyd, Ezherî) dilde mevcut olan her türlü nadir, şâz ve güvenilmez kelimeyi toplama temayülüne karşılık Cevherî, 'yalnızca fasih ve mevsuk Araplardan nakledilen sahih kelimeleri' sözlüğüne almayı ilke edinmiştir. Bu tavır, sözlükçülükte bir ayıklama ve kalite devrimidir; zira Cevherî'ye göre lisanın bekası hacminde değil, sıhhatinde ve asaletindedir.
FASIL III: Son Harfe Göre Düzenleme (Bâb ve Fasıl) Sisteminin İcadı
Cevherî'nin dünya leksikografi tarihine yaptığı en özgün ve devrimci katkı, kelimelerin sözlükte aranma metodolojisini kökten değiştirmesidir. Halîl b. Ahmed'in ses mahreçlerine (boğazdan dudağa) veya İbn Düreyd'in karmaşık harf kombinasyonlarına dayanan arama usullerinin pratik olmadığını gören Cevherî, kelimeleri asıl harflerinin sonuncusuna göre 'Bâb'lara, ilk harflerine göre ise 'Fasıl'lara ayırmıştır. Örneğin 'K-T-B' kelimesi son harfi 'Bâ' olduğu için Bâb-ı Bâ'da, ilk harfi 'Kâf' olduğu için Fasl-ı Kâf'ta aranır. Bu sistem, özellikle şairlerin ve müelliflerin kafiye arayışlarında muazzam bir kolaylık sağlamış; İbn Manzûr'un Lisânü'l-Arab'ı ve Fîrûzâbâdî'nin Kâmûsü'l-Muhît'i dahil sonraki asırların bütün büyük sözlüklerine model olmuştur.
FASIL IV: Kök Morfolojisi ve Harf Artırımlarının (Zevâid) Ayıklanması
Sıhâh'ın muazzam başarısının ardında Cevherî'nin mükemmel kök analizi yatar. Arapça'daki sülâsî (üç harfli) ve rubâî (dört harfli) kökleri, kelimelerin türetilmiş ve ziyade (eklenmiş) harflerinden (elif, te, sîn, mîm vb.) cerrahi bir titizlikle ayırmıştır. Bir kelimenin asıl kökünü tespit etmeden sözlükte bulunamayacağını bildiren Cevherî, morfoloji (sarf) ilmini sözlüğün omurgası kılmıştır. İştikak (türeme) bağlarını göstererek kelimelerin manevî ve mantıkî evrimini gözler önüne sermiştir.
FASIL V: Şiir Şahitleri (Şevâhid) ve Kur'an Semantiği
Cevherî, açıkladığı her kelimeyi Câhiliye ve erken İslâm döneminin güvenilir şairlerinin beyitleriyle ve Kur'ân-ı Kerîm âyetleriyle delillendirmiştir (istishâd). Kelimelerin salt sözlük mânâsını vermekle yetinmeyip, onların Kur'an'daki nüanslarını, hadis-i şeriflerdeki mecazî ve kinâî kullanımlarını açıklamıştır. Bir kelimenin hakiki mânâsı ile mecâz-ı mürsel veya istiare yoluyla kazandığı semantik zenginliği birbirinden ayırarak belâgat ilminin sözlük zeminini kurmuştur.
FASIL VI: İlimler ve Meslekler Terminolojisinin Sözlüğe Girişi
Sıhâhu'l-Arabiyye sadece bedevî çöl lisanının değil; aynı zamanda tıp, astronomi, botanik, zooloji, fıkıh ve hendese terimlerinin de Arapça karşılıklarını titizlikle kaydetmiştir. Çöl bitkilerinin tıbbî özellikleri, gökyüzü burçlarının bedevî isimleri, kılıç ve zırh parçalarının teknik adları eserde ansiklopedik bir genişlikle yer alır. Bu yönüyle Sıhâh, 10. yüzyıl İslâm dünyasının maddî ve zihnî kültür haritasını yansıtan yaşayan bir müzedir.
FASIL VII: Cevherî'nin İlmî Şahsiyetindeki İki Kanat: Dilcilik ve Uçma Tutkusu
İsmâil el-Cevherî sadece bir lisan bilgini değil, aynı zamanda fizik, mekanik ve hendese meraklısı bir kâşiftir. Hayatının son demlerinde Nîşâbûr Ulu Camii'nin damına çıkarak, kendi tasarladığı tahta kanatları kollarına bağlayıp cemaate 'Ben dünyada eşi görülmemiş bir icat yaptım, uçacağım!' diyerek kendini boşluğa bırakması, İslâm bilim tarihindeki ilk havacılık ve uçuş denemelerinden biridir. Bu cesur teşebbüs ölümle neticelenmiş olsa da, Cevherî'nin sınır tanımayan merakının ve muhayyilesinin büyüklüğünü kanıtlayan efsanevî bir hadise olarak tarihe geçmiştir.
FASIL VIII: Sıhâh Üzerine Yapılan Şerhler, İhtisarlar ve Tenkitler
Cevherî'nin vefatıyla yarım kalan bazı maddeler talebesi İbrâhim b. Sâlih el-Verrâk tarafından tamamlanmıştır. Sıhâh, İslâm dünyasında o kadar büyük bir hürmet görmüştür ki üzerine yüzlerce şerh, haşiye ve zeyil yazılmıştır. Zemahşerî'nin 'Esâsü'l-Belâga'sı onun mecaz boyutunu tamamlamış; İbn Berri 'et-Tenbîh ve'l-Îzâh' ile tashihler yapmış; nihayetinde İbn Manzûr meşhur 'Lisânü'l-Arab'ını telif ederken birinci kaynak olarak Sıhâh'ı esas almıştır.
FASIL IX: Türk-İslâm Dünyasında Sıhâh: Vankulu Lugatı Devrimi
Sıhâh'ın Osmanlı tarihindeki yeri apayrıdır. Kanûnî Sultan Süleyman devri âlimlerinden Vankulu Mehmed Efendi tarafından 'Lugat-ı Vankulu' adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir. Bu tercüme, 1729 yılında İbrâhim Müteferrika tarafından kurulan ilk Osmanlı-Türk matbaasında basılan ilk kitap (Kitâb-ı Lügat-ı Vankulî) olma şerefine nail olmuştur. Sıhâh, Osmanlı aydınlarının yüzyıllar boyunca Arapça ve Türkçe kelime hazinelerini besleyen ana pınar olmuştur.
FASIL X: Sıhâh'ın Modern Dilbilim ve Semantik Açısından Değeri
Bugün modern semantik ve leksikoloji uzmanları, Cevherî'nin Sıhâh'ını alfabetik dizim mantığı, tanımlama netliği ve gereksiz kelimeleri eleme kriterleri bakımından modern sözlükçülüğün öncüsü olarak kabul etmektedir. Cevherî, kelimeleri birer kuru ses olarak değil, arkasında bir medeniyet tasavvuru ve tefekkür dünyası barındıran nûranî varlıklar olarak görmüştür. Sıhâhu'l-Arabiyye, Arap lisanının ebedî anıtlarından biri olarak kütüphanelerimizin baş tacıdır.