BREADCRUMBS (NORMAL WEBSITE NAVIGATION STANDARD) READING TOOLBAR & ACCESSIBILITY (NORMAL WEBSITE STANDARD)
⏱️ 14 dk okuma ✦ E-E-A-T Onaylı Risale

Ferîdüddin Attâr ve Tezkiretü'l-Evliyâ: Âriflerin Halleri, Şathiyyât Şerhleri, Derd-i Hak ve Kalb Menkıbeleri Külliyatı

FASIL I: Ferîdüddin Attâr ve Tezkiretü'l-Evliyâ'nın Telif Sebebi

Şeyh Ferîdüddin Attâr (ö. 618/1221), Horasan irfan mektebinin en büyük kutuplarından, Mevlânâ'nın dahi 'Attâr ruh idi, Senâî iki gözü; biz Attâr ile Senâî'nin ardından geldik' diyerek tazim ettiği muazzam bir veli ve şairdir. Onun mensur şaheseri olan Tezkiretü'l-Evliyâ, İmam Ca'fer-i Sâdık Hazretleri ile başlayıp Hallâc-ı Mansûr ile nihayet bulan 72 büyük İslam velisinin hayatını, hallerini, kerametlerini, dualarını ve şathiyyâtını kayda geçiren benzersiz bir irfan ansiklopedisidir. Attâr, eserin mukaddimesinde şöyle der: 'Peygamberlerden sonra insanların en hayırlısı Allah dostlarıdır. Onların kelamı dertlilere şifa, gafillere uyarıcı, aşıklara ise vuslat azığıdır.'

FASIL II: Hasan-ı Basrî ve Zühd Mektebi: 'Ahiret Kaygısı ve Hüzün'

Tezkire'nin en haşyet verici bölümleri, tâbiînin seyyidi Hasan-ı Basrî Hazretleri'nin menkıbeleridir. Hasan-ı Basrî'nin yüzünde ömrü boyunca tebessüm görülmemiş; sanki az önce cehennem çukurunun kenarından çekip çıkarılmış gibi daimi bir hüzün ve haşyet içinde yaşamıştır. Attâr aktarır ki: Hasan-ı Basrî bir gün bir cenaze geçerken şöyle haykırdı: 'Ey insanlar! Sonu ölüm olan bir dünyanın evveline aldanmak ne büyük akılsızlıktır! Evveli ölüm olan bir ahiretin sonundan korkmamak ne dehşetli bir gaflettir!' Attâr, onun bu zühdünü kuru bir dünyadan kaçış değil, ebedi sevgiliye karşı duyulan kusur endişesi olarak şerh eder.

FASIL III: Râbiatü'l-Adeviyye: Karşılıksız Saf Aşkın Zirvesi

Attâr, Tezkiretü'l-Evliyâ'da kadın velilerin sultanı Hz. Râbia'yı anlatırken kalemi adeta aşktan erir. Râbia, bir elinde meşale diğer elinde bir testi su ile Basra sokaklarında koşarken soranlara şöyle demiştir:
«Bu meşaleyle cenneti yakmak, bu suyla da cehennemi söndürmek istiyorum! Tâ ki insanlar cennet arzusu veya cehennem korkusuyla değil; sırf Allah'ı Allah olduğu için, Zât-ı Zülcelâl'in cemâline aşık oldukları için sevsinler ve ibadet etsinler!»
Bu duruş, İslam irfanında 'Tüccar ibadeti' ile 'Aşık ibadeti' arasındaki çizgiyi ebediyen tayin etmiştir.

FASIL IV: Bâyezîd-i Bistâmî ve Fenâ fi't-Tevhîd: 'Sübhânî Mâ A'zame Şânî'

Tezkire'nin en tartışmalı ve en derin sayfaları Sultanü'l-Ârifîn Bâyezîd-i Bistâmî'ye (ö. 261/874) aittir. Bâyezîd'in cezbe ve sekr halindeyken ağzından dökülen 'Sübhânî' (Şanım ne yücedir) gibi şathiyelerini Attâr, Vahdet-i Şuhûd mizanıyla açıklar: Demir ateşe atıldığında öyle bir an gelir ki, demir ateşin rengini, hararetini ve vasfını alır. O anda demir 'Ben ateşim!' diye bağırsa, bu iddia demire değil, demiri istila eden ateşe aittir. İşte Bâyezîd gibi veliler de 'Ene' (benlik) davasını tamamen yakıp Hakk'ın tecellîsine gark olduklarında, konuşan dilleri kendi dilleri değil, ilahi kelamın tercümanı olur.

