Ray İlim Havzası ve er-Râzî Ailesinin Hadis İrfânı
Hicrî üçüncü asır, İslâm hadis ilminin altın devridir; Kütüb-i Sitte'nin cem edildiği, isnat zincirlerinin kuyumcu terazisi hassasiyetiyle tartıldığı ve rical tenkidinin zirveye ulaştığı bir asırdır. Bu devirde Horasan ile Irak arasında mühim bir ilim ve ticaret kavşağı olan Ray şehri, muazzam bir hadis mektebine ev sahipliği yapmaktaydı. Bu mektebin kutbu ise meşhur muhaddis Ebû Hâtim Muhammed b. İdrîs er-Râzî idi. İşte İbn Ebî Hâtim künyesiyle maruf Ebû Muhammed Abdurrahmân b. Muhammed er-Râzî (240-327 / 854-938), bu muazzam ilim ocağında dünyaya geldi.
İbn Ebî Hâtim, daha çocukluk yaşlarında babasının ve onun can dostu olan bir diğer büyük muhaddis Ebû Zür'a er-Râzî'nin dizinin dibinde yetişti. Babası ona henüz yirmi yaşına gelmeden yüz binlerce hadisi ezberletmiş, ravilerin biyografilerini, sika ve zayıf olanlarını nakşetmişti. İbn Ebî Hâtim şöyle der: 'Babam beni bir gün olsun boş bırakmazdı; yemek yerken bile bana hadis okutur, yürürken rical sorardı.'
Bu emsalsiz terbiye, Abdurrahmân'ı sadece büyük bir hafız değil; aynı zamanda cerh ve ta'dîl ilminin en mutemet, en insaflı ve en keskin tenkit otoritelerinden biri haline getirdi. Zehebî onun hakkında: 'İlimde, verada, zühdde ve hadis zabtında asrının biriciği idi' ifadesini kullanırken; İbn Asâkir onu 'hadis kalesinin sarsılmaz muhafızı' olarak tavsif eder.