FASIL I: Rahmân Sûresi'nde Üç Kez Zikredilen 'Mîzân' Sırrı ve Kozmik Denge
Rahmân Sûresi 7-9. âyet-i kerîmelerde Cenâb-ı Hak 'mîzân' (denge, terazi, kozmik tartı) kavramını ardı ardına üç defa zikrederek kâinatın varoluş yasasını ilan eder:
«وَالسَّمَٓاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْم۪يزَانَۙ ﴿٧﴾ اَلَّا تَطْغَوْا فِي الْم۪يزَانِ ﴿٨﴾ وَاَق۪يمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْم۪يزَانَ ﴿٩﴾»
'Göğü O yükseltti ve mîzânı (dengeyi ve ölçüyü) O koydu. Sakın mîzânda taşkınlık edip haddi aşmayın! Tartıyı adaletle dosdoğru tutun ve mîzânda eksiklik yapmayın!'
Fahrüddîn er-Râzî'nin Mefâtîhu'l-Gayb adlı tefsirinde ve İmam Mâturîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân'ında izah edildiği üzere buradaki üç mîzân, kâinatın üç büyük varlık mertebesine (Âfâk, Teşrî ve Enfüs) işaret eder:
- Birinci Mîzân (Âfâkî / Kozmolojik Denge): Galaksilerin, yıldızların, gezegen yörüngelerinin ve kuantum parçacıklarının milimetrik dengesidir. Bu mîzân olmasaydı kütleçekim kuvvetiyle nükleer kuvvetler arasındaki hassas ayar (Fine-Tuning) bozulur, gök cisimleri birbirine çarpar ve kâinat anında kaosa sürüklenirdi. Cenâb-ı Hak göğü yükseltmiş ve onun içine fiziksel kanunları koymuştur.
- İkinci Mîzân (Teşrîî / Hukuki, İktisadi ve İçtimai Adalet): Şeriatın, ilahi vahyin, peygamberlerin getirdiği hak ve adalet nizamıdır. İnsanlar arası muamelelerde ölçüde ve tartıda dürüst olmayı, sermaye birikiminde zayıfı ezmemeyi, toplumsal adaleti ve yetim hakkını korumayı emreder. 'Mîzânda haddi aşmayın' fermanı, zulmün ve taşkınlığın her türlüsünü men eder.
- Üçüncü Mîzân (Enfüsî / Bâtınî, Ruhani ve Psikolojik Denge): İnsanın nefs, akıl ve kalp dengesidir. Gazap gücü ile şehvet gücünün akıl ve şeriat terazisiyle dizginlenmesi; kalbin ifrat (aşırı katılık) ve tefrit (aşırı gevşeklik) uçlarından arındırılarak istikamet (Sırât-ı Müstakîm) üzerinde sabit kılınmasıdır.
FASIL II: Câbir b. Hayyân ve 'Kitâbü'l-Mîzân' Teorisinin İrfani ve Kimyevi Temelleri
İslam bilim tarihinin ve modern kimyanın kurucusu kabul edilen Ebû Mûsâ Câbir b. Hayyân (v. 815); kâinattaki bütün fiziksel, kimyasal ve ruhani mevcudatın ilahi bir sayı, ağırlık ve ölçü dengesiyle yaratıldığını savunan meşhur İlm-i Mîzân (Kozmik Denge Teorisi) doktrinini tesis etmiştir.
Câbir'e göre her maddenin bünyesinde dört temel tabiat (Keyfiyyât-ı Erba'a) bulunur: Harâret (Sıcaklık), Bürûdet (Soğukluk), Rutûbet (Nem/Yaşlık) ve Yübûset (Kuruluk). Bu dört keyfiyet, rastgele tesadüflerle değil; 1, 3, 5, 8 gibi Pisagoreen ve matematiksel harmonik oranlarla birleşir. Bu sayılar toplandığında 17 sayısını verir ki Câbir'in hurufilik ve simya sisteminde 17 sayısı mizan-ı küllün anahtarıdır.
Câbir b. Hayyân, antik Yunanlıların yalnızca soyut mantığa dayanan teorilerini şiddetle eleştirmiş; hassas laboratuvar terazilerini icat ederek kimyada ilk nicel ölçüm metodunu geliştirmiştir: 'Kim ki teraziyi hassas tutmaz, nicelikleri ölçmezse, o ilimden ve hakikatten fersah fersah uzaktır' demiştir.
| Unsur | Birincil Tabiat | İkincil Tabiat | Kozmik ve Biyolojik Rezonans |
|---|---|---|---|
| Ateş (Nâr) | Harâret (Sıcak) | Yübûset (Kuru) | Ruhî Ceberût, Safra Hıltı, Termodinamik Yanma |
| Hava (Hevâ) | Harâret (Sıcak) | Rutûbet (Yaş) | Akıl Boyutu, Kan (Dem) Hıltı, Gaz Yayılımı |
| Su (Mâ) | Bürûdet (Soğuk) | Rutûbet (Yaş) | Nefs Mertebesi, Balgam Hıltı, Biyolojik Akışkanlık |
| Toprak (Turâb) | Bürûdet (Soğuk) | Yübûset (Kuru) | Cismani Madde, Sevda Hıltı, Kristalizasyon & Kemik |
FASIL III: İbnü'l-Arabî'de Mîzânü'l-Hakîkat ve Ahiret Terazisi Metafiziği
Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye'nin 'Kıyamet Terazisi ve Mîzânü'l-Adl' fasıllarında mîzânı varlığın mutlak adalet tecellîsi olarak tahlil eder. Enbiyâ Sûresi 47. âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulur:
«وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاًۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ»
'Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. Yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.'
İbnü'l-Arabî'ye göre bu ilahi terazi, iki kefeli maddi bir demir aletten ibaret değildir. O, amellerin niyetlerine göre biçim aldığı, nur ile zulmetin tartıldığı sübtil bir melekût aynasıdır. Dünyada ameller cisimsiz gibi görünür; ancak Berzah ve Mahşer boyutunda her amel bir hacim, renk, koku ve ağırlık kazanır. Bir müminin gizlice döktüğü tek damla gözyaşı o terazide dağlardan ağır gelirken; riya ve gösterişle yapılmış bin yıllık ameller bir tüy kadar ağırlık taşımaz ve savrulup gider (Kehf 105: 'Kıyamet günü onlar için hiçbir terazi kurmayız/ağırlık vermeyiz').
FASIL IV: Pratik Ahlak ve Ruhani Denge: Dört Ana Fazilet Mîzânı
İslam ahlak filozofları (İbn Miskeveyh'in Tehzîbü'l-Ahlâk'ı, Kınalızâde Ali Efendi'nin Ahlâk-ı Alâî'si ve İmam Gazâlî'nin İhyâ'sı); insanın ruh mîzânını dört temel faziletin dengesi olarak tanımlamıştır:
- Hikmet (Akl-ı Selîm Mîzânı): Aklî melekenin ifratı olan cerbeze (safsata, hilekarlık, şeytanî kurnazlık) ile tefriti olan humk (ahmaklık, cehalet, düşüncesizlik) arasındaki orta yoldur. Eşyanın hakikatini olduğu gibi idrak etmektir.
- Şecâat (Gazap Gücünün Mîzânı): Öfke ve savunma gücünün ifratı olan tehevvür (saldırganlık, zulüm, delice cinnet) ile tefriti olan cübn (korkaklık, zillete boyun eğme, pısıklık) arasındaki orta yoldur. Hak uğrunda vakarla, cesaretle ve sabırla durabilmektir.
- İffet (Şehvet Gücünün Mîzânı): Arzu ve iştah gücünün ifratı olan fücur (şehvet düşkünlüğü, oburluk, ahlaksızlık) ile tefriti olan humud (yaşama sevincini yitirme, helal nimetlerden kopma) arasındaki meşru sınır dengesidir. Nefsi helal dairesinde terbiye etmektir.
- Adalet (Mîzân-ı Küllî): Bu üç faziletin kalpte mükemmel bir dengeyle birleşmesidir. Adalet kaim olduğunda insan, nefsine de cemiyete de zulmetmez.
FASIL V: Mîzân İlminden Alınacak Gündelik Hayat ve Şifâ Dersleri
Kendi hayatımızda mîzânı kurmak; aşırılıklardan ve uç noktalardan uzak durmaktır. Beden sağlığında 4 tabiatı mevsimine ve mizacına göre besinlerle dengelemek, konuşurken sözün ağırlığını tartarak lüzumsuz kelamlardan kaçınmak, ibadetlerde nefsi bıktırmadan devamlılık esasına uymak ve kalbimize gelen her fikri ilahi vahyin mîzânından geçirmektir.
Kâinatta terazi bozulduğunda gökler gürler ve iklimler çöker; bedende terazi bozulduğunda hastalıklar baş gösterir; ruhta terazi bozulduğunda buhran ve vesvese başlar. Kurtuluş, her nefeste 'Ve vazaa'l-mîzân' sırrına ram olmaktadır.