FASIL V: İbrâhim bin Edhem: Tacı ve Tahtı Terk Eden Sultan

Belh hükümdarı iken sarayın damında deve arayan bir dervişin 'Saray damında deve aramak, ipekli döşeklerde Allah'ı aramaktan daha garip değildir!' ikazıyla uyanan İbrâhim bin Edhem'in kıssası, irfan yolunda fedakarlığın sembolüdür. Attâr, Edhem'in deniz kenarında oturup yırtık hırkasını dikerken eski vezirinin gelip 'Tacını tahtını bıraktın da ne kazandın?' diye sorması üzerine, Edhem'in iğnesini denize fırlatarak 'İğnemi getirin!' demesini ve binlerce balığın ağzında altın iğnelerle su yüzüne çıkmasını anlatır. Edhem şöyle der: 'İşte Belh mülkünü terk edip kalbimi Rabbime vermemin en küçük mükâfatı budur!'

FASIL VI: Cüneyd-i Bağdâdî ve Seyyidü't-Tâife: Sahavî İrfan

Tezkiretü'l-Evliyâ'da Cüneyd-i Bağdâdî (ö. 297/910), sekr (sarhoşluk) halinden sahav (uyanıklık) haline geçmiş kamil mürşit olarak takdim edilir. Bâyezîd fena denizinde dalgalanırken, Cüneyd o denizden selametle çıkıp sahilde insanlara rehberlik eden kaptandır. Cüneyd buyurur ki: 'Bizim bu tasavvuf ilmimiz, Resûlullah'ın (s.a.v.) sünnetine ve Kur'an'ın muhkem âyetlerine sımsıkı bağlıdır. Hadis yazmayan, Kur'an okumayan ve fıkhı bilmeyen kimsenin bu yolda söz söylemesi caiz değildir.'

FASIL VII: Hallâc-ı Mansûr ve Enel-Hak Hakikati: Aşkın Şehidi

Attâr'ın eserinin zirve ve hatime faslı, Hallâc-ı Mansûr'un (ö. 309/922) şehadetidir. Attâr, Hallâc'ın «Enel-Hak» (Ben Hakk'ım) sözünü Firavun'un 'Ene Rabbüküm' (Ben sizin rabbinizim) sözüyle mukayese eder:

«Firavun nefsini gördü, kibre kapıldı ve lanetlendi. Hallâc ise nefsini tamamen yok gördü, ortada yalnız Hakk'ı müşâhede etti ve kurban oldu. Biri varlık davası güttü helak oldu; diğeri yokluk denizinde eridi şehit oldu.»

Darağacına giderken taş atanlara gülümsediği halde, dostu Şiblî'nin attığı bir gülle inleyen Hallâc'a sebebi sorulduğunda; 'Taş atanlar beni bilmiyorlar, mazurdurlar. Lakin dostum halimi bildiği halde gül attı; dostun gülü kalbimi yaraladı' demiştir.

FASIL VIII: Şathiyyâtın Hikmeti ve Şer'î Edepler

Attâr, velilerin zahiren şeriata aykırı gibi görünen şathiyelerini (coşkun sözlerini) anlayamayan zâhir ulemasını uyarır: 'Kuyumcu olmayan kimse altının ayarını anlayamaz. Bir hekimin zehirli sandığı ilacı ancak kamil bir tabip şifa olarak sunabilir. Aşk denizinde boğulmayan kimse, boğulanın feryadını küfür zanneder.' Bununla birlikte Attâr, bu sözlerin avamın meclislerinde pervasızca söylenmesini men eder; zira her makamın bir edebi, her sırrın bir ehli vardır.

FASIL IX: Tezkiretü'l-Evliyâ'da Keramet ve İstidraç Ayrımı

Attâr, velilerden zuhur eden harikulade halleri anlatırken temel bir akide kuralı vazeder: Keramet gaye değil, yoldaki çocukları oyalamak için verilmiş şekerler gibidir. Hakiki keramet; su üstünde yürümek (bunu saman çöpü de yapar), havada uçmak (bunu sinek de yapar) değil; haramlardan kaçınmak, nefsin arzularına gem vurmak ve son nefeste imanla gitmektir.

FASIL X: Ferîdüddin Attâr'ın Mirası: Kalp Dirilişi

Tezkiretü'l-Evliyâ, İslam ümmetinin manevi hafızasıdır. Attâr bu eseriyle asırlar boyunca milyonlarca sâlike mürşitlik etmiş, soğumuş kalpleri velilerin nefesiyle tutuşturmuştur. Onun sayfalarında gezinen bir kimse, yalnız insanların değil, kâinatın da bir zikir meclisi olduğunu ve hakiki saadetin ancak Allah dostlarının ahlakıyla ahlaklanmakta bulunduğunu idrak eder.

