Fahreddîn er-Râzî: Câmi'u'l-Ulûm ve İlimler Hiyerarşisi Külliyâtı
Harezmşah Alâeddin Tekiş İçin Telif Edilen Altmış İlim Ansiklopedisi (Hadâiku'l-Envâr fî Hakâikı'l-Esrâr); Şer'î, Aklî, Riyâzî ve Tabîî İlimler Nizamı Üzerine 10 Fasıllık Büyük Araştırma Monografisi.
FASIL I: Câmi'u'l-Ulûm'un Harezm Sarayındaki Doğuşu ve İlimler Ansiklopedizmi
Fahreddîn er-Râzî'nin 574 (1178) yılı civarında Harezmşah Alâeddin Tekiş için Farsça olarak kaleme aldığı 'Câmi'u'l-Ulûm' (diğer adıyla Hadâiku'l-Envâr fî Hakâikı'l-Esrâr), İslâm bilim ve düşünce tarihinin ilk ve en mükemmel altmış ilim ansiklopedisidir. Râzî, bu abidevî eserde çağının bilinen bütün zihnî ve amelî disiplinlerini tek bir mimaride bir araya getirmiştir. Eserin her ilim faslında o ilmin tarifi, konusu, gayesi, temel meseleleri ve her meseleye dair üçer sual ile üçer müdellel cevap yer alır. Bu pedagojik ve metodolojik düzen, eseri bir hükümdar için el kitabı olmanın çok ötesine taşımış, medreselerde tahsil edilen ilimlerin evrensel haritası haline getirmiştir.
FASIL II: Şer'î İlimler Manzumesi: Kelâm, Tefsir, Hadis ve Fıkıh Hiyerarşisi
Ansiklopedinin ilk bölümünü şer'î ve dinî ilimler teşkil eder. Râzî, ilimlerin şerefini konusunun yüceliğine bağlayarak kelâm ilmini en başa koyar; zira kelâmın konusu Zât-ı Bârî ve O'nun sıfatlarıdır. Ardından ilâhî kelâmın mânâlarını keşfeden 'İlm-i Tefsîr', nebevî sünneti aktaran 'İlm-i Hadîs' ve mükelleflerin amellerini düzenleyen 'İlm-i Fıkh' gelir. Râzî her bir ilmin sınırlarını, usûl kaidelerini ve mevsukiyet şartlarını büyük bir vukufiyetle vazeder; şer'î ilimlerin aklî muhakemeden bağımsız olmadığını, bilakis aklın nakli anlamak için vazgeçilmez bir miyar olduğunu vurgular.
FASIL III: Usûl-i Fıkıh, Cedel ve Hilâfiyat: İctihad Mantığı ve Münazara Adabı
Râzî, şer'î ilimlerin metodolojisini oluşturan Usûl-i Fıkıh, İlm-i Hilâf (mezhepler arası mukayeseli hukuk) ve İlm-i Cedel (münazara mantığı) disiplinlerini müstakil ilim dalları olarak inceler. Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas delillerinin epistemolojik derecelerini tahlil eder. Hukukî hükümleri istinbat ederken mantıkî kıyasın nasıl işletileceğini, sahîh kıyas ile fâsid kıyas arasındaki farkları gösterir. Cedel ilminde ise hakikatin ortaya çıkması gayesiyle yapılan münazara adabını sistemleştirir; muarızın delilini çürütme ve kendi tezini tahkim etme sanatının ahlâkî sınırlarını çizer.
FASIL IV: Riyâzî İlimler: Hendese, Hisâb, Cebrailî Mantık ve Mûsikî Teorisinin Temelleri
Câmi'u'l-Ulûm'un riyâziyyât bölümü, Râzî'nin soyut matematik ve geometriye olan derin vukufunu sergiler. Öklid geometrisinin (İlm-i Hendese) aksiyomları, sayı teorisi (İlmü'l-Hisâb), cebir (el-Cebr ve'l-Mukâbele) ve kesirler hesabı tafsilatıyla işlenir. Râzî, mûsikîyi de riyâzî bir ilim kabul ederek Pisagorcu ve Fârâbîci ses aralıkları, nağmeler, perdeler ve ritimler (îkâ') teorisini matematiksel oranlarla izah eder. Ona göre sayılar ve hendesî şekiller, âlemdeki kozmik nizamın ve ilâhî hendesenin zihnî aynalarıdır.
FASIL V: Hey'et ve Felekiyyât: Göksel Küreler, Yıldızlar ve Takvim Hesaplamaları
Astronomi (İlm-i Hey'et) bahsinde Râzî, Batlamyusçu felekler modelini, gezegenlerin yörüngelerini, episikl ve deferent dairelerini tahlil eder. Yedi seyyare (Zuhal, Müşteri, Merih, Şems, Zühre, Utârid, Kamer) ve burçlar kuşağının derecelerini inceler. Ay ve Güneş tutulmalarının geometrik sebeplerini, ekinoks noktalarını ve takvim tanziminin riyâzî esaslarını açıklar. Râzî, gök cisimlerinin hareketlerini kör bir tesadüfe değil, her an felekleri bir nizam üzere sevk eden Msebbibü'l-Esbâb'ın ilmine bağlar.
