Feth b. Saîd el-Mevsılî: Musul İrfânı, Hüzün, Hakiki Tevbe ve Marifet-i Kalb Külliyâtı
Bişr-i Hâfî'nin Yoldaşı, Kalp Tabibi, Ağlayan Gözler ve Hakîkî Zühd Hikmetleri Üzerine 10 İrfânî Fasıl
FASIL I: Feth b. Saîd el-Mevsılî'nin Hayatı ve Musul Muhiti
Hicri ikinci ve üçüncü asırda Dicle havzasının kadim şehri Musul, İslam maneviyatının en saf zühd ocaklarından birine ev sahipliği yapmıştır. Bu ocağın pîri ve kutbu Ebû Muhammed Feth b. Saîd el-Mevsılî'dir (ö. 220/835). Musul'da doğup büyüyen Feth, dönemin hadis ve fıkıh alimlerinden dersler almış, ardından kalbî marifete yönelmiştir.
Feth el-Mevsılî, dünyevi menfaatlerden ve makam hırsından tamamen uzak, son derece mütevazı ve fakirane bir hayat sürmüştür. Musul ahalisi onun duasının bereketiyle belaların defedildiğine inanır; hastalar, dertliler ve hakikat talipleri onun hücresine akın ederdi.
FASIL II: Bişr-i Hâfî ve Sırrî-i Sekatî ile Manevi Yoldaşlık
Feth el-Mevsılî, Bağdat'a sık sık seyahat eder, devrin ulu velileri Bişr-i Hâfî ve Sırrî-i Sekatî ile halvet meclislerinde buluşurdu. Bişr-i Hâfî gibi celalli ve heybetli bir arif dahi Feth el-Mevsılî'nin huzurunda diz çöker, onun feyzinden istifade ederdi.
Bişr-i Hâfî onun hakkında: 'Feth el-Mevsılî öyle bir zattır ki, onun zühdü sözde değil bizzat kalbinin derinliklerindedir. Onu görmek insana ahireti hatırlatır, gaflet uykusundan uyandırır' demiştir. İki kutup arasındaki bu muhabbet, Irak tasavvufunun kardeşlik ve ihlas ruhunu zirveye taşımıştır.
FASIL III: 'Bekkâûn' (Ağlayanlar) Geleneği ve Hüzün Tasavvufu
Feth el-Mevsılî, tasavvuf tarihinde 'Bekkâûn' (Allah korkusu ve aşkıyla sürekli gözyaşı dökenler) zümresinin önde gelen temsilcilerindendir. Gözlerinden dökülen yaşlar yanaklarında iz bırakmış, hüznü yüzünün ayrılmaz bir tecellisi haline gelmiştir.
Fakat onun hüznü bir ümitsizlik ya da karamsarlık değil, Hak Teâlâ'nın azamet ve celâli karşısında duyulan derin haşyet ve mahviyettir. 'Gözyaşı kalbin aynasıdır; ağlamayan göz, katılaşmış bir kalbin habercisidir. Kalp ancak Allah için dökülen yaşlarla yıkanır ve paslarından temizlenir' buyurmuştur.
FASIL IV: Kalp Tabibi Olarak Feth: Manevi Hastalıkların Teşhisi
Feth el-Mevsılî'nin tasavvuf literatürüne altın harflerle kazınan en meşhur hikmeti, kalbin gıdası üzerine yaptığı muazzam tahlildir:
'Bir hasta düşünün; ona üç gün boyunca yemek ve su verilmez, ilacı kesilirse ne olur?' Etrafındakiler 'Ölür ey Ebû Muhammed' derler. Bunun üzerine Feth el-Mevsılî şöyle haykırır: 'İşte kalp de böyledir! Üç gün boyunca ilimden, zikirden ve hikmetten mahrum bırakılan bir kalp mutlaka ölür; lâkin sahibi onun öldüğünü hissetmez bile!' Bu teşhis, kalbin manevi hayatını ilim ve zikirle beslemenin zaruretini en veciz şekilde ortaya koyar.
FASIL V: Hakîkî Tevbe ve Nedâmet Felsefesi
Feth el-Mevsılî'ye göre tevbe, sadece dille 'Estağfirullah' demekten ibaret değildir. Tevbenin temeli kalpteki derin nedâmet (pişmanlık) ateşidir. Bu ateş, geçmiş günahların kirlerini yakıp kül etmelidir.
O, tevbeyi üç mertebede izah eder: Avamın tevbesi günahlardan tevbedir; havassın tevbesi gaflet anlarından tevbedir; havassu'l-havâssın tevbesi ise Hak Teâlâ'dan bir an olsun gafil kalmaktan duyulan tevbedir. Gerçek tevbe eden kimse, günah işlediği mekânlarda ve anlarda hayır işleyerek o yerleri şahit kılmalıdır.
FASIL VI: Dünyadan Tecerrüd ve Fakr Makamının Zirvesi
Feth el-Mevsılî'nin evi neredeyse tamamen boş bir hücreden ibaretti. Bir hasır, bir su testisi ve başını koyduğu bir kerpiçten başka hiçbir eşyası yoktu. Kendisine bağışlanan kıymetli elbiseleri ve paraları anında Musul'un fakirlerine ve yetimlerine dağıtırdı.
'Fakirlik dervişin süsüdür. Dünyalığı elinde tutan kimse, elinde ateş koru tutan gibidir; ya elini yakar ya da elbisesini tutuşturur' buyurarak dünyevi tamahın manevi terakkiye en büyük engel olduğunu belirtmiştir.
FASIL VII: Gece Kıyamı (Teheccüd) ve Münâcât Sırları
Feth el-Mevsılî geceleri asla uyumaz, Dicle kıyısında sabahlara kadar secdede gözyaşı dökerdi. Gecenin karanlığını sevgililerin buluşma vakti olarak görürdü:
'Gece bastırdığında herkes sevdiğiyle baş başa kalır; âşıklar mâşuklarına koşar. Ey kalplerin Rabbi! İşte ben de senin huzuruna geldim, kapına sığındım. Beni rahmetinden mahrum eyleme!' Gece teheccüdünün kalbe basiret nuru bağışladığını ve sır perdelerini araladığını talebelerine daima tavsiye etmiştir.
FASIL VIII: Helal Lokma ve Kalp Aydınlığı İlişkisi
Feth el-Mevsılî, yediği lokmanın helalliğine azami riayet ederdi. Çoğu zaman kendi el emeğiyle az bir kazanç temin eder, onunla kuru arpa ekmeği alırdı.
'Bir kimse kırk gün boyunca boğazından geçen her lokmanın helal olmasına dikkat ederse, Allah Teâlâ onun kalbine hikmet pınarları akıtır ve dilinden hikmetli sözler dökülür' hakikatini bizzat kendi hayatında yaşamış ve yaşatmıştır.
FASIL IX: Feth el-Mevsılî'den Rivayet Edilen Menkıbeler ve Hikmetler
Ferîdüddin Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ'sında naklettiği rivayetlere göre: - Bir gün bir derviş Feth'in yanına gelerek 'Bana bir nasihat et' demiştir. Feth: 'Ölümü kalbinden hiç çıkarma ve Allah'ın seni her an gördüğünü asla unutma' buyurmuştur. - Bir diğer sözünde: 'İhlas odur ki, amelin karşılığında ne dünyada övgü bekleyesin ne de ahirette cenneti talep edesin; sırf O emrettiği için O'na kulluk edesin.'
FASIL X: Musul Tasavvuf Mektebinin Doğuşundaki Rolü ve Mirası
Feth b. Saîd el-Mevsılî, hicri 220 yılında Musul'da vefat ettiğinde bütün şehir yasa bürünmüştür. Onun kabri yüzyıllar boyunca ziyaretgâh olmuş, duası makbul veliler arasında anılmıştır.
O, Bağdat mektebinin nazari derinliğini Musul'un çetin zühdü ve hüzün felsefesiyle birleştirerek İslam tasavvufuna 'kalp hekimliği' anlayışını hediye eden kutlu bir mürşittir.