FASIL I: Dârü'l-Hicre İmamı: Mâlik b. Enes'in Hayatı, İlim Meclisleri ve Medine'ye Hürmeti
İslâm ümmetinin 'Dârü'l-Hicre İmamı' (Hicret Yurdu Medine'nin İmamı) unvanıyla ta'zim ettiği İmam Mâlik b. Enes b. Mâlik el-Asbahî (93-179 / 712-795), Resûl-i Ekrem Efendimiz'in (s.a.v.) nurlu şehri Medine-i Münevvere'de dünyaya gelmiş ve bütün ömrünü bu kutlu beldenin havasını teneffüs ederek tamamlamıştır. Yemen'in kadîm Zû Asbah kabilesine mensup olan İmam Mâlik, sahâbe ve tâbiîn ilminin doğrudan vârisidir.
Annesi Âliye bint Şerîk, henüz küçük bir çocukken ona en güzel elbiselerini giydirip sarığını sarar ve: 'Haydi Ebû Rebîa'tü'r-Re'y'in meclisine git; onun ilminden önce edebini öğren!' diyerek ilim yolculuğunu edeple başlatmıştır. İmam Mâlik; Nâfi' (İbn Ömer'in kölesi), İbn Şihâb ez-Zührî, Rebîatü'r-Re'y ve Ca'fer es-Sâdık gibi Medine'nin yetmiş büyük allâmesinden icazet almadıkça Mescid-i Nebevî'de fetva vermeye başlamamıştır. Yetmiş âlim onun fetva salahiyetine şehadet ettikten sonra Mescid-i Nebevî'de ders halkası kurmuştur.
İmam Mâlik'in Medine'ye ve Resûlullâh'ın (s.a.v.) hatırasına hürmeti dillere destandır. Bütün ömrü boyunca Medine-i Münevvere sınırları içinde asla bir bineğe binmemiş, toprağa basarak yürümüştür. Sebebi sorulduğunda: 'Cenâb-ı Hakk'ın Sevgilisi'nin mübarek na'şının medfûn olduğu bir toprağı hayvan nallarıyla çiğnemekten Allah'a hayâ ederim' cevabını vermiştir.
FASIL II: el-Muvatta'ın Telif Hikmeti ve İslâm Tarihindeki İlk Müdevven Hadis ve Fıkıh Şaheseri
Abbâsî Halifesi Ebû Câ'fer el-Mansûr, hac ibadeti esnasında Medine'ye geldiğinde İmam Mâlik'in ilim meclisine hayran kalmış ve ona şu teklifte bulunmuştur: 'Ey Ebû Abdullah! Yeryüzünde senden daha âlim kimse kalmadı. İnsanlar için hadis ve fıkhı cemeden bir kitap telif et; onda İbn Ömer'in aşırı ihtiyatlarından, İbn Abbâs'ın ruhsatlarından ve İbn Mes'ûd'un şaz görüşlerinden kaçın; halkı orta bir yolda birleştir.'
İmam Mâlik, kırk yıl boyunca Medine hadislerini, sahâbe fetvalarını ve tâbiîn içtihatlarını süzgeçten geçirerek el-Muvatta' (Halk İçin Kolaylaştırılmış ve Üzerinde İttifak Edilmiş Yol) adlı muhalled eserini vücuda getirmiştir. Eser bittiğinde Medine'nin yetmiş büyük fakihi kitabı baştan sona okumuş ve ittifakla tasdik etmiştir. İmam Mâlik: 'Kitabımı Medine'nin yetmiş fakihine arz ettim, hepsi üzerinde mutabık kaldı (vevtâenî); bu sebeple ona el-Muvatta' adını verdim' buyurmuştur.
İmam Şâfiî, bu muazzam eser hakkında meşhur hükmünü vermiştir: 'Yeryüzünde Allah'ın Kitabı'ndan sonra Mâlik'in Muvatta'ından daha sahih ve daha faydalı bir kitap yoktur.' Bu şaheser, Kütüb-i Sitte'nin ilk müjdecisi ve hadisle fıkhın etle tırnak gibi kaynaştığı zirve noktadır.
FASIL III: Amel-i Ehl-i Medîne Doktrini: Yaşayan Mütevâtir Sünnetin Haberi Vâhid Karşısındaki Hüccet Değeri
Mâlikî fıkhının en mümeyyiz ve en dâhice prensibi İcmâ-ı Ehl-i Medîne (Medine Halkının Ameli) delilidir. İmam Mâlik'e göre Medine, vahyin nâzil olduğu, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) on yıl boyunca bizzat hüküm sürdüğü, sahâbenin binlercesinin yaşadığı ve sünnetin günlük hayat haline geldiği kutsal bir şehirdir.
