Fahreddîn er-Râzî: el-Erba'în fî Usûli'd-Dîn ve Kırk Mesele Külliyâtı
Aklın ve Naklin Nihai Mizanında Kırk Kelâmî ve Felsefî Problem; Âlemin Hudûsu, Cevher-i Ferd, İlâhî İrade ve Nübüvvet Üzerine 10 Fasıllık Büyük Araştırma Monografisi.
FASIL I: el-Erba'în fî Usûli'd-Dîn'in Telif Bağlamı ve Râzî'nin Metodolojik Zirvesi
Fahreddîn er-Râzî'nin ömrünün son demlerinde, tefekkürünün en olgun ve durulmuş merhalesinde kaleme aldığı 'el-Erba'în fî Usûli'd-Dîn' (Dinin Esaslarına Dair Kırk Mesele), felsefî kelâmın âbidevî bir zirvesidir. Müellif, bu eserinde İslâm itikadının kırk temel meselesini seçmiş; her meseleyi önce felsefî şüphe ve itirazlarla derinleştirmiş, ardından aklî bürhanlar ve nassların teviliyle çözüme kavuşturmuştur. Râzî'nin buradaki metodu; taklidî inancı tamamen reddeden, aklı vahyin hizmetinde en keskin diyalektik silah olarak kullanan ve hasımlarının delillerini kendi zihinlerinden daha kuvvetli vazettikten sonra çürüten eşsiz bir tahkik yöntemidir.
FASIL II: Varlığın İmkânı ve Âlemin Hudûsu: Kıdem Felsefesine Karşı Kelâmî Zafer
Kitabın ilk ve en temel meselesi, âlemin sonradan yaratılmışlığı (hudûsu) ve ezeli olamayacağı gerçeğidir. Aristo ve Fârâbî-İbn Sînâ mektebinin savunduğu 'maddenin ezeliyeti' ve 'âlemin kıdemi' tezini Râzî, imkân ve hareket delilleriyle çürütür. Değişen, parçalanan ve zamana tâbi olan her şey hâdistir (sonradan olmadır). Hâdis olan her şeyin bir muhdise (yaratıcıya) muhtaç olması aklî bir zorunluluktur. Râzî, ezelde var olan sonsuz geçmiş zaman kavramının mantıksal çelişkisini (teselsülün imkânsızlığı) matematiksel kesinlikle ispat ederek kâinatın bir 'yokluk' anından sonra ilâhî iradeyle var kılındığını vazeder.
FASIL III: Atom Nazariyesi ve Cevher-i Ferd: Maddenin Bölünemez En Küçük Parçacığı
Râzî, kelâmcıların geliştirdiği 'cevher-i ferd' (bölünemez en küçük parça / atom) teorisini felsefî olarak yeniden tahkik eder. Filozofların 'cismin sonsuza kadar bölünebileceği' iddiasına karşı, sonsuz bölünmenin imkânsızlığını ve bir yerde durması gerektiğini savunur. Eğer cisim sonsuza kadar bölünebilseydi, bir hardal tanesi ile koca bir dağın içindeki parça sayısı eşit olurdu ki bu apaçık bir muhaldir. Bölünmeyen atomların birleşmesiyle cisimlerin meydana gelmesi, maddenin ezelî olmayıp her an Allah tarafından arazların yenilenmesiyle (teceddüd-i emsâl) varlıkta tutulduğunu gösterir.
FASIL IV: Vâcibü'l-Vücûd'un İsbâtı ve Vahdâniyet Delilleri
Râzî, Yaratıcı'nın varlığını ispatta hem kelâmcıların hudûs delilini hem de filozofların imkân delilini mezceder. Varlığı kendinden olan, yokluğu muhal bulunan tek bir 'Vâcibü'l-Vücûd' vardır. O'nun birliği (tevhid) meselesinde ise Kur'ân'ın 'Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de fesada uğrardı' (el-Enbiyâ 21/22) âyetinden mülhem 'bürhân-ı temânu'' (karşılıklı engel olma delili) teorisini felsefî olarak temellendirir. İki mutlak iradenin varlığı mantıksal olarak nizamsızlığı veya birinin âciz kalmasını gerektirir; bu sebeple yaratıcı Zât tektir, şeriki ve nazîri yoktur.
FASIL V: Zâtî ve Sübûtî Sıfatlar: İlim, Kudret, İrade ve Kelâm-ı Nefsî
el-Erba'în'de ilâhî sıfatlar meselesi, Mu'tezile'nin sıfatları inkâr eden ta'tîl anlayışı ile Müşebbihe'nin tecsîm sapkınlığı arasında Eş'arî itidalinde çözülür. Râzî; Hayat, İlim, Sem', Basar, Kudret, İrade ve Kelâm sıfatlarının Zât'ın aynı olmadığı gibi Zât'tan gayrı da olmadığını ispat eder. Allah'ın ilmi cüz'iyyatı ve külliyyatı kuşatır; İbn Sînâ'nın 'Allah cüz'ileri ancak küllî bir tarzda bilir' iddiasını tenkit eder. Kelâm sıfatında ise harf ve sesten münezzeh ezelî 'Kelâm-ı Nefsî' hakikatini temellendirir.
