Fahreddîn et-Tuğrâî'nin Hayatı: Selçuklu Tuğrakeşliği, Vezirlik ve Trajik Âkıbeti
Müeyyidüddin Ebû İsmâil el-Hüseyn b. Alî et-Tuğrâî (453-515 / 1061-1121 civarı), İran'ın İsfahan şehrinde Hz. Ali ve Hz. Hüseyin soyundan gelen köklü bir seyyid ailesinin evladı olarak dünyaya gelmiştir. Genç yaşta Arap edebiyatı, belagat, hadis, fıkıh, felsefe, hendese ve kadim tabii ilimler tahsil etmiştir.
Yazı sanatındaki emsalsiz mahareti ve devlet fermanlarının üzerine hükümdarın tuğrasını çekmedeki eşsiz zarafeti sebebiyle kendisine «et-Tuğrâî» unvanı verilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın oğlu Berkyaruk döneminde tuğrakeşlik ve divan kâtipliği vazifesini yürütmüş; daha sonra Sultan Muhammed Tapar ve Musul Meliki Mes'ud b. Muhammed Tapar'ın vezirliğine tayin edilmiştir.
«Yükselmek istedim, lakin zamanın dar kafalıları önüme set çekti. Akıl ve hikmet ehlinin nasibi keder oldu da cehalet ehli mevki ve makamla donandı. Ruhum göklerin simyevi arılığına kanatlanmak isterken, nefislerin hırsları kılıçların gölgesini üzerimize düşürdü.» — Müeyyidüddin et-Tuğrâî
1121 yılında Selçuklu şehzadeleri arasındaki taht kavgalarında Sultan Sencer'in ordusu ile Musul Meliki Mes'ud'un ordusu karşı karşıya geldiğinde Tuğrâî esir düşmüş; vezir Semirekî'nin iftiraları ve haksız ithamları neticesinde haksız yere idam edilmiştir. Ardında hem Doğu edebiyatının en meşhur kasidesini hem de İslam simya tarihinin en yetkin külliyâtını bırakmıştır.