Bir ibadetin veya uygulamanın Medine'de binlerce insan tarafından nesilden nesile aktarılarak tatbik edilmesi (örneğin ezan lafızları, zekât ölçüleri, namazdaki vakitler ve ziraî teamüller), tek bir râvinin rivayet ettiği haber-i vâhid hadisten çok daha kuvvetlidir. İmam Mâlik şöyle der: 'Bin kişinin bin kişiden naklettiği yaşayan amel, bir kişinin bir kişiden rivayet ettiği tekil haberden daha evlâ ve daha emniyetlidir.'
Bu doktrin, sünneti salt yazılı rivayetlerden ibaret görmeyip, onu 'yaşayan bir gelenek ve kesintisiz toplumsal amel' olarak muhafaza eden muazzam bir sosyolojik ve hukukî basirettir.
FASIL IV: Mürsel Hadis, Maslaha-i Mürsele ve Sedd-i Zerâi': İctihadın Hikmet ve Gaye Boyutu
İmam Mâlik, fıkıhta nassların maksadını (Makāsıdü'ş-Şerîa) ve umumî maslahatı en derinden kavrayan müçtehiddir. Onun fıkıh usûlüne kazandırdığı iki büyük prensip şunlardır:
1. Maslaha-i Mürsele (İstıslâh): Hakkında hususi bir nass (âyet veya hadis) bulunmayan meselelerde, İslâm dininin beş temel gayesini (Dinin, Canın, Aklın, Neslin ve Malın muhafazası) temin etmek maksadıyla kamu yararına hüküm vermektir. Toplumun huzurunu ve nizamını koruyan kanunlar bu prensiple vazedilir. 2. Sedd-i Zerâi' (Kötülüğe Giden Yolları Kapama): Aslında helal olan bir fiil, şayet kaçınılmaz olarak bir harama veya fesada yol açacaksa, o fiilin de yasaklanmasıdır. Örneğin faize alet edilen hileli satışların yasaklanması bu kabildendir.
Ayrıca İmam Mâlik, tâbiînin sahâbiyi atlayarak doğrudan Hz. Peygamber'den naklettiği Mürsel Hadisleri, râvi sika ve güvenilir olmak şartıyla mutlak hüccet kabul etmiştir.
FASIL V: Mâlikî Takva Fıkhı: İbadetlerin Ruhu, Kalp Huşûu ve İhramdan Zikre Manevi İnzibat
İmam Mâlik'in fıkhı, kupkuru şeklî fetvalardan ibaret değildir; onun her meselesinde derin bir takva, huşû ve edeb nûru parıldar. Mâlikî fıkhında namaz, oruç ve hac gibi ibadetler, kulun nefsiyle hesaplaşması ve kalbini mâsivâdan tecrit etmesi üzerine kuruludur.
İmam Mâlik, namazda elleri yana salarak kılmayı (sedl) tercih ederken dahi huşû ve sükûneti gözetmiştir. İbadetlerde gösterişe, bid'atlara ve insanların dini zorlaştırmasına şiddetle karşı çıkmış; dini fıtrî sadeliği içinde muhafaza etmiştir. Ona göre bir amelin kabulü, amelin çokluğunda değil, kalpteki ihlas ve ihsan mertebesindedir. Şöyle buyurmuştur: 'İlim çok rivayet bilmek değildir; ilim, Allah'ın kalbe ilka ettiği bir nûrdur.'
FASIL VI: Resûlullâh'a (s.a.v.) ve Ravza-i Mutahhara'ya Edeb: İmam Mâlik'in Medine'de Ayakkabısız Yürüme Sırrı
İmam Mâlik'in hadis meclisleri adeta bir huşû mâbediydi. Evinden çıkıp derse geleceği zaman gusleder, en temiz beyaz elbiselerini giyer, sakalını tarar, en güzel misk ve öd kokularını sürünür ve vakarla meclise otururdu. Kendisine: 'Neden bu kadar ihtimam gösteriyorsunuz?' diye sorulduğunda: 'Resûlullâh'ın (s.a.v.) hadis-i şerîflerine ta'zim etmek için' cevabını verirdi.