FASIL VI: İrade-i Külliyye, Kesb ve İnsan Fiilleri: Cebr ve İhtiyar Münazaraları
İnsanın hürriyeti ve kader bahsinde Râzî, Eş'arî kelâmının 'kesb' nazariyesini felsefî bir derinlikle savunur. Râzî'ye göre fiilin hakiki yaratıcısı mutlak kudret sahibi olan Allah'tır; zira kula bağımsız bir yaratma kudreti verilseydi ilâhî mülkte O'ndan bağımsız bir ortaklık doğardı. Ancak kul, fiile yönelen irade ve azmiyle (kesb) sorumludur. Mu'tezile'nin 'kul kendi fiilinin yaratıcısıdır' tezini ilâhî kudretin kuşatıcılığıyla çürütürken, cebr-i mutlak sapkınlığını da insanın vicdanî mesuliyeti ve teklif âyetleriyle reddeder.
FASIL VII: Rü'yetullah Meselesi: Allah Teâlâ'nın Ahirette Cihetsiz ve Keyfiyetsiz Görülmesi
el-Erba'în'in en çetin kelâmî bahislerinden biri 'Rü'yetullah' (Allah'ın görülmesi) meselesidir. Mu'tezile'nin 'görmek ancak bir mekânda, karşılıklı cihette ve ışık vasıtasıyla mümkündür; Allah bundan münezzeh olduğu için görülemez' tezine karşı Râzî felsefî bir görme teorisi geliştirir. Görmek, göze bir suretin yansıması değil, nefiste hasıl olan kâmil bir idrak ve keşiftir. Varlık, görülmenin illetidir; var olan her şeyin görülmesi aklen mümkündür. Dolayısıyla mü'minler ahirette Cenâb-ı Hakk'ı bir yönde, bir mesafede ve cisim olmaksızın bi-lâ keyf göreceklerdir.
FASIL VIII: Nübüvvetin Epistemolojik Zaruriyeti ve Mucizenin Delâlet Gücü
Râzî, peygamberlik müessesesinin aklen ve ahlâken zaruri olduğunu ispat eder. İnsan aklı genel iyiyi ve kötüyü kısmen idrak etse de, nefislerin ihtiraslarını dindirmek, adaleti tesis etmek ve âhiret ahvalini bilmek için ilâhî bir elçiye (peygamber) muhtaçtır. Nübüvvetin ispat vasıtası mucizedir. Mucizenin 'âdeti yırtan' (hârikul'âde), muarızları benzerini getirmekten âciz bırakan ve peygamberlik iddiasıyla irtibatlı olan vasfını tahlil eder. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en büyük ve bâkî mucizesinin Kur'ân-ı Kerîm olduğunu belâgat ve i'câz delilleriyle kanıtlar.
FASIL IX: Sem'iyyât ve Meâd: Cismani Diriliş, Sırat, Mizan ve Ahiret Ahvali
Eserin son kısmı naklî ve gaybî bilgilere (sem'iyyât) ayrılmıştır. İslâm filozoflarının 'ahirette sadece ruhlar dirilir, bedenler dirilmez' şeklindeki ruhani diriliş nazariyesini Râzî şiddetle reddeder. Allah'ın dağılmış zerreleri bir araya getirmeye (iâde-i ma'dûm) ve bedenleri yeniden inşa etmeye kâdir olduğunu nasslar ve akılla gösterir. Kabir azabı, Münker ve Nekir suali, Mizan, Sırat köprüsü, Şefaat, Cennet ve Cehennemin ebediyeti meselelerini zâhirî hakikatleri üzere kabul ederek tevil sınırlarını çizer.
FASIL X: el-Erba'în'in Şerh Geleneği ve Eş'arî Düşüncesine Katkıları
Fahreddîn er-Râzî'nin el-Erba'în fî Usûli'd-Dîn'i, İslâm kelâm tarihinin el kitabı ve en çok müracaat edilen klasiklerinden biri olmuştur. Kādî Beyzâvî'nin 'Tavâli'u'l-Envâr'ı ve Seyyid Şerîf el-Cürcânî'nin şerhleri doğrudan el-Erba'în'in açtığı analitik damardan beslenmiştir. Eser, aklî şüphelerin en dehşetlilerini korkusuzca göğüsleyen ve onları sağlam bir mantıkla bertaraf eden bir inanç kalesidir. Râzî, bu eseriyle İslâm dünyasında aklî ilimler ile vahyî hakikatlerin sarsılmaz birliğini ebedîleştirmiştir.