Fudayl b. İyâz: Eşkıyalık Tevbesinden Haremeyn Kutbiyyetine
Hadîd Sûresi 16. Âyetiyle Sarsılan Ruh, Harun Reşid'e Nasihatler ve Gözyaşı İrfânı
FASIL I: Horasan Kervan Yolları ve Fudayl'ın Eşkıyalık Yılları
Hicri 107 (m. 725) senesinde Semerkant'ta doğup Merv yakınlarındaki Bâverd (Ebîverd) kasabasında büyüyen Ebû Alî el-Fudayl b. İyâz et-Temîmî, gençlik çağında İpek Yolu üzerinde kervanların yolunu kesen korkusuz bir eşkıya çetesinin reisiydi. Ebîverd ile Serahs arasındaki çöllerde ve dağ geçitlerinde onun adını duyan tüccarların dizlerinin bağı çözülürdü.
Fakat eşkıyalığı sırasında dahi onda asil bir fütüvvet damarı vardı; kadınların mallarına dokunmaz, fakir yolculara saldırmaz, soyduğu kervanlardaki gariplere yol azığı bırakırdı. Bu gizli merhamet tohumu, Cenâb-ı Hakk'ın hidayet yağmuru ile birleştiğinde onu çağının en büyük arifine dönüştürecekti.
FASIL II: Gece Yarısı Duyulan İlâhî Nida: Hadid Sûresi 16. Âyeti ile Sarsılış
Fudayl'ın hayatındaki mucizevi inkılap, bir gece bir kadına sevdalanıp onun evinin duvarına tırmandığı sırada gerçekleşmiştir. Tam duvardan atlamak üzereyken, civardaki bir evin penceresinden gece teheccüd namazı kılan salih bir zatın şu âyet-i kerîmeyi tertil ile okuduğunu işitmiştir:
"أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ..."
"İman edenlerin kalplerinin Allah'ın zikri ve Hak'tan inen Kur'an sebebiyle ürperip titreme vakti hâlâ gelmedi mi?!" (Hadîd, 57/16)
Bu ilâhî hitap bir şimşek gibi Fudayl'ın kalbine indi. Olduğu yerde donup kaldı; gözlerinden yaşlar boşanarak haykırdı:
"Geldi ya Rabbi! Vallahi o vakit geldi, hatta geçti bile!"
Duvardan indi, kılıcını kırdı ve bir harabeye sığındı. Orada konaklayan bir kervanın yolcularının "Aman dikkat edin, yola çıkmayalım, eşkıya Fudayl buralardadır, canımızı alır!" diye fısıldaştıklarını duyunca ortaya çıkıp:
"Müjdeler olsun size! Fudayl tevbe etti, artık onun şerrinden eminsiniz; o şimdi kendi günahlarının canını almaktadır!" demiştir.
FASIL III: Kul Haklarını Helalleşme Seferi: Bir Dirhemin Dahi Peşine Düşüş
Tevbesinin ardından Fudayl, geçmişte mallarını gasp ettiği veya haksızlık yaptığı bütün tüccarları ve şahısları tek tek aramaya başlamıştır. Şehir şehir dolaşmış, hak sahiplerini bulup mallarını iade etmiş, helallik dilemiştir.
Bir Yahudi tüccarın hakkını ödemek için onun kapısına gittiğinde, Yahudi onun tevbesini sınamak için: "Şu kum tepesini kazıp başka yere taşımazsan sana hakkımı helal etmem" demiş; Fudayl günlerce sırtında kum taşımıştır. Yahudi onun bu akıl almaz sabır ve samimiyetini görünce Müslüman olmuş ve hakkını seve seve bağışlamıştır.
FASIL IV: Kûfe ve Mekke Yılları: Harem-i Şerîf'in "Gözü Yaşlı Âbidi"
Kul haklarını temizledikten sonra ilim tahsili için Kûfe'ye giden Fudayl; Ebû Hanîfe, Mansûr b. Mu'temir ve Süfyân es-Sevrî gibi devrin büyük imamlarından hadis ve fıkıh dersleri almıştır. Daha sonra Kâbe-i Muazzama'nın komşuluğuna (Mücâvir) sığınarak Mekke-i Mükerreme'ye yerleşmiştir.
Ömrünün son otuz yılını Harem-i Şerîf'te geçiren Fudayl, sürekli gözyaşı dökmesi, tefekkürü ve sessizliği sebebiyle "Âbidü'l-Haremeyn" (İki Harem'in Âbidi) unvanıyla anılmıştır.