Bir gün Mescid-i Nebevî'de hadis okuturken bir akrep kendisini tam on altı defa sokmuş; İmam Mâlik'in rengi sararmış, acıdan kıvranmış fakat Resûlullâh'ın hadisini yarıda kesmemek için asla yerinden kıpırdamamıştır. Meclis bittiğinde Abdullah b. Mübârek yanına gelip durumu fark etmiş ve: 'Ey Ebû Abdullah, neden hadisi kesmedin?' dediğinde: 'Resûlullâh'ın hadisine olan hürmetim sebebiyle sabrettim' buyurmuştur. Medine'de hiçbir binek kullanmaması ve hayatı boyunca Medine haricine çıkmak istememesi bu eşsiz edeptendir.
FASIL VII: İmam Mâlik'in Tasavvuf ve Şeriat Dengesi: 'Fıkıhsız Tasavvuf Zındıklık, Tasavvufsız Fıkıh Fâsıklıktır' Düsturu
İmam Mâlik, İslâm tarihinde zâhir ile bâtın, şeriat ile hakikat arasındaki ebedî dengeyi tek bir cümlesiyle formüle eden büyük mürşiddir. Onun şu altın kelâmı bütün tasavvuf külliyatının baş tacı olmuştur:
'Men tasavvefe ve lem yetefakkah fekad tezandaka; ve men tefekkahe ve lem yetesavvef fekad tefessaka; ve men cemea beynehümâ fekad tehakkaka.' (Kim fıkıh öğrenmeden tasavvufa dalarsa zındık olur; kim de tasavvuf ahlakını edinmeden sadece fıkıhla yetinirse fâsık olur. Her kim bu ikisini bir araya cemederse işte o hakikate erer.)
Bu düstur; zâhirî şeriat ölçüleri olmadan yapılan seyr u sülûkun delâlete ve sapıklığa kayacağını, bâtınî ihlas ve kalp zikri olmadan yapılan fıkhın ise kuru bir kibir ve riyâ üreteceğini açıkça ortaya koyar. İmam Mâlik bu iki kanadı şahsında birleştirmiş kâmil bir önderdir.
FASIL VIII: el-Muvatta'ın Râvileri, Şerhleri ve Endülüs'ten Mağrib'e Kültürel Coğrafyaya Tesiri
el-Muvatta', İslâm dünyasının dört bir yanından gelen yüzlerce muhaddis tarafından bizzat İmam Mâlik'ten dinlenmiş ve rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerin en meşhurları Yahyâ b. Yahyâ el-Leysî rivayeti (bugün İslâm dünyasında en yaygın olan metin), Ebû Mus'ab ez-Zührî rivayeti ve İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî rivayetidir.
İmam Mâlik'in fıkhı; talebeleri İbnü'l-Kāsım, Eşheb ve Esed b. el-Furât vasıtasıyla Mısır, Tunus (Kayrevan), Fas, Cezayir ve bilhassa Endülüs Emevî Devleti'ne yayılmıştır. Endülüs medeniyetinin muhteşem mimarisi, kütüphaneleri ve adlî nizamı Mâlikî fıkhının adaleti ve maslahat prensipleriyle yükselmiştir. İbn Abdilberr'in et-Temhîd ve el-İstizkâr şerhleri, Bâcî'nin el-Müntekā'sı ve Zürkānî'nin şerhi bu eserin etrafında örülen devasa bir kütüphanedir.
FASIL IX: Günümüze Mesajlar: Yaşayan Ahlak ve Nebevî Pratiğin İhyâsı
İmam Mâlik ve el-Muvatta' mirası, modern çağın parçalanmış ve metinlere hapsedilmiş din anlayışına karşı yaşayan bir ahlak modeli sunar. Dini sadece teorik tartışmalardan ibaret gören zihniyetlere karşı; sünnetin evde, sokakta, çarşıda ve kalpte yaşayan bir nur olduğunu Medine ameliyle hatırlatır.
İmam Mâlik'in zâlim Abbâsî valisi Ca'fer b. Süleymân'ın baskılarına rağmen zoraki boşanmanın (talâk-ı mükreh) geçersiz olduğuna dair fetvasından dönmeyip kırbaçlanması ve omuzları çıkarılmasına rağmen hakkı haykırması, ulemânın izzet ve istikamet meşalesidir. el-Muvatta', Medine'nin kokusunu asırlar ötesine taşıyan mukaddes bir nehirdir.