Veliyyüddîn et-Tebrîzî'nin Hayatı, Muhiti ve Begavî'nin Mesâbîh'ini İkmâl Sebebi
Veliyyüddîn Ebû Abdillâh Muhammed b. Abdillâh el-Hatîb et-Tebrîzî (ö. 741 / 1340 civarı), 8. hicrî asır İslâm dünyasında hadis ilminin tedris ve tanziminde abidevî bir şahsiyettir. Hayatının erken devrini Azerbaycan'ın ilim merkezi Tebriz'de geçiren müellif, devrinin büyük hadis ve tefsir allâmesi Şerefüddîn et-Tîbî'nin (ö. 743 / 1343) rahle-i tedrisinde yetişmiş ve onun teşvikiyle İslâm medreselerinin en muteber hadis mecmuasını vücuda getirmiştir.
Tebrîzî'yi bu eseri telife sevk eden saik, büyük Şâfiî fakihi ve muhaddisi Muhyissünne el-Begavî'nin (ö. 516 / 1122) meşhur eseri Mesâbîhu's-Sünne'sidir. Begavî, talebelere kolaylık olsun diye hadislerin isnad zincirlerini (râvi isimlerini) ve hadisin hangi hadis kitabında (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd vb.) geçtiğini zikretmemişti. Bu durum, devrin bazı hadis tenkitçileri tarafından 'isnadı belirsiz hadis nakletmek' şeklinde tenkide uğramıştı.
«İmam Begavî'nin Mesâbîh'i kandiller gibi parlayan bir eser idi; lakin hadislerin sahih kaynakları ve râvi sahâbîleri metinde zikredilmemişti. Ben bu kandilleri nurların toplandığı bir kandil yuvasına (Mişkât) yerleştirdim, her hadisin asıl kaynağını ve ilk râvisini zikrederek şüpheleri izale ettim.» — Hatîb et-Tebrîzî
İşte bu himmetle ortaya çıkan Mişkâtü'l-Mesâbîh (Kandiller Yuvası), Kur'an'daki Nûr âyetinin (24/35) remzettiği nûrun nebevî sünnet aynasındaki tecellîgâhı olmuştur.