FASIL VI: Tabiî İlimler ve Tıp Sanatı: Beden Mizaçları, Hıltlar ve Teşhis Kaideleri
Râzî, tıp ve tabiat ilimlerinde de tıp âlimi olan babasının ve Hipokrat-Galen-İbn Sînâ mektebinin mirasçısıdır. Eserde İlm-i Tıb; nazarî ve amelî olarak ikiye ayrılır. İnsan bedeninin dört unsuru (ateş, hava, su, toprak) ve dört hıltı (kan, safra, balgam, sevda) incelenir. Mizaçların dengesi sıhhat, dengesizliği hastalık olarak tanımlanır. Nabız, idrar tahlili, mevsimlerin bedene tesirleri, şifalı bitkiler ve cerrahî müdahalelerin sınırları zikredilir. Râzî, beden sağlığı ile ruh saadetinin ayrılmaz bir bütün olduğunu gösterir.
FASIL VII: Mantık ve Dil İlimleri: Sarf, Nahiv, Belâgat, İştikak ve Vaz' İlmi
Câmi'u'l-Ulûm'da dil ilimleri ile aklî mantık arasında kurulan bağ fevkalade derindir. Râzî; İlm-i Lugat, İştikak (kelime türetme), Sarf, Nahiv, Meânî, Beyân ve Bedî' ilimlerini art arda sıralar. Kelimelerin zihindeki mânâlara nasıl vaz' edildiğini (İlm-i Vaz') inceler. Ardından Aristo mantığının temelini oluşturan beş tümel (külliyyât-ı hamse), kategoriler, önermeler, kıyas ve burhan bahislerini özetler. Dil ile mantık arasındaki münasebeti; dilin zihindeki düşüncenin libası, mantığın ise düşüncenin iç hendesesi olduğu teziyle açıklar.
FASIL VIII: Nücûm, Tılsımât ve Havas İlimleri: Gezegen Saatleri ve Tabiatın Gizli Kuvvetleri
Râzî, çağının ilim anlayışına mutabık olarak gaybî ve tabiat-ötesi kabul edilen 'İlm-i Ahkâm-ı Nücûm' (astroloji), 'İlm-i Tılsımât', 'İlm-i Simyâ' (maddelerin dönüşümü) ve 'İlm-i Havâss' (eşyanın gizli hasletleri) gibi sahaları da ansiklopedisine dahil etmiştir. Ancak Râzî'nin tavrı pasif bir kabul değil, analitik bir tasniftir. Gezegenlerin yeryüzündeki madenler ve bitkiler üzerindeki tesirlerini, manyetik ve kozmik çekimleri inceler. Sihir ile mucizenin, bâtıl efsaneler ile tabiî hassaların sınırlarını felsefî bir dikkatle ayırır.
FASIL IX: Ahlâk, Siyâset-i Medeniyye ve Tedbîrü'l-Menzil: Pratik Hikmet Nizamı
Pratik felsefenin (hikmet-i ameliyye) üç ana sütunu olan Ahlâk (bireysel nefis terbiyesi), Tedbîrü'l-Menzil (aile ve ev idaresi) ve Siyâset-i Medeniyye (devlet yönetimi ve kamu siyaseti), Câmi'u'l-Ulûm'da hükümdara rehberlik edecek bir üslupla sunulur. Adaletin mülkün temeli olduğu, hükümdarın zulümden kaçınması, ulemaya hürmet etmesi, hazineyi adaletle idare etmesi ve orduyu liyakatle sevk etmesi gerektiği delillendirilir. Râzî, Eflatunî ideal devlet felsefesini İslâmî adalet ve hilafet idealiyle mezceder.
FASIL X: Câmi'u'l-Ulûm'un Osmanlı Medrese ve Ansiklopedizm Geleneğine Tesirleri
Fahreddîn er-Râzî'nin Câmi'u'l-Ulûm'u, kendisinden sonraki İslâm dünyasında telif edilen bütün ilimler ansiklopedilerinin anası olmuştur. Kutbüddîn-i Şîrâzî'nin 'Dürretü't-Tâc'ı, Şemseddîn el-Âmülî'nin 'Nefâisü'l-Fünûn'u ve nihayet Osmanlı'da Molla Fenârî'nin 'Ünmûzecü'l-Ulûm'u ile Taşköprizâde'nin 'Miftâhu's-Saâde'si doğrudan bu eserin izinden yürümüştür. Câmi'u'l-Ulûm, İslâm medeniyetinin ulaştığı ansiklopedik bilincin, ilimleri birbiriyle çatışan değil birbirini tamamlayan bir tefekkür katedrali olarak gören nizamının en parlak şahididir.