FASIL V: Halife Harun Reşid ile Karşılaşması ve Sarayda Çınlayan Nasihatler
Abbâsî Halifesi Harun Reşid, hac için Mekke'ye geldiğinde veziri Fazl b. Yahyâ el-Bermekî ile birlikte Fudayl b. İyâz'ın hücresine gitmiştir. Kapıyı çaldıklarında Fudayl içeriden:
"Kim o? Bu garipten ne istersiniz?" demiş, Halife olduğunu öğrenince kapıyı açmıştır. İçeri girildiğinde kandili söndürmüş ve karanlıkta Harun Reşid'in elini tutarak şöyle demiştir:
"Ne kadar da yumuşak bir el! Yarın Cehennem ateşine dayanabilirse ne mutlu ona! Ey Harun! Ömer b. Abdülaziz halife olduğunda 'Beni bu ağır yükün altına soktunuz' diye ağladı. Sen ve etrafındakiler ise saltanat zevki içindesiniz. Unutma ki bütün bu ümmetin hesabı kıyamet günü senin boynundadır!"
Harun Reşid bu sözler karşısında hüngür hüngür ağlamış, Fudayl'a kese dolusu altın takdim etmek istemiş; fakat Fudayl altınları reddederek: "Ben senin kurtuluşunu isterken sen beni helake mi sürüklemek istiyorsun?" diyerek onları dışarı çıkarmıştır.
FASIL VI: Havf ve Hüzün Felsefesi: "Ağlamayan Gözden ve Ürpermeyen Kalpten Sığınırım"
Süfyân b. Uyeyne buyurur ki: "Fudayl'ı ne zaman görsem sanki az önce bir cenazeden çıkmış gibi derin bir hüzün içindeydi." Onun hüznü, Allah korkusu (havf) ve mahşer gününün dehşetini kalbinde daima canlı tutmasından kaynaklanıyordu.
Ona göre hüzün kalbin cilasıdır; kahkaha ve gereksiz neşe ise kalbi öldürür. "Kul Allah'tan korktuğu nispette her şey o kuldan korkar; kul Allah'tan korkmadığı nispette her şeyden korkar hale gelir" buyurmuştur.
FASIL VII: İhlasın Ölçüsü: "İnsanlar İçin Ameli Terk Etmek Riya, İnsanlar İçin Yapmak Şirktir"
İslâm tasavvuf ahlâkında ihlasın en veciz ve kusursuz tarifini Fudayl b. İyâz yapmıştır:
"İnsanlar görsün diye ameli terk etmek riyâdır. İnsanlar görsün diye amel işlemek ise şirktir. İhlâs ise, Allah Teâlâ'nın seni bu iki afetten de muhafaza edip ameli sırf O'nun rızası için yapmandır."
Bu ölçü, kulun ibadet hayatında insan bakışından bütünüyle sıyrılıp sırf Hak tecellîsine odaklanmasını temin eden altın bir miyardır.
FASIL VIII: Oğlu Ali b. Fudayl'ın Âyet Dinlerken Vefatı: Kalbin İlahî Kelama Mukavemeti
Fudayl'ın oğlu Ali, babasından daha ince kalpli ve vecd sahibi bir gençti. Kur'an-ı Kerîm'deki azap veya cehennem âyetlerini duyduğunda kalbi dayanamaz, bayılırdı. Bu sebeple imamlar Ali mescitteyken bu âyetleri okumaktan çekinirlerdi.
Bir gün Kâbe'de namaz kılınırken imam farkında olmadan Kâri'a Sûresi'ni okumuş; Ali âyeti işitir işitmez bir feryat kopararak yere yığılmış ve ruhunu teslim etmiştir. Fudayl oğlunun cenazesinde dimdik durmuş ve: "Rabbim bir şeyi murad ettiyse, ben O'nun muradına ancak rızâ gösteririm" diyerek sabrın en yüksek makamını göstermiştir.
FASIL IX: Vefatı, Mekke Muallâ Kabristanı ve Geride Bıraktığı Hikmet Hazinesi
Fudayl b. İyâz hazretleri, hicri 187 (m. 803) yılının Muharrem ayında Mekke-i Mükerreme'de vefat etmiştir. Cenazesi Harem-i Şerîf'ten kaldırılarak Cennetü'l-Muallâ Kabristanı'na defnedilmiştir.
Onun vefatı ile Mekke'de bir devir kapanmış; İbnü'l-Mübârek, Süfyân b. Uyeyne ve İmam Şâfiî gibi devlerin hepsi onun kaybıyla İslâm dünyasından takva ve ihlasın en büyük sütunlarından birinin çekildiğini ifade etmişlerdir.
FASIL X: Tasavvuf Tarihinde Tevbenin Şahikası: Fudayl b. İyâz'ın Ahlak Anlayışı
Fudayl b. İyâz'ın hayat hikayesi, hiçbir kulun Allah'ın rahmetinden ümit kesmemesi gerektiğinin en sarsıcı tarihi örneğidir. Yollar kesen bir eşkıya, tek bir âyetin kalbinde tutuşturduğu ateşle Kâbe'nin kutbu ve velilerin üstadı haline gelebilmiştir.
Onun tevhidi kuru bir felsefe değil; gözyaşıyla ıslanmış, adaletle yoğrulmuş, kula kul olmaktan kurtulup yalnız ve yalnız Âlemlerin Rabbi'ne ram olmuş hakiki bir kulluk destanıdır.