FASIL I: Simya Nedir? Kimyadan Simyaya Kozmik Köprü

İslam ilimler hiyerarşisinde İlm-i Simya (veya Kimyâ); modern pozitivist kimyanın iddia ettiği gibi sadece metalleri birbirine dönüştürmeye çalışan ilkel bir proto-bilim değildir. Simya; mikrokozmos olan insan ile makrokozmos olan kâinat arasındaki esrarlı rabıtayı, maddenin tek bir ilahi cevherden türeyişini ve bu cevherin saflaştırılma kanunlarını inceleyen kutsal bir hikmet ekolüdür.

Büyük İslam filozofu ve mutasavvıfı İmam Gazâlî, en meşhur ahlak ve tasavvuf eserine Kimyâ-yı Saâdet (Saadet Kimyası) adını vermiştir. Çünkü maddî simyacı bakırı ve kurşunu altına dönüştürmek için nasıl bir iksire muhtaçsa; manevi simyacı olan arif de paslanmış, kararmış nefis cevherini ilahi marifet ve aşk iksiriyle saf altına dönüştürmek mecburiyetindedir.

FASIL II: Câbir b. Hayyân ve Terâzî (Denge) Teorisi

Hicri 2. yüzyılda Kufe'de yaşayan, İmam Ca'fer-i Sâdık'ın (r.a.) talebesi olan Ebû Mûsâ Câbir b. Hayyân (v. 815), modern kimyanın kurucusu kabul edildiği gibi ezoterik simyanın da piridir. Câbir'in geliştirdiği en büyük nazariye İlmü'l-Mîzân (Terazi İlmi / Denge Teorisi)'dir.

Bu teoriye göre kâinattaki bütün madenler ve cisimler dört temel tabiatın (Sıcaklık, Soğukluk, Kuruluk ve Yaşlık) belirli matematiksel oranlarla (1, 3, 5, 8 gibi harmonik serilerle) birleşmesinden meydana gelir. Bütün madenlerin aslı Cıva (feminen/latif prensip) ve Kükürt (maskülen/aktif prensip) dengesidir. Altın (Zeheb); bu dört tabiatın ve cıva-kükürt oranının mükemmel dengede (mîzânda) buluştuğu, paslanmayan, çürümeyen ve bozulmayan en kâmil madendir. Kurşun, demir veya kalay ise bu dengenin bozulması sonucu 'hastalanmış' madenlerdir. Simyacının vazifesi bu madenleri tedavi edip fıtratlarındaki altın potansiyelini açığa çıkarmaktır.

FASIL III: Dört Elementin Tasfiyesi ve Büyük İş (Magnum Opus)

Klasik simya laboratuvarında gerçekleşen 'Büyük İş' (Magnum Opus / El-Amelü'l-A'zam), tasavvufi seyr-i sülûkun aynadaki yansımasıdır:

  • 1. Nigredo (Kararma / El-İsvidâd): Maddenin ateşte yakılarak simsiyah küle dönmesi. Tasavvufta bu hal Nefs-i Emmâre'nin ölümü, benliğin kırılması ve dünyevi kibirden tamamen arınarak yokluk (fakr) makamına inmesidir.
  • 2. Albedo (Beyazlaşma / El-İbyidâd): Küllerin suyla yıkanması, kireçleşmesi ve bembeyaz bir saflığa ermesi. Tasavvufta tövbe ve zikir suyuyla kalbin günahlardan arınması, Nefs-i Mutmainne sekinetine ulaşmasıdır.
  • 3. Citrinitas (Sararma / El-İsfirâr): Beyaz cevherin üzerine güneş ışığının ve ilahi sıcaklığın vurmasıyla altın rengi ışıltıların belirmesi. Tasavvufta Ma'rifetullah nurlarının kalpte tecelli etmesi ve ledünnî ilimlerin doğmasıdır.
  • 4. Rubedo (Kızarma ve Kemâl / El-İhmirâr): Ateşin en yüksek derecesinde yakut ve güneş kırmızısı bir cevhere dönüşmesi; İksîr-i A'zam'ın (Felsefe Taşı) teşekkülü. Tasavvufta ilahi aşkta bütünüyle fâni ve bâki olma (Fenâfillâh ve Bekâbillâh), İnsân-ı Kâmil derecesine vuslattır.
[ Google AdSense - İlgili Külliyat Reklam Alanı 1 ]

FASIL IV: Yedi Gezegen ve Yedi Maden Metafiziği

Kadim Havas ve Simya ilminde gökteki 7 seyyare ile yer altındaki 7 temel maden arasında kopmaz bir rezonans vardır:

Gezegen Maden Ruhani Boyut & Ahlaki Karşılık
Şems (Güneş) Altın (Zeheb) Saf Ruh, Tevhid Nuru, Hakiki Can
Kamer (Ay) Gümüş (Fidda) Temiz Kalp, İhlas, Ayna Vazifesi
Zuhal (Satürn) Kurşun (Isrıs) Ağır Nefis, Ham Madde, Çile ve Sabır
Müşteri (Jüpiter) Kalay (Kaly) Akıl, Hikmet, Adalet ve İtidal
Merih (Mars) Demir (Hadîd) Celâlî Güç, Şecaat, Nefisle Cihat
Zühre (Venüs) Bakır / Pirinç (Nuhâs) Muhabbet, Zarafet, Cemâl Aşkı
Utârid (Merkür) Cıva (Zeybak) Akışkan Bilinç, Letafet, İlim ve Tefekkür

FASIL V: Şeyhü'l-Ekber İbnü'l-Arabî'de Manevi İksir Doktrini

İbnü'l-Arabî Fütûhât-ı Mekkiyye'nin 167. bâbında simyanın sırlarını anlatırken şöyle der: 'Ey talip! Bil ki hakiki simyacı, topraktan altın çıkaran değil; kendi beşeri sıfatlarını ilahi sıfatlarla tebdil edendir. Mürşid-i kâmilin bir nazarı, bin yıllık simya fırınından daha tesirli bir iksirdir. O nazar, kömürleşmiş bir kalbe değerse onu anında elmasa çevirir.'

Netice itibariyle İslam irfanında Simya; maddeye tapınmanın değil, maddeyi aşarak ruhun ebedi ve saf altın cevherine kavuşmasının kozmik manifestosudur.