Memlükler devri Mısır ve Suriye havzası, İslâm medeniyetinin Moğol istilası ve Haçlı seferleri sonrasında birikmiş tüm ilmî mirası muhafaza altına aldığı, kütüphanelerin tanzim edildiği ve devasa ansiklopedik külliyâtların kaleme alındığı bir derleme ve tasnif çağıdır. Bu dönemin en özgün simalarından biri olan Şemseddin Ebû Abdillâh Muhammed b. İbrâhim İbnü'l-Ekfânî es-Sincârî (ö. 749/1348), Kahire'nin meşhur Mansûrî Bîmâristanı'nda (hastanesinde) başhekimlik yapmış mütehassıs bir tabip, aynı zamanda mantık, riyaziyyat, astronomi ve kütüphanecilik sahalarında otorite bir ansiklopedisttir.
İbnü'l-Ekfânî, Sincar kökenli bir aileden gelerek Kahire'de devrin en büyük âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Dönemin tıp dünyasında göz hastalıkları (oftalmoloji) ve cerrahi alanındaki pratik maharetiyle şöhret bulurken, kütüphanelerde el yazmalarının kataloglanması ve ilimlerin birbirleriyle olan epistemolojik münasebetlerinin belirlenmesi konusunda eşsiz bir metodoloji geliştirdi. 1348 yılındaki Büyük Veba Salgını'nda (et-Tâûnü'l-A'zam) vefat eden müellif, geride İslâm ilimler tasnifi tarihinin şaheseri olan İrşâdü'l-Kāsıd ilâ Asnâ'i'l-Makāsıd ile mineraloji sahasının başyapıtı Nuhâbü'z-Zehâir fî Ahvâli'l-Cevâhir adlı eserlerini bıraktı.
"İlim talebinde bulunan kimse (kāsıd), evvelemirde yöneleceği ilmin mahiyetini, mevzuunu, gayesini, diğer ilimler arasındaki mertebesini ve o sahada telif edilmiş muteber eserleri bilmelidir. Rehbersiz yola çıkan yolcu menzile varamaz." — İbnü'l-Ekfânî, İrşâdü'l-Kāsıd
Bu fasılda İbnü'l-Ekfânî'nin hem amelî bir hekim olarak insan bedenine, hem de nazarî bir filozof olarak ilimler hiyerarşisine yaklaşımındaki metodik disiplin ele alınmaktadır. Onun zihninde tıp, insanın maddî varlığını sıhhate kavuştururken; ilimler tasnifi ise aklî varlığı cehalet marazından arındıran manevî bir bîmâristandır.