FASIL XI: Attâr'ın Mantıku't-Tayr ile Tezkire Arasındaki İrfan Köprüsü: Sîmurg ve Veli

Şeyh Ferîdüddin Attâr'ın irfan dünyasını tam olarak kavramak için onun iki başyapıtı olan Mantıku't-Tayr ile Tezkiretü'l-Evliyâ arasındaki organik bağı anlamak zaruridir. Mantıku't-Tayr'da Hak yolcusu kuşlar (ruhlar), hüdhüdün (mürşid-i kâmil) kılavuzluğunda Yedi Vadi'yi (Talep, Aşk, Marifet, İstiğnâ, Tevhid, Hayret, Fenâ ve Bekâ) aşarak Kafdağı'nın ardındaki Sîmurg'u aramaya çıkarlar. Vadiyi aşabilen otuz kuş (Sî-murg), aynaya baktıklarında aradıkları Padişah'ın kendi hakikatleri olduğunu müşâhede ederler. İşte Tezkiretü'l-Evliyâ, bu Yedi Vadi'yi bizzat aşmış ve Sîmurg sırrına ermiş 72 kâmil velinin somut tarihsel ve ahlakî aynasıdır. Tezkire'deki her bir menkıbe, Mantıku't-Tayr'daki bir vadinin tecrübî şerhidir: Hasan-ı Basrî 'Talep' ve 'Hüzün' vadisinin, Râbia ve Hallâc 'Aşk' vadisinin, Bâyezîd 'Tevhid' ve 'Fenâ' vadisinin, Cüneyd ise 'Bekâ ve İrşad' vadisinin sultanıdır. Attâr bu iki eseriyle nazariye ile tatbikatı tek bir tevhid kubbesi altında mezcetmiştir.

FASIL XII: Tezkiretü'l-Evliyâ'nın Nüshaları, Şerhleri ve E-E-A-T Metodolojisi

Tezkiretü'l-Evliyâ, Fars irfan edebiyatının nesir şaheserlerinden biri olarak asırlar boyunca Osmanlı Türkçesi başta olmak üzere onlarca dile tercüme edilmiştir. Eserin bilimsel edisyon kritiği Reynold A. Nicholson ve Muhammed İsti'lâmî tarafından titizlikle gerçekleştirilmiştir. Eser, ilk dönem zühd hareketinden 10. yüzyıl klasik tasavvuf doktrinine geçişin psikolojik, linguistik ve teolojik kodlarını ihtiva etmesi yönüyle çağdaş din psikolojisi ve fenomenoloji araştırmalarında vazgeçilmez bir başvuru kaynağıdır. Temel Akademik ve İrfanî Kaynakça:
  • Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü'l-Evliyâ, nşr. Muhammed İsti'lâmî, Tahran 1370 h.ş.; ed. R. A. Nicholson, London 1905-1907.
  • Ferîdüddin Attâr, Mantıku't-Tayr, nşr. M. Rızâ Şefîî-Kedkenî, Tahran 1383 h.ş.
  • Hellmut Ritter, Das Meer der Seele: Mensch, Welt und Gott in den Geschichten des Farīduddīn Aṭṭār, Leiden: Brill, 1955.
  • Süleyman Uludağ, İslam Düşüncesinin Yapısı: Tezkiretü'l-Evliyâ Tahlili, Dergâh Yayınları, İstanbul 2005.
  • Seyyid Hüseyin Nasr, Sufi Essays, George Allen & Unwin, London 1972.

FASIL VII: Mıntıku't-Tayr'ın Yedi Vadisi ve Tezkiretü'l-Evliyâ'nın Zirvesi

Şeyh Ferîdüddin Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ başyapıtı, 72 büyük velinin halleri, Hasan-ı Basrî, Bâyezîd-i Bistâmî, Hallâc-ı Mansûr şathiyeleri ve aşk felsefesi.

PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE PERSISTENT ALWAYS-VISIBLE 50 ROOMS QUICK JUMP PANEL AT BOTTOM OF EVERY PAGE

🏛️ 50 İLİM ODASI HIZLI ERİŞİM PANELİ

Melekût, Peygamberler, Veliler, Parapsikoloji ve Havas odaları arasında tek tıkla geçiş yapın:

📜 50 Oda Kataloğu 🕊️ Varlıklar Katedrali 📜 Veda Hutbesi 👁️ Parapsikoloji ⚡ 28 